23 Eylül 2019 Pazartesi

Ağaç Ev Sohbetleri #4


Sonbaharın -teknik olarak- ilk gününden herkese merhaba :) Umarım mussssmutlu geçecek yeni bir mevsimi kucaklarsınız. Sonbahara hüzün mevsimi deniyor -açıkçası ben de diyorum- ama bir yandan da hayatımızdaki hüzünleri kucaklamanın, sonunda mutluluk getirdiğine inanıyorum. O yüzden sahip olduğunuz her şeyi kucaklayın. Her duyguyu, her insanı, evcil hayvanınız -diğer bir deyişle minik yoldaşınızı- her şeyi olduğu gibi kucaklayın. Ben öyle yapmayı planlıyorum -minik bir yoldaşım şimdilik olmasa da- :)
Gelelim bu ayın konusuna:


''Özgür olduğunuzu düşünüyor musunuz? Özgürlük sizin için ne anlam ifade ediyor? Size göre özgür olmanın sınırı nedir?''


Bu arada bu haftanın konusu sevgili Kaystros Thyra'dan gelmiş. Kendisine teşekkür ederim, teşekkür ederiz bu fikir için :)

Ve gelgelelim benim konu hakkındaki görüşlerime :)


Bana göre özgürlük pek çok olguda olduğu gibi basit bir kavram aslında. Ve yine aslında, hayatta pek çok şey çok çok basit. Özünde tabii. Ama biz insanlar o kadar kibirli, o kadar bencil, o kadar vurdumduymaz ve o kadar 'açıkgözüz' ki; her şeyi karman çorman yapıyoruz. 

Yine insanları, dolayısıyla da kendimi, kötülemiş oldum. Her insan pek tabii aynı değildir ama hepimiz aynı türe mensubuz, yani eğilimlerimiz üç aşağı beş yukarı aynı -Evet küçük bir gerçek- Sadece bazı insanlar bazı insanlardan çok daha aklıselim kararlar alabiliyor. İşte özgürlük de bence, o aklıselim kararları alabilmekle başlıyor. Aksi halde kafasına göre istediği her şeyi yapabileceğini düşünen insanların yaptıklarının saçmalıktan ibaret olduğunu düşünüyorum.

Bana göre özgürlük -işi dramatize etmeden kabataslak açıklarsam eğer- başka bir insanın sınırlarına girdiğin anda biter. Ve yine bana göre, özgürlük eşittir sorumluluk demektir. Sorumluluğunu alamayacağı şeyleri yapmamalı insan. Aksi halde bu özgürlük değil de vurdumdurmazlık olur. Bencillik olur. Ve işte döndük mü en başa? İnsanlar bencildir. Sen ben o, herkes. Çünkü herkes bir noktada kolaya kaçmayı yeğler. Ha, bazısı bazılarından daha büyük boyutlarda yaşar bunu. Ama herkes özünde bencildir. 

Bu sert bir söylem oldu ha? Ama bence özgür olmanın bir diğer kuralı da budur. Dürüst olmak. İnsanlar bu günlerde pek dürüst de değiller sanki. Bunu büyük şeylere uyarlamamıza gerek yok. Bazen belki de yaşamaya daha kolay devam edebilmek adına bazı şeylerden kaçıyor insanlar. Düşünmüyorlar misal. Peki o halde soruyorum, düşünmeden nasıl özgür olabilir ki bir insan?

Bence asıl tutsaklık dört duvar arasına hapsolmakla olmaz. Çünkü oradan kurtuluş vardır. Fiziki şeyler nedir ki? Zordur, çok zordur maddi, dünyavi şeyleri aşmak. Ama peki ya düşünceler? Onları aşmak, onlara boyut atlatabilmek çok daha zor değil mi? Ve bence bir kez düşünmeye başlayan ve sorgulayan insan da özgür değildir. Çünkü bir sistemin içine doğmuştur. Burada kültürden bahsediyorum bu arada. Bireyin içine doğduğu toplumun hayata bakışından. Pek gelişmemiş, sorgulamayan bir toplumda doğan bebeklerin kaçı büyüdüğünde o toplumdan sıyrılabilecek kadar güçlü olabiliyor? Pek azı.
Güçlü dedim, çünkü kalıpların dışına çıkmak güç ister. Ve bence o güç, yani kalıplara karşı gösterilen o direnç: İşte özgürlüktür. 
Ama bu sefer başka bir level başlar. O halde insan, hiçbir zaman özgür değil midir?


Aslında yazıma başlarken aklımda bu tarz bir yazı yazmak yoktu. Gündelik hayatta karşılaştığım birkaç durumu örnek olarak vermeyi düşünmüştüm. Ama sanki felsefe yapmaya başladık ha? :)
Olsun, ne dedim az önce? Düşünmek özgür olmanın ilk adımıdır.


Ama yine de yazıma başlamadan evvel aklımda beliren ve size anlatmak istediğim yaşadığım bir olayı da yazacağım. Bu da özgürlