1 Mayıs 2021 Cumartesi

Yeni Ayın İlk Günü | Mayıs 2021

 

''Şu an sadece imdat diye bağırmak istiyorum.'' Az evvel ödev yazısı yazarken, ah pardon beynim durduğu için yazamazken, gerildiğimden rahatlamak için elimi yüzümü yıkadığım sırada sakinleşmemi neyin sağlayacağını düşünürken kendime neyi istediğimi sormuş ve soruma yanıt olarak yalnızca bu cümleyi almıştım. Şu an sadece imdat diye bağırmak istiyorum.

Zaten çok uzun süredir ''artık kuscammm'' modunda olduğumdan bu anlık darlanma hallerim beni pek de şaşırtmıyor. 14 aydır kendimi eve kapattım. Bazı hayallerim çöp oldu. Bir yılımın da çöp olduğunun idrakine yeni yeni varıyorum. Açıkçası bu üzücü bir durum. Kendimi mutsuz hissetmiyorum. Memnuniyetsizlik kotamı da çoktan doldurdum, yani artık o hissin de üzerimde pek bir tesiri kalmadı. Uzun zamandan sonra nihayet beni gerçekten heyecanlandıran tek şey, gece yarısı huzur bulabildiğim nadir anlardan birinde, aylak aylak bookstagram hesabımdaki hikayeleri dolanırken gördüğüm bir haber oldu. Dünyadan o kadar elimi ayağımı çekmişim ki, yıllardır uyarlanmasını beklediğim bir kitap serisinin dizi olduğundan bile bihabermişim. Püüü bana!.. Bahsettiğim dizi Shadow and Bone (Gölge ve Kemik) bu arada. Ah ah! İzlemek için içim gidiyor biliyor musunuz?.. O hissi bilir misin sevgili okur? Sadece vicdan azabı duymamak için tutuyorum kendimi. Neden mi vicdan azabı duyacağım? Çünkü bitmeyen vize haftası yapmışlar, beni de içine atıp kaçmışlar da o yüzden...

Aslında vize haftam yeni başladı. Ama yaklaşık 3 haftadır ders çalışıyorum. İşte şu tek kelimelik cümleyi kurmayım da ne yapayım ha, ne yapayım: Kuscammmm :( 

Aslında sınav tarihleri bu sefer çok sıkıştırmadı beni. İlk dönem uykusuzluk rekoru kırmış bile olabilirim mesela. Hani üzerimde uykuyla ilgili deney bile yapabilirlerdi. O derece uyumadığım zamanlar olmuştu. Zaten bendeki iradeyi kimsede görmedim. Bir de son dakikalığı... Bu son dakikalık asla ama asssla tembellikle ilgili değil, eminim. Çünkü hep bir şeylerle uğraşıyor, hatta haddinden fazla incik cinciğine inerek uğraşıyor ve sonunda o şeyi birleştirme aşamasında son dakikaya kalıp sinir stres oluyorum. Bu boş yere kendini yorma aslında da, olmuyor başka türlüsü de. Yapamıyorum işte. Zaten uzaktan eğitimden nefret ediyorum. NEFRET! Artık ondan da ögggg geldi. (Evet bu yazım olabildiğince doğal olacak sevgili okur, her zamankinden bile daha doğal ve duygu fırlatmalı :) Sanırım seni uyarmak için geç kaldım, ama buraya kadar geldiysen senin için de sorun yoktur diye düşünüyorum. Neyse, devam edelim bakalım. Ne yazacağım Allah bilir...)

İşte ne diyordum? Nefret ediyorum uzaktan eğitimden. Artık bir buçukuncu yıla girdik. Üç dönem dile kolay. İtiraf etmek gerekirse başlangıçta, uygulamalı bölümler dışında okuyan üniversiteliler ''okul açılsın'' diye etrafta dolandıklarında bu insanların ağzına kürekle falan vurmak istiyordum. Neden? Çünkü okula üç vesait gidiyorum ben. Yüzde bir milyon virüs kapardım orda burda. Dikkat etsem bile...  Ama artık işler değişti. Cidden içim daralıyor ve cidden dayanacak mecalim kalmadı. Sabır taşı olsam çatlardım kesin. Neden? Çünkü dışarı çıkmam gerekmediğinden dolayı dışarı hiç çıkmadım. Sadece her ayın bir günü diş tellerim için ortodonti randevularıma gidiyordum o kadar. Ki bu tel olayı da şu lanet pandemi nedeniyle başıma geldi, o konuya tekrar girmiyorum bile. Hatırladıkça sinirlerim bozuluyor. Ama daha evvel bu konu hakkında yine böyle kafama geleni saydırdığım yazılarımı okumadıysan ve bu ne diyor diye merak ediyorsan seni şöyle (TIK TIK!) ve şöyle (TIK TIK!) alabilirim. Ki düşününce ben bu olayı da hak ettim. Karmaya inanıyorum artık biliyor musun sevgili okur? Karma gerçekten var. O yüzden ne yapıyorsak dikkat etmeliyiz ki sonra ayağımıza dolanmasın. Yıllar geçse de ders sen öğrenene kadar devam ediyor işte. Bu da bir Şaman öğretisindendi sanırım, tam hatırlayamadım şimdi. 

Neyse, içimin daralması ve ruh sağlığımın bozulması bir yana, uzaktan eğitimden verim de alamıyorum. Cidden alamıyorum. Teorik diye de geçiştiremiyorum artık. Zaten üçüncü sınıfım. Seneye okulum bitiyor. Uzaktan mezun olursam oturur ağlarım. Zaten başka ne yapacağım... Ah ah! -,-

Bir de bu yıl çok güzel derslerim vardı. Uzaktan eğitimin avantajlı yönleri var, yok diyemem. Ama kalıcı öğrenme sağlamıyor. En azından bende sağlamadı veya ben sağlayamadım bilemiyorum artık orasını. Bilecek takatim de yok pek zaten. Ama o dersleri birebir, yüz yüze eğitimle almak isterdim. Hem de çok isterdim. Özlediğim çok fazla şey var. Ben öyle bir şeyleri kolayca özleyebilen biri de değilim. Ama özlüyorum. Çokça. Bir de ben evi çok severdim. Evimi. Odamı. Artık odam için de modum ''kuscammm'' falan...  Bilgisayar başında vakit geçirmekten de, bir şeyler yetiştirme derdinden de, telaşlardan da, korkulardan da, aksiliklerden de, benim hatam olmayan şeylerle mücadele etmekten de (internetim de beni korkutuyor bu aralar, Allah vere de o konuda da bir aksilik yaşamasam. Ki yaşadım. Ama o konuya değinmeyeceğim çünkü yeter...) bıktım.

Çok doldum okur, çok. İstediğim şey çok basit aslında. Ama sanırım bu kadar açık olduktan sonra bile, bu basit şeyi yazmayı tercih etmeyeceğim :) Ama tüm yüreğimle diliyorum ki, şu basit şeyi yaşar ve nefes aldığımı hissederim.

Havalar artık ısınıyor. Umarım bu son gelen yasaklar işe yarar. Çünkü yeter gerçekten, yeter. Bu kadar dikkat ettikten sonra başladığımız noktadan bile daha kötü bir noktada olduğumuzu görmek fazlasıyla can sıkıcı.

Ve nisan da bitti işte. En sevdiğim ay. Sanırım bir saat falan sürdü... 

Dilerim mayıs güzellikleriyle gelir veya biz ona güzelliklerimizle gideriz. Güzellikler güzellikler, duyun sesimi... :)


Sevgiyle.


Arrietty's Theme (Instrumental)- The Secret World of Arrietty OST dinlemek için TIK TIK!



37 yorum:

  1. Çok dolduğun belli.Uzaktan eğitim çok verimli olmuyor ama yapacak birşey yok . Kolaylıklar diliyorum.Kalbini ferah tut.Mayıs ayı güzellikler getirsin.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Yapacak bir şey yok diye diye sabrettim doğrusu, hala yapacak bir şey yok biliyorum ancak benim sabrım da yok diyebilirim :) Tükendim. Herkes tükendi tabi. Ama ben kendimi bilebilirim en iyi. Ve umarım diyelim, güzel bir ay dilerim :) Yorumunuz için de çokça teşekkür ederim, sevgiler :)

      Sil
  2. Anlıyorum sizi desem, ne değişir bilmiyorum.
    Geçecek Inşaallah bu günler.
    Iyi yönden bakmalı diyeceğim de o da sadece hastalık kapmamış olmak galiba.
    Neyse.
    Pek iç ferahlamadım gibi gibi.
    Gülümse sen yinede.
    :)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Bir şey değişmese de, anlattıklarının bir yerlere ulaştığını bilmek güzel bir duygu. Bu yüzden işe yaradı yorumunuz emin olun :) Güzel yorumunuz için teşekkür ederim, güzel bir ay dilerim :)

      Sil
  3. İlkay'cım umarım sınavların ,derslarin iyi geçer.En çok gençlere ve çocuklara üzülüyorum bu dönemde. Oğlumda bu sene son senesini uzaktan veriyor, seni okuyunca belki o da bu durumda, bu kadar bunalmıştır, diye düşünmeden edemedim. Bu günlerde geçecek, önünüzde güzel günler olacaktır..Mutlaka..

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Ben de üzülüyorum... Her kademe için ayrı ayrı zorluk ve olumsuzlukları var bu durumun tabi ancak bazı sınıflar daha bir kritik. Üstelik herkesin imkanları bu sürece tam olarak elvermeyebiliyor, aksaklıklar çıkabiliyor. Ki çıkabiliyor değil, çıkıyor. Neresinden tutarsak tutalım elimizde kalan bir durum doğrusu. Kendi hislerimse çok buğulu. Düşününce çok üzülüyorum. Çünkü sadece bir buçuk yıl okula gittim ve evde geçirdiğim süreç bende iz bırakmadı. Öğrenme anlamında da demiyorum bunu. Daha çok psikolojik olarak. Yani kendimi üçüncü sınıf gibi bile hissetmiyorum mesela. Okula en son ne zaman gittiysem o zamanda donmuş kalmış gibiyim. Bu da çok üzücü doğrusu. Neyse, içten ve güzel yorumunuz için teşekkür ederim. Güzel bir ay dilerim :)

      Sil
  4. sevgili İlkay, bütün duygularını kalbimin bir köşesinde hissettim. Bu süreçte eğitim alan olmak çok zor. Çalışan olmak, ev geçindirmek neresinden bakarsan zor. Bir yandan yaşam olağanca hızıyla akıyor. Ödev ve sorumluluklarımız devam ediyor. Bir yandan dikkat etmemiz gereken çokca madde var ve bizi mutlu eden çoğu şey kısıtlandı. Biraz yürüyüş yapsan aslında bir ağacın altına oturup bir yarım saat geçirsen rahatlarsın belki. Görevlerimiz çok zaman kısıtlı. Ama kendini ve ruh sağlığını bu süreçte ihmal etme. Neşeli huzurlu günler dilerim.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Evet, neresinden bakarsak bakalım çok zor. Herkesin kendi dertleri, baş etmek durumunda kaldığı sorunları var. Ve dediğin gibi zaman akıp gidiyor. Tutmaksa mümkün değil :) Bense tüm bu akıştan ve yığılmış durumlardan soyutlandığımı hissediyorum bazen. Sanki her şey akıyor ama bensiz gibi. Ben neredeyim peki? Bilmiyorum. Açıkçası bilmeye dair bir isteğim de yok şu sıralar. Ama bilmeliyim. Bildiğim tek şey de bu zaten :) Tavsiyene de katılıyorum. Kesinlikle iyi gelecektir. Güzel yorumun için çok teşekkür ediyor, çokça sevgilerimi gönderiyorum :)

