1 Aralık 2019 Pazar

Yeni Ayın İlk Günü #10 | Aralık 2019


Herkese merhabaa :)) Bu yazıyı yazmayı son bir haftadır falan bekliyordum. Ne ironiktir ki bu bekleyişime pek de hoş duygular eşlik etmiyordu. O kadar o kadar o kadar boş ve dolu hissediyordum ki anlatamam. Ama şu an en sevdiğim şarkının hareketli bir coverı eşliğinde kuş gibi hafif bir şekilde bu satırları yazıyorum. Hayat :)

Bence ben özümde gerçekten olumlu bir insanım. Polyannavari diye tabir edilebilecek bir yaklaşımım var. Ama ben körü körüne iyimser biri değilim. Sadece olayları olduğu gibi görebilme yeteneğine sahip olduğumu düşünüyorum. Ve buna sahip olabilmek için inanın bana haddinden fazla, çoğu zaman gereksiz yere akan gözyaşlarım oldu. Ama sonuçta bugünkü bakış açıma ulaşabildim. Ulaşabildim demek de doğru değil aslında. Hayatta ulaşmak diye bir olay yok çünkü. Hep bir yerlere gider insan yaşamı boyunca. Hep ulaşacağı bir yer vardır. Ta ki ölene dek. Hayat ölüme giden sonsuz bir yol gibi. O yolda başımıza pek çok şey gelebilir. Çukurlar olabilir, tümsekler olabilir, önümüze kurtlar çıkabilir. Bazı kurtlar direk bize saldırabilir, bazıları bize dost görünebilir. Ama tüm bunların masmavi gökyüzünü görmemize veya yol kenarındaki çiçekleri koklamamıza bir engel teşkil ettiğini düşünmüyorum. Büyük konuşmak istemiyorum ama ileride de bu düşüncemin değişeceğine inanmıyorum. Çünkü benim kişiliğim bu. Kişilikler kolay kolay değişmez.

İnancım dolayısıyla fazlasıyla şükreden bir insanım. Ki şükretmenin insanı ruhsal anlamda olumlu etkilediğine inanıyorum. Ara ara bazı dipsiz düşüncelere dalarım. Var olmanın ya da olmamanın anlamsız olduğu gibi düşüncelere. Aslında hala aynı düşünceye sahibim ama şu anda daha berrak düşünebiliyorum. Umutsuzluk çeperlerinden öööyleceee sıyrıldım yani. Bence her şeyde bir anlam aramaya çalışmak da anlamsız. Çünkü bazen bazı parçaların birleşmesi gerekir. Bazen ilerlemek gerekir. Bazen dikenlere bata bata yürümek gerekir. Bazen her tarafın kanarken anlam bulabilirsin hayattaki bazı şeylerde. Belki direk hayatta. Ama bence bu da anlamsız. Anlamlı olan tek şeyin hayattaki kendi köşeni süslemek olduğuna inanıyorum bu günlerde. Bazen hayat gri ve sıkıcı bir apartman gibi görünebilir. Gri ve sıkıcı apartmanlar, gri ve sıkıcı oldukları gibi; aynı zamanda korkutucudurlar da. İşte sadece korkutucu olduğu için içeri kapanmak çok saçma bence. Bence hayattaki tek anlam kendi gri balkonunu renklendirmek. 

Bu söylemler bazı insanlara şımarıkça gelebilir. Bunun da narsistlik olduğuna inanıyorum. Çünkü bu insanlar da kendi sözde erdemli fikirlerine o kadar bağlılardır ki, hayattaki büyük sorunları rahatça sıralamalarına rağmen, önlerinde gerçekleşen olaylara bile güçleri yettiği halde seslerini çıkarmazlar. İşte o yüzden önemli olanın 'kendi' balkonunla ilgilenmek olduğunu düşünüyorum. Çünkü kendi balkonunu renklendirecek güce sahip olmayan insanların başkalarının balkonlarını renklendirmeleri, yani başkalarına, o büyük sorunlara yardımcı olmaları beklenemez.
Ama bahsetmek istediğim şeyler bunlar değildi. Yeni ayın ilk günü yazılarını yalnızca içimi dökmek adına yazıyorum. Yani yazımın içeriğinde bireysel şeyler oluyor. Ve tabii spontane olarak yazıya dökülen düşünceler.

Bahsettiğim şarkı işte bu: 




Bahsettiğim cover da işte bu:



Bu şarkıyı -üstteki videoyu- ilk kez ya 6. ya da 7. sınıfta dinlemiştim. O zaman neden bu kadar çok sevmiştim bilmiyorum. Belki melodisinden dolayıdır. Ama yine de şarkıda beni çeken bir şey vardı, adını koyamadığım bir his. Ve bu his yıllar boyunca değişmedi. Şarkıyı yine aynı hislerle dinliyorum. Ve bu yaşımda sözlerine daha yerinde anlamlar verebiliyorum.
Mesela şu kısım beni en çok etkileyen kısım olmuştur:


Birds are flying over Europe skies 
Tell me please why can't I?


Sanırım fazla özgür bir ruhum var :) Her zaman kendimi rüzgar gibi hissetmişimdir. Veya gün ışığı gibi. Gelip geçen bir şekilde yani. Bu yüzden de büyüdükçe bazı şeylerle yüzleşmek, daha somut hislere tutunmak zorunda kalmak bana kimi zaman zorlayıcı geldi. Çünkü insanlar farklıydı. Dünyada oturmuş belli bir düzen vardı. Falan filan. 
Ama zamanla çözümün sorunun içinde gizli olduğunu fark ettim. Gün ışığı gibi, rüzgar gibi bir şey olduğunu hayatın. Gelip geçen, değişen. 

Bruce Lee'nin bir röportajında geçen bir kısım vardı:


'' Zihnini boşalt. Formsuz ol. Şekilsiz. Su gibi. Suyu bir bardağa koyarsan, su bardak olur. Suyu bir şişeye koyarsan, şişe olur. Suyu bir çaydanlığa koyarsan çaydanlık olur. Su akabilir ya da parçalayabilir.''


Diye. Hatta bu cümle şu yazımda (TIK TIK!) geçiyor. O yazımın ilhamı da şu video (TIK TIK!) Yani direk videoyu izleseniz de olur.

İşte özetle, yapmam gereken tek şeyin biraz sakinleşmek, nefes alıp vermek ve yaşamak olduğunu fark ettim. Belki her şey anlamsızdır. Ama anlamsızlık bile var olan bir olgu olduğu için, yalnızca 'anlamsızlık' olgusu olarak bile var olarak, bir şeylerin varlığında anlam bulabilir. 
O yüzden, şimdilik önemli olanın koca binayı boyamayı düşünmek veya bu bina neden gri diye dertlenmek yerine, kendi balkonunu renklendirmekte olduğunu görüyorum.

Bu aydan huzur, barış, mutluluk, sağlık -ve tabii bolca ilham :)- diliyorum. İşte hayattaki en güzel renkler de bunlar :)


Güzel bir ay dilerim, sevgiyle :)







42 yorum:

  1. Bu kötü geçen günümde içime mutluluk huzur ve anlamlandıramadığım güzellikler serptin. Hem yazınla hem şarkıyla :) İyiki varsın bu blog dünyasında. Yazdıklarını mutlaka dikkate alıcam. 2019'un bu son ayı daha güzel gelsin mutlu etsin hepimizi :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sen de bu güzel yorumunla yüzüme anlamlandıramadığım kocaman bir gülümseme kondurdun, teşekkür ederim :) Ben de özellikle de böyle geri bildirimler aldığımda 'iyi ki bu bloğu açmışım ve böyle bir ortamdayım' diyorum. Musssssmutlu günler dilerim, sevgiyle :)

      Sil
  2. Harika bir yazı:)
    Bircok seyden bahsetmişsin ve sana katılıyorum. Kendi gri balkonumuzu renklendirmek önemli ve bu güzel bir tabir ;)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bazen bildiğim şeyleri uygulamasam ve kapı pencereyi sıkı sıkı kapatıp iç dünyama gömülsem, hatta kendimi de griye boyasam daaa :)) Genel düşüncelerim bunlardı ve bu aya bu şekilde başlamak istedim. Hani derler ya 'nasıl başlarsan öyle gider' diye. Gerçi öyle gitmiyor ama olumlu hisler beslemekte, yansıtmakta fayda var. Yazımı beğenmene de çok sevindim. Yorumun için teşekkür ederim, sevgiyle :)

      Sil
  3. Şükredecek öyle çok şeyimiz var ki, Çok teşekkürler.

    YanıtlaSil
  4. Aa ne güzel bir düşünce :) Bende hep genel olgulara bakar karamsarlığa bürünüyordum. Ama artık onun yerine genele değil kendime bakıp. Kendi köşemi süsleyeceğim. Bu güzel yazı için çok teşekkür ederim... :))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben de ben de. Bakmayın böyle yazıyorum ama :) Ama yine de düşüncelerim bunlar. Yani pratikte pek başarılı olamasam da kimi zaman, genel olarak yazımda savunduğum görüşlere inanıyorum. Yorumunuz için ben teşekkür ederim :)

      Sil
  5. her şey gönlünüzce olsun

    YanıtlaSil
  6. Şükredilebilecek çok şey varken arada karamsarlığa düşmüyor değil insan. Hayatın dengesi demekki bu. Karanlıklar olmasa nasıl çıkarız aydınlığa. :)

    YanıtlaSil
  7. Ben çok çabuk karamsarlığa kapılabiliyorum, son zamanlarda bunu aşabilmek için elimden geleni yapmaya çalışıyorum. Bu açıdan yazına denk gelmek hoş oldu. :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben de bazen karamsarlığa kapılıyorum bazı durumlar karşısında. Ama belki de bazen akışına bırakmak ve kafamızı kurcalayan şeyleri kurcalamayı bırakmak gerekli. Belki de bazen kurcalar kurcalar gider modunda takılmalı :)

      Sil
  8. Duygularınızı ne güzel dile getirmişsiniz, çok güzel bir yazı olmuş, emeğinize sağlık🤗

    YanıtlaSil
  9. Şükretmek, şükredebilmek ne kadar güzel. İnsanın arada da olsa hayata bir dur deyip kendi iç sesine kulak vermesi gerekebiliyor. Bunu yaparım bazenleri. Gerçekten de işe yaradığı oluyor kendi motivasyonum açısından. :) Dilerim huzurlu mutlu sağlıklı bir ay olur hepimiz için. Kendine çok dikkat et sevgili İlkay!

