19 Ocak 2020 Pazar

Göz (Carrie) | Kitap Yorumu


Yılın ikinci kitap yorumuyla güzel bir pazar sabahından herkese merhaba :)) Üç günde ikinci kitabımı bitirdim yehuuu :) Cidden şöyle dolu dolu kitap okumak gibisi yokmuş, cidden. Kendime geldim desem yeridir. 


''Sana öyle bir ezgi yazmak isterdim ki, tatlı kız, 
Bildiğin o yararsız şeyin acısını dindirsin, 
Seni rahatlatsın ve çıldırmaktan korusun.''


Carrie White tüm hayatı boyunca aşağılanmış bir genç kız. Bir gün okulda ilk regl kanamasını yaşaması ancak bunun ne olduğunu bilmediği için fazla tepki vermesi üzerine sınıfındaki diğer kızlar tarafından küçük düşürülüyor. Carrie diğer yaşıtlarından farklı. Bunun sebebiyse fanatiklik boyutunda dinine bağlı olan annesi. Hatta bu bağlılık hastalık boyutunda ve küçüklüğünden itibaren tüm hayatı boyunca Carrie'ye zarar vermiş. Bunun yanı sıra Carrie'nin güçlü bir telekinezi yeteneği var. 
Bir gün Carrie gerçekten mutlu olabileceğine, diğerleri gibi 'normal' olabileceğine inansa da, hayal kırıklıkları peşini bırakmıyor.
Kitap Carrie'nin içinde bulunduğu ana olay, bu olayın yol açtıklarına dair raporlar ve görgü tanıklarının ifadelerinden oluşuyor. 

Peki o zaman gelelim benim kitapla ilgili düşüncelerime. Kitabı alalı gerçekten yıllar oluyordu. Hatta 5-6 yıldır kitaplığımda okunmayı bekleyen bir kitaptı, ki muhtemelen artık okumam gerekiyordu. Daha evvel King'ten baştan sona okuduğum bir kitap olmadı. Baştan sona diyorum çünkü daha öncesinde Hayvan Mezarlığı'na başlamış ve çok gerildiğim için yarım bırakmıştım. Carrie'de bu kadar çok gerilmedim. Hatta kitabı elimden bırakamadım. Başlarda kitabın çok klişe olacağını düşünmüştüm. Klişe kelimesi kitabı tanımlamak adına uygun bir kelime olmasa da olaylar tahmin edilebilirdi benim için. Ama bu tahmin edilebilirlik durumu kitabın sürükleyiciliğinden hiçbir şey eksiltmemişti. 

Kitabın yalın bir dili var. Karakterlerin kişilikleri de kendi rollerini yansıtacak biçimde keskin çizgilerle çizilmiş gibiydi. Ama ben bu durumu sevdim. Çünkü kitap bir korku kitabı olmasının da ötesinde -çünkü hiç korkmadım şahsen- okura bazı dersler veriyordu. Mesela Carrie'nin dışlanması. Kimsenin onunla empati kurmaması. En iyi ihtimalle insanların yalnızca ona acımaları, belki 'üzüldüm' demeleri ama acımasızlıklarından hiçbir şey kaybetmemeleri. Aslında Carrie çok sevdiğim bir karakter olmadı. Sevdiğim bir karakter bile olmadı. Ona acıdım da diyemem. Çünkü bir noktada kendini annesinin elinden kurtarabilirdi. Ama yapmadı. 

Değinmek istediğim ikinci noktaysa Carrie'nin annesinin dine olan saplantısı. Kızının doğumunu bile bir çeşit hata olarak gördüğü ve Carrie'yi dini bütünlüğüne olan bir kara leke gibi benimsediği için kendi hatalarını bile Carrie'ye yüklüyordu. İşte bu noktada Carrie'ye üzüldüğüm doğrudur. Annesinin ikiyüzlülüğünü ve sapkınlıklarını okumaksa sinir bozucuydu. 

Bir de yazıldığı dönem ve yazarın yazdığı ilk kitap olduğu düşünülürse Göz'ü başarılı bulduğumu söyleyebilirim. Kitap hakkında ek bilgi edinmek isterseniz şu yazıya (TIK TIK!) göz atabilirsiniz.

Özetle, benim Kingle tanışma kitabım Göz oldu. Bayıldım mı, bayılmadım. Ama beğendim mi, evet beğendim. 



ALINTILAR

''Fakat hiç kimse de yaptığı hareketin başka insanları üzdüğünü anlamaya çalışmıyor. İnsanlar zamanla daha iyi olmuyorlar, sadece akıllanıyorlar. Akıllandığın zaman sineklerin kanatlarını kopartmaktan vazgeçmiyorsun, yalnızca bunu yapmak için daha iyi nedenler buluyorsun.''


''Ama Carrie için gerçekten üzgünüm. Onu artık unuttular. Onu bir çeşit sembol yapıp, umutlarıyla, düşleriyle herkes gibi bir insan olduğunu unuttular. Ama artık bunları söylememin bir yararı yok sanırım. Onu manşetlerden indirip gerçek bir insan gibi göstermek olanaksız. Ama o bir insandı ve o da acı çekiyordu. Hiç bilemediğimiz kadar da acı çekti.''