      Sil
  5. Ah İlkaycığım, resmen mayıs güzellemesi yazmışsın :))
    Yazdığın tüm satıra katılıyorum, hepsinde haklısın. Böyle öğretim mi olur deyip kendi harika öğrencilik zamanlarımı hatırlıyorum. En azından içindeki tüm duyguları yaz hatta çığlık da at bence (çok sevdiğin ya da sevmediğin bir rock parçayı aç son ses ve bağır, iyi yöntemdir) :))
    Umarım bu günleri atlattığımızda da "neydi o günler" diye bir yazı yazarız hepimiz <3 Şarkı çok hoşuma gitti. Teşekkürler, sağlıkla kal canım :)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Ahahha kesinlikle etkili olacaktır çığlık olayı, yapmadan emin oldum buna :) Ah umarım umarım... Güzel yorumunuz için çok teşekkür ederim, çokça sevgiler :)

      Sil
  6. Sınavların yorucu yanını bilirim. Bir de okuldan uzak olmak daha olumsuz etkiler. Kolaylıklar diliyorum. Bir gün hepsi geçecek diye düşünmekten başka çare yok sanırım.
    Bense şimdilik hedeflerimi de bıraktım. Yeniden kpss sürecine girecek gücü bulamıyorum. Ders çalışmaktan çok sıkıldım. Yaşıtlarımın bir iki çocuğu oldu, ben daha saçma şeylerle vakit öldürüyor, yerimde sayıyorum.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim :) İnsan zaman zaman bunalıyor, o yüzden dışarıdan birisi ne dese boş aslında. Bu bakımdan ben de yalnızca kolaylıklar diliyorum :) Ama şu var ki, herkes yaşamında bir şeylerin eksikliğini hissediyor, öyle ya da böyle. Belki biz başkalarının bizden daha iyi durumda olduğunu düşünüyor olabiliriz, hatta belki de gerçekten öyledir de. Ama neye göre ki bu? Bunu ben de yapıyorum, o yüzden söylüyorum bunları aslında. Bence herkesin kendi zamanı var. Bir yerde duymuş veya okumuştum, en güzel çiçeklerin geç açtığına dair bir şeyler. Belki aşırı kişisel gelişim toz pembeliğinde bir cümledir bu bazıları için. Ama bunu hep söylüyorum, ben bazılarını bilemem :) Yalnızca kendi düşüncelerimi bilebilirim ve bana göre güç veren bir cümle bu. Umut dolu demiyorum. Çünkü 'umut dolu' demek de kendimi teselli ediyor gibi hissettiriyor bana. Gerçek dolu diyorum sadece. Bence gerçek bir cümle. Çünkü biz neyin gerçekliğine inanırsak gerçekliğimiz o olmuş oluyor diye düşünüyorum. Ah yine lafı uzattım :) Neyse yorumun için çokça teşekkür ediyorum, sevgiler :)

      Sil
    2. Değerli cevabın için ben teşekkür ederim. O cümle de çok hoşmuş, sevdim. :)

      Sil
    3. Beğenmene sevindim :)

      Sil
  7. Umarım bu ay hepimiz için güzel geçer. Yarın gazetede!

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Umarıımm :) Teşekkür ederim, yeni sayıyı bekliyorum o halde :)

      Sil
  8. Yazdıklarına sonuna kadar katılıyorum. Ben de tükendim. Resmen kendimi kaybettim. Eski beni özlüyorum ama bulamıyorum. Bir de yüreğimde korku var, bu durum kalıcı olursa diye. Pandemiden bıktım, yasaklardan bıktım, maskeden bıktım. En önemlisi yaşadığım bu korkudan bıktım. Yanı ben de bezmiş durumdayım. Uzaktan eğitim diye bir şey olamaz zaten. Kolaylıklar diliyorum. Umarım hepimiz bir an önce bu sıkıntılardan kurtuluruz. Bahar geldi, yaz kapıda, biz bunalımda :((

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Herkes öyle ya da böyle olumsuz anlamda etkilendi bu süreçten sanıyorum ki. Bense, eski günleri özlüyorum. Çok özlüyorum. Hatta zaman donmuş gibi hissediyorum. Mutsuz hissetmiyorum ne ilginçtir ki :) Mutsuzluk değil bu, çünkü mutsuzluk ne demek sanıyorum ki biliyorum :) Bu daha çok heves kaybetmek. Tat tuz alamıyorum. Hani korona olunca tat ve koku kaybı oluyormuş ya, sanki benim de ruhum tat ve koku kaybı yaşamış gibi. Hiçbir şey heyecanlandırmıyor, gözlerimi parlatmıyor artık. Heyecan duymayı özledim. Diğer bir deyişle yaşamı içime çekmeyi özledim. Bunca dert varken belki bazılarına bencilce gelir bu yazdıklarım. Ama bunca derdin içinde insan en iyi kendini bilebilir. Ben de en iyi kendimi biliyorum haliyle. Hem insan kendine iyi gelemeden, vah şu dertler var vah bu dertler var diye etrafta koşturduğunda veya söylendiğinde ne oluyor ki? Hiç. Evet, hiçbir şey olmuyor. O yüzden öncelikle kendimize iyi gelmeliyiz. İyiyim ama dediğim gibiyim işte. Ve artık sıkıldım böyle olmaktan. Uzun zamandır böyle bu durum. Böyle olduğunda olaylara karşı direncin de düşüyor çünkü. Çok çabuk duygularım değişiyor mesela. Negatif hislere daha kolay kapılıyorum. Ve bu beni artık çok yoruyor. Yorumun için de çok teşekkür ediyorum. Ve ben de her şeyin bir nebze de olsa düzelmesini umuyorum. Çünkü ben üstüme düşeni fazlasıyla yaptım, artık elimden yalnızca ummak gelebilir. Neyse, sevgilerimle :)

      Sil
  9. Ne desen haklısın, herkes çok bunaldı. Umarım Mayıs ayı hepimiz için neşeli, tatlı bir ay olur, yüzlerimiz daha çok gülümser. Umarım yasaklar işe yarar ve artık yavaş yavaş normal hayatımıza dönmeye başlarız. Uzaktan eğitim çok verimli değil ama şu an için hiçbir şey yapılamıyor:(( Çok güzel bir yazı olmuş, içten, sıcak. Kalemine sağlık:))

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Ah ah, söylediklerinin hepsine içtenlikle katılıyor ve ben de tüm benliğimle gerçek olmalarını umuyorum. Güzel yorumun için de çok teşekkür ediyorum :)

      Sil
  10. Çok gerildim ya... Vallahi sınav haftası, final, vize olaylarının üzerinden 20 yıl geçti ama sanki sınava girecekmişim hissine kapıldım:-)) Bu kadar daraltmayın kendinizi diyeceğim ama nafile olacak büyük ihtimalle.. Her şeye rağmen kolaylıklar diliyorum. Bakkala, markete de olsa arada çıkıp yürüyüş yapın, kesinlikle iyi gelecektir.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Valla ben de gerildim, zaten bir anda patlamış ve aklıma geleni yazmışım :) Şimdi bana biri böyle bir yazı yaz dese yazamam mesela :) Yorumunuz için çok teşekkürler. Güzel bir ay dilerim her şeye rağmen :)

      Sil
  11. Şöyle bir yazı yazmak istesem ancak senin yazdığın gibi yazardım. Ne eksik ne fazla tam olarak senin gibi hissediyorum. Hele bu dönem müthiş dersler almam ve bunların online ortamda heba olması kısmı.. Beni de ağlatacaksın İlkay :'(

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Gönül isterdi ki bunları yazacak hislere kapılmasaydık -,- Ne dense boş aslında. Şuraya iki pozitif cümle kurmak istedim ama samimiyetsiz olmak istemiyorum :) Gerçekten de güzel heba oldu. Umarım gelecek dönem her şey biraz olsun düzelir. Tek umudum bu artık...