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İç sesime bazen 'lalalalala' diyorum sanırım :) Çünkü aslında onu ne zaman dinlesem sonu olumlu bitiyor. Ve teşekkür ederim çokça :)

      Sil
  10. Hayata pozitif bakmanız ne güzel herşey gönlünüzce olsun

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Komik ama teoride pozitifim ben :) Pratikte sanırım çoğu insan kadar başarılıyım olumluluk konusunda. Hatta belki ortalama altında kalıyorumdur :) Ama yine de düşünce temizliği güzel bir başlangıç gibi. Yorumunuz için teşekkürler :)

      Sil
  11. mükemmel anlatmışsın. özellikle "ben özünde olumlu bir insanım" ile başlayan paragrafın valla nasıl desem yaniiiii bilgece olmuş. ayrıca evet gerçekleri gören bir olumlusun hhıhım. bir laf var twitırda okudum biri demiş ünlü olan, gerçekçi ol imkansızı iste :) ne laf yaa. o zaman, bol hayal :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Öyle mi olmuş ki, utandım ufaktan :) Teşekkür ederim :)

      Sil
  12. biriciklerden sevdiğim günlükün yorumuna tümüyle katılıyoruuum :)

    YanıtlaSil
  13. polyannavari birinden daha selam olsun:) çok zaman oluyor ki bakış açımla polyannayı ağlatıyorum :D

    YanıtlaSil
  14. mutsuzluğa düşünce yine insanın kendini çıkarabilmesi önemli yeti bence. ne kadar düşersen düş biliyorsun ki kendine verdiğin telkinle toparlanacaksın. bi başkasına ihtiyacın yok. bu polyannaların ve yalnızların sanırım tek ortak özelliği.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ne kadar doğru özellikle de son iki cümle: Bi başkasına ihtiyacın yok. Bu Polyannaların ve yalnızların sanırım tek ortak özelliği.
      İşte düşüncelerimin özeti, teşekkür ederim :)

      Sil
  15. "Bazen hayat gri ve sıkıcı bir apartman gibi görünebilir." dedin ve kendi balkonunu renklendirmekten söz ettin ya işte bundan dolayı burada olmaktan mutluluk duydum :) Neşeli sevgilerle :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. O zaman çok sevindim ben de :)) Bol neşe ve bol sevgiyle benden de :)

      Sil
  16. Bu yazılarını çok seviyorum :)) Dünyadaki düzene hala uyum sağlamakta güçlük çektiğimi düşünüyorum, bazen çok fazla düşünceler ve hayaller evrenine kapılıyorum :))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben de yazılarımın sevilmesini seviyorum :) Daha doğrusu hislerimi aynı şekilde olmasa bile, bir şekilde paylaşan insanlarla karşılaşmak bana kendimi rahatlamış hissettiriyor. İşte birileri dahaaa falan gibi :) Yorumun için çok teşekkür ederim, sevgiyle :)

      Sil
    2. Nerelerdesiin? Bir süredir yeni yazını göremedik :((

      Sil
    3. İnzivaya çekildim :P :))

      Sil
  17. iyi geceeleer geçerken bi uğradııım, okulda derslerde başarılar kolaylıklaar :)

    YanıtlaSil
  18. Blogunuzu zevkle takip ediyorum,emeğinize sağlık.Zaman ayırmak isterseniz sizi de bloguma davet ediyorum.Sağlıcakla Kalın.

    https://hepfragmanizle.blogspot.com/

    YanıtlaSil
  19. Bu ayın motivasyon yazısı gibi olmuş tabi ben biraz ay sonunda okuyabildim bunu. Yazdığın gibi çoğunlukla gri bir apartman gibi hissediyorum kendimi. Sonra balkonumu süslemek için ne yaptığımı düşünüyorum çoğunlukla hiçbir şey. Kendşme
    Kendime pek de vakit ayırmadığımı fark ettim. Zaman yaratmak önemli heleki kendin için. 🙂

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Açıkçası ay başında yazdığım yazılara bazen ay sonunda katılmadığım da oluyor. Mesela şu an resmen hikaye anlatmışım diyorum :) Biliyorum bu biraz heves kırıcı bir cümle oldu ama gerçek bu. Hayat akışına bırakmak bence. Gri, renkli fark etmiyor. Neyse ne her şey geçiyor. Ama bloğuma uğradığın için teşekkür ederim. Ben de bir süredir buralarda yoktum. Genel bir ziyaret yapmak istiyorum herkese :)

      Sil