''...eğer geleceğe bakmazsak, bunun bedelini çok pahalıya ödemekten kurtulamayız.''


''Uymak. En kaçındığı sözcük buydu, çünkü daha bunu söyler söylemez aklına tatsız görüntüler gelmeye başlıyordu: Kocası bürosunda ne idüğü belirsiz işler çevirirken o, saçlarında bigudilerle televizyonun karşısında ütü yapıyor; Okul Aile Birliğine üye oluyor, daha sonra gelirleri arttıkça yükselip kentin sosyete kulübüne üye oluyorlar, çeşitli yatıştırıcı haplara başlıyor, gece yarısı bebek vızıltılarına uyanıyor, başka kadınlarla birlikte protesto gösterilerine ve zencileri Kleen Korners'dan kovma kamplarına katılıyor...''


''Ama üzgünüm demek,çok boş bir şey. İnsan fincanından biraz kahve döktü mü ya da bovling oynarken topu yanlış yere attı mı, söyler bunu. Gerçek üzüntü gerçek aşk kadar ender görülür.''













24 yorum:

  1. Hayvan mezarlığı 'nın filmi vardı onu izlemiştim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet filmi de varmış ama izlemedim. Kitabı baya gerilimliydi orası ayrı konu :)

      Sil
  2. Uzun bir aradan sonra merhaba İlkay :) senin kitap paylaşımlarını okumayı özellikle de alıntı kısımlarını hep çok sevmişimdir. Son alıntıyı çok beğendim. Ben S.King' in sadece "O" romanını okumuştum ve terlemiştim gerilmekten bu daha derin bir kitap sanırım

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hoşgeldin, yorumlarını görmeyi gerçekten özlediğimi fark ettim şu an :) O'yu okumadım ama özellikle de sonradan çıkan basımı baya hacimliydi :) Palyaçolu bir hikayeyi barındırdığı ve palyaçolardan haz etmediğim için okumaya pek yanaşmadığım bir kitap olsa da denk gelirse okuyacağım bir kitap :) Bu kitap da gerilimliydi aslında ama beni çok germedi :) Mesela Hayvan Mezarlığı'nın yarısını okusam da onda gerim gerim gerilmiştim. Bu kitap içinse daha çok karakter odaklıydı diyebiliriz sanırım. Carrie'nin psikolojik yapısına da değinmiş yazar. Yani Carrie'nin patlamasına neden olan olayları okuyoruz kitap boyunca. Genel olarak güzel bir kitaptı diyebilirim. Zaten yazarı seviyorsan beğenirsin muhtemelen :)

      Sil
  3. Yanıtlar
    1. Ben daha o raddede değilim yazarın kitaplarına karşı :) Ama yazarı seviyorsan muhtemelen bu kitabını da seversin :)

      Sil
  4. carrie, filmini kaçırmaaa, iyi korku filmii, kitabı okumadım, filmini izlediiim :)

    YanıtlaSil
  5. Bu kitabı çok merak ediyorum, filminden dolayı da iyice dikkatimi çekmişti. Yazını okuduktan sonra sanırım daha fazla erteleyemem. :) İlk kitap alışverişimde alayım, çok teşekkürler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Şimdi üstüme sorumluluk binmiş gibi hissettim ya :)) Aslında sürükleyici bir kitap ama dediğim gibi öyle aman aman beğendim de diyemem. Eğer başka önceliklerin varsa sırayı onlara da verebilirsin bence. Ama yok, kitabı merak ediyorsan da neden şans vermeyesin :) İyi okumalar alacağın kitapları :)

      Sil
  6. Filmini izlemiştim ve sevmiştim ilginçtir 😂😂 Stephen King okumaya bir ön yargım var kıramadım 🤔

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aynı önyargı bende de mevcuttu, ki kitap elimde olsa alıp okumazdım da :) Aynı önyargı Ahmet Ümit'e karşı da var ben de. Çünkü vakti zamanında bu iki yazarı seven, okuyan bazı fanatik okurlar sinirimi bozmuşlardı ((: Ama önyargı kötü bir şey tabi. Okumadan bilemezsin sevip sevmeyeceğini.

