27 Kasım 2019 Çarşamba

Tune in for Love \ 200 Pounds Beauty | Film Yorumu (#RomantikFilmEtkinliği)


Herkese merhaba :) Bugün sizlere bahsedeceğim ilk filmimiz Tune in for Love. Yönetmenliğinde Jung Ji-Woo'nun bulunduğu 2019 Güney Kore yapımı filmin başrollerini Kim Go-Eun ve Jung Hae-In paylaşıyor.



Hikayemiz 1994 yılında Mi-Soo (Kim Go-Eun) ile Hyun-Woo (Jung Hae-In) tanışmasıyla başlıyor. Mi-Soo bir fırında çalışan genç bir kız. Hyun-Woo ise ıslahevinden yeni çıkmış genç bir adam. İkili daha ilk karşılaşmalarında birbirlerinden etkileniyorlar. Hatta ikisi de aynı fırında çalışıyorlar. Ancak bir gün yolları ayrılıyor. 1994 yılından 2005 yılına kadar olan süreçte ikilinin yollarının kesişip ayrılmasını ama bağlarının asla kopmamasını izliyoruz. Bu anlamda film için, tam bir aşk filmiydi diyebilirim sanırım.



Açıkçası filmi izlememdeki belki de tek neden başrol oyuncusu olan Kim Go-Eun'du. Kendisinin Goblin, Cheese in the Trap gibi dizilerini izlemiştim ve zaten oyunculuğuna da ek olarak tarzını, havasını çok beğendiğim bir isim. Dolayısıyla bir filmini, üstelik yeni çıkmış bir filmini izlemek benim için zevkliydi. 



Kaldı ki, filmin Romantik Film Etkinliği için çok uygun bir film olduğunu düşünüyorum. İkilinin yaşadığı şanslı tesadüfler gerçek hayat için biraz abartılı olsa da, biz izleyicilere 'yaaa' diye iç çektirmekten geri kalmıyor. Romantik filmlerden hoşlanıyorsanız bence bir şans verin.



Bahsedeceğim ikinci filmimiz de yine romantik türde Güney Kore yapımı bir film. Yönetmenliğinde Yong-hwa Kim'in bulunduğu filmin başrollerini Ah-jung Kim, Jin-mo Ju, Yong-geon Kim paylaşıyor.



Hanna, Kore'de ünlü bir şarkıcı olan Amy için ses olan bir vokalist. Kiloları nedeniyle standart güzellik algısına uymadığı için, sahneye o güzellik algısını karşılayan Amy çıkarken; Hanna arka planda görünmeden, o güzel vücuda -Amy'e- ses olarak geçimini sağlıyor. Kiloları yüzünden hor görünen Hanna için bunlar önemsiz. Hanna yalnızca aşık olduğu adam tarafından fark edilmek istiyor. Ancak bir gün aşık olduğu adam tarafından da kilosu sebebiyle hor görüldüğünü öğrenince soluğu bir estetik cerrahın yanında alıyor ve baştan ayağa tüm bedenine operasyon uygulatarak tamamiyle farklı bir görünüme kavuşuyor. 



Filmin öyle çok farklı bir senaryosu yok açıkçası. Ama zaten bunu bilerek filmi izlemeye başlamıştım. Hatta beklentim hiç yoktu bile diyebilirim. Sadece eğlenceli bir şeyler izlemek istemiştim. Ve eğlenceli bir film de izledim. Ama buna da ek olarak, filmi beklediğimden çok daha fazla beğendim.
Filmdeki görünüş takıntısını, görünüşe bağlı gelişen önyargıyı belki izleyiciler biraz abartılı bulabilirler. Ama ben bulmadım. Çünkü gerçek hayatta da durum böyle. İnsanlara karşı yapılan muamelede, takınılan tavırda giyimin, vücut orantısının, yüz güzelliğinin etkili olduğunu hepimiz elbet gözlemlemişizdir. Bu doğru mu peki? Bence yanlış. Ama 'bence' yanlış. Çünkü gördüğüm şey 'bence' kısmının altını çizmeme neden oluyor. Özellikle de yaşadığımız yüzyıl öyle bir yüzyıl ki; nasıl olduğundan ziyade nasıl göründüğün önemli. 
Hanna kiloluyken çok yetenekli bir kadındı. Jenny olduğundaysa çok yetenekli olmakla beraber çok da güzel görünen bir kadın oldu. Hanna da bence güzel bir kadındı ama toplum tarafından belirlenmiş güzellik tanımlamasına uymuyordu. O yüzden de dışlanıyordu. Dışlandığı içinse tüm vücudunu değiştirdi. Ancak zamanla kendine yabancılaştı. Kim olduğunu şaşırdı. İşte bence bu yüzden bu film basit bir romantik komedi filmi değil. Alt metninin gayet anlamlı ve dolu olduğunu düşündüğüm bir film. Çünkü günümüzde bizler de -genelleme yaptığım için bizler diyorum- toplumda kabul görmek adına toplumun belirlediği kurallara uymak için gerekirse kendimize yabancılaşmayı bile göze alabiliyoruz. Ve bence bu çok korkutucu.