      Sil
  12. Ruhun çok sıkılmış, seni o kadar iyi anlıyorum ki İlkay. Benzer duyguları yaşıyoruz. Eve kapanmak çoğu insana iyi gelmiyor artık. İlk başlarda adapte olmaya çalışsak da şuan bu durum tam tersi hali almış vaziyette.
    Uzaktan eğitimin verimsiz olması konusuna katılıyorum. İyi tarafları olsa da örgün eğitimin yerini asla alamaz.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Uzun zaman boyunca sürekli aynı sıkışıklığı yaşamak bir yerden sonra insanı psikolojik, hatta fizyolojik olarak da çökertiyor. İlk başlarda çok kolay uyum sağlamıştım doğrusu. Hatta iyi de idare ettim bence. Ama yok yani, ben de insanım neticede. Uzaktan eğitim konusunda yazdıklarına ben de katılıyorum :) Kesiiinnlikle örgün eğitimin yerini alamaz. Neyse, yorumun için çok teşekkür ederim. Güzel bir ay dilerim :)

      Sil
  13. İnsan son birkaç yılının bomboş geçtiği gerçeği yüzüne vurulunca çok kötü hissediyor gerçekten. Herkes çok bunaldı. Öğrenci olanların durumu da çok zor. Sana sabır dilemekten başka bir şey gelmiyor elimden ne yazık ki. Umarım güzel bir ay olur Mayıs ayı hepimiz için.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Umarım umarım umarım... Çünkü ihtiyacım var artık şahsen :) Yorumunuz için çok teşekkür ederim ve güzel bir ay dilerim ben de :)

      Sil
  14. Yazında kendi durumumu gördüm resmen. Öğrenci benzerlikleri bu olsa gerek. Uzaktan eğitimin verimsizliği üstüne üstlük bir de ödevlerin daha da fazlalaşması. Hiçbir şey yapmak istememek. Malesef böyleyiz. Umarım geçecek

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Ödevlerin fazlalaşması konusu cidden apayrı bir mevzu. Evde olsak da insanız. Yani böyle bir gerçek de var :) Ve umarım. Umarım geçer. Yorumun için teşekkür ederim :)

      Sil
  15. gölge ve kemik başlıycak bir dee bir efsane daha başlıycak, zaman çarkı, the wheel of time, robert jordan, 15 kitaplık serinin dizisi başlıyor, çok kısa bir fragman koydular :) başarılar kolaylıklar sana, dersler sınavlar, haklısın ama hepsi geççcek işte boşver :) pandemiyi bile unutcaz bir gün :)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Zaman Çarkı'na başlamak için bir dönem gözümü karatmıştım karartmasına da bir şeyler olmuş başlamamışım seriye. Zaten her bakımdan dolu dolu bir seri malum :) Ama uyarlanacağını bilmiyordum. Bilgilendirme ve dileklerin için teşekkür ederim :) Çünkü böyle haberlerden çok uzak kalmışım. Gölge ve Kemik'i yıllarca bekledim ben. Ah keşke uyarlansa diye etrafta dolaşıp duruyordum hatta. Sonra uyarlanma haberini almıştım almasına da, geçen tesadüfen dizinin başladığını gördüm. Aaa yayınlanmış diyorum, komik ya :)

      Sil
  16. Bu uzaktan eğitim durumundan sıkılmanı o kadar iyi anlıyorum ki. Bir müddet sonra insan ne olacaksa olsun ama okullar açılsın, der hale geliyor. Kardeşim de 1. sınıfta ve o da bıktı bu durumdan. En çok da okul yüzü görmeden mezun olacak bir nesil yetişecek diye korkuyor insan. Umarım bir an önce biter, demekten bile yoruldum ama umarım... Ruh sağlığın bozulmasın, bol bol yaz içini dök iyi gelir. :)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Gerçekten de öyle. Çünkü sıkılmamın da yanı sıra, tüm süreçte dikkatli oldum. Yani elinden geleni yaptıktan sonra bile elinden daha çok şey gelmesinin beklenmesi rahatsız ediyor. Seneye okula gitmeyi çok istiyorum, çünkü son senem. Uzaktan mezun olursam gerçekten üzüleceğim. Çünkü bazı şeylerin telafisi yok. Neyse, yorumun için teşekkür ederim. Çokça sevgiler :)

      Sil
  17. İçin gerçekten çok dolmuş. Blog içini boşaltmak için var zaten. Yaz ve rahatla her zaman.

    YanıtlayınSil

Yukarı çık