      Sil
  7. Uyarlamasını izlemiştim, güzeldi. Stephen King'le aramızda bir soğukluk var ama neden çözemiyorum. Okuduğum - okuyup bitirebildiğim - iki kitabı var: Kubbenin Altında ve Kara Kule serisinin ilk kitabı Silahşor. Kubbenin Altında harika potansiyeli olan bir kitaptı ama sonuyla beni kaybetti :D Silahşor ise bir serinin ilk kitabı olarak fazla karmaşık, anlaşılmaz gelmişti bana. Bunlar yazardan soğuttu sanırım biraz beni. Yine de hala Hayvan Mezarlığı ve O'yu merak ediyorum, okumayı deneyeceğim büyük olasılıkla. Umarım bu kitapları yazara ısınmamı sağlar çünkü türünde çok sevilen bir yazar, insan herkes seviyorsa vardır bir şey diye düşünüyor :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aslında Hayvan Mezarlığı'nı okumaya çalıştığım dönemde yazarın tarzının bana uymadığını düşünmüştüm. Yani sadece korku türünde yazdığı için de değil, genel olarak üslubunu falan da benimseyememiştim. Göz'e de 3-4 defa başlama girişimim olmuştu ama hep aynı şey oldu, yani Hayvan Mezarlığı'ndaki olay. Bu durum muhtemelen benden kaynaklı gerçi. Her yazarla her zaman uyuşacağız diye kesin bir durum yok neticede. Ama bu sefer Göz'e oldukça nötr başladım. Sıfır beklentiyle. Ve beğendim de. Evet, yazarın üslubunu hala tam olarak benimseyemedim -ki yazarın tarzının bana uymadığını düşünmemdeki ana neden buydu- ama yine de en azından Göz, sürükleyici bir kitaptı. Elimde bulunduğu için muhtemelen Hayvan Mezarlığı'nı da okurum ama ne zamana okurum orası meçhul işte. Ve son cümlene katılıyorum. Herkes bu kadar çok sevince insan düşünmeden edemiyor ben neden bu kadar çok etkilenmedim diye. Zevkler ve renkler mevzusu sanırsam, ya da bilemiyorum :)

      Sil
  8. telekinetik olmayı çok istemiştim. çoğu zaman da rüyamda görmüşümdür, gözlerimle eşyaları zangırdatıp havalarda uçurduğumu. olmadı, olmamış yani, napayım böyle düz bi insan olarak yaratılmışım:P
    kitaplıkta senelerdir okunmayı bekleyen kitaplar, gün gelip okunduğunda güzel tatlar bırakıyor. demek ki kader gibi bi şey, her kitabın da bir zamanı var.
    s. king uyarlaması filmler seyrettim de alıp bi kitabını okumadım. sürükleyici olacak biliyorum ama almıyorum, hep başka bi kitap giriyor araya. demek ki zamanı değil. :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ah ne güzel olurdu böyle yeteneklere sahip olmak ama :)) Evet aslında kader gibi bir şey bir yerde. Çünkü daha evvel okumaya çalıştığım dönemlerde kitap beni bir türlü içine çekememişti. Ama bu sefer bir çırpıda okudum. İnsanın modu da önemli demek ki :)

      Sil
  9. Bu tarz kitapları çok okumayı tercih etmiyorum. Beni geriyorlar :(

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Beni de :) Ama Göz o kadar da germedi beni. Hatta hiç germedi bile diyebilirim.

      Sil
  10. King'in hiç bir kitabı klişe değildir bütün kitaplarını okumuşumdur firestarter gibi eskilerden ve uyuyan güzeller gibi yenilerden bir kitap önerebilirim...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yazımda da bahsettiğim üzere Göz yazardan baştan sona okuduğum ilk kitap. Ancak daha evvel yazarın başka kitaplarını da okumayı denemiştim. Hayvan Mezarlığı ve Kujo isimli kitaplarını. Ancak yazarın tarzının bana uyduğunu düşünmüyorum. Klişe demek doğru bir tabir değil, bunu da belirttim yazımda zaten. Ancak en azından okuduğum bu kitabı için konuşursam, kitaptaki olayları tahmin etmek benim için zor olmamıştı. Ama tabii, Göz yazarın ilk kitabıymış. Muhtemelen diğer kitaplarına göre daha yalın bir kurguya sahip olmalı. Tabi bilemiyorum da. Sadece olayları kolaylıkla tahmin edebildiğimi ifade etmiştim.
      Bunun haricinde yazarın başka kitaplarını da okumak aklımda. Her ne kadar tarzının bana uymadığını düşünsem de. Öncelikle bir okumak gerekli sonuçta. Önerileriniz için de teşekkür ederim :)

      Sil
  11. Kitabı okumadım ama uyarlamasını izlemiştim ben de. King benim için şöyle bir yazar, genel olarak sevdiğimi düşünüyorum ama okurken o kadar da sevmiyormuşum oluyorum :D Herhalde konularını seviyorum, bilemedim :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aynen ben de öyleyim galiba. Gerçi daha tek bir kitabını okumuş oldum ama garip bir duygu durumu içerisindeydim kitabı okurken :) Hem sevdim hem de bana göre değil gibi de geldi, bilemiyorum ben de doğrusu :))

      Sil
  12. Bu kitabı yaşım biraz daha küçükken okudum ve travmadır benim için. Şimdi okusam yine o kadar etkilenir miyim bilmiyorum ama bende iyi bir hatırası yok :).

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Zaten özellikle de arka kapağı falan korku filminden bir sahne gibi :)) Açıkçası kitabın konusunu okuyunca, üstüne bir de böyle bir dış kaba sahip olunca kitap, ben de çok korkacağımı düşünmüştüm. Ama korkmadım. Kitabı ilk aldığım zaman okusaymışım belki azıcık korkabilirdim ama bu doğru :)

      Sil