Ama filme dönersek, eğer konu bazında ilginizi çektiyse bence bir şans verin derim. Zira ben çok severek izlemiştim.


İçlerinden izledikleriniz veya izlemek istedikleriniz var mı? Varsa buyurun yorumlara.


O halde şimdilik hoşçakalın. Musmutlu, güzel günler :)








16 yorum:

  1. Daha önceden hiç duymamıştım, bilgilendirme çok iyi oldu, Romantik komedileri severim. Teşekkürler.

    YanıtlaSil
  2. Tune in for love filmi dikkatimi çekti. Kadrosu da güzel gözüküyor. Ben bir bakayım ona. Paylaşım için teşekkürler :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Tune in for Love'ı severek izlemiştim ben. Biraz romantik biraz dramatik. Kavuşmalı ayrılmalı hoş bir filmdi :)

      Sil
  3. ay evet yaaa tatlı filmler. ya ikinci filmin adı neydi ya anlayamadım kiii. izledim herhalde onu :) ilki evet tatliş. pembesever yazdıydı, strangers from hell, dizi, goblindeki oğlan oynuyoo, ama biraz korkunçlu :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Başlıkta yazıyor isim oysa ama. 200 Pounds Beauty ismi. Orijinal haliyle Minyeo-neun goerowo, Türkçe çevirisiyle Şişman Sevgilim :) Diziye de bakarım belki teşekkürler :)

      Sil
  4. Tune In For Love, çok beğendiğim bir film oldu. Özellikle oyuncuların rolleri, birbirine olan uyumu harikaydı. :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet ben de severek izledim. Aslında filme karşı biraz önyargılıydım, bunu da burada itiraf edivereyim :) Çünküüüü.. Filmin tanıtımının yapıldığı ama daha ilk tanıtımlardan bahsediyorum işte o günlerde Goblin'i izliyordum ve Kim Go-Eun'la Gong Yoo'yu aşırı aşırı aşırı shipliyordum. Hal böyle olunca ve film de -yani Tune in for Love'dan bahsediyorum- romantik olunca başrollere hıh gözüyle bakıyordum :)) Ama çok sevimliydi Tune in for Love'ın erkek başrolü de. İkilinin uyumu da hoştu dediğin gibi :) Çocuksu önyargım da böylece yıkıldı yani :)

      Sil
  5. Birkaç gün önce Tune in for Love'ı ben de izlemiştim. Ben de başroller için izlemiştim ne yalan söyleyeyim ama sanırım beklentiyi aşırı yükselttiğim için biraz hayal kırıklığına uğradım. Çocuğun geçmişini biraz daha açmalarını beklerdim, o kısım sanki biraz havada kaldı. Filmde 90'lar çok iyi yansıtılmıştı yalnız.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bence de geçmişe biraz daha yer verilebilirdi. Ama yine de benim beklediğim ayarda bir filmdi. Yalnızca 'yaa' demeyi ummuştum ve dedim :)

      Sil
  6. çekik gözlülerin pek filmlerini seyredemiyorum hoşlanamadım gitti uzak doğululardan.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Farklı bir kültürleri var. O yüzden bazı tepkileri bize garip gelebiliyor. Ama yine de ben seviyorum :)

      Sil
  7. İzlediğim iki filmle karşılaşınca mutlu oldum, üstelik ikisini de sevmişken :))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben de sevdiğim şeyleri seven birilerini görünce mutlu oluyorum :) Garip ve güzel bir döngü :))

      Sil
  8. Tune in For Love'ı geçen izledim. Nasıl bir şeydi o öyle. Cidden naif ve beni epey etkiledi. 2020'nin ilk favorisi oldu benim için :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok çok naifti :) Böyle naiflikler genelde filmlerde oluyor artık zaten ((:

      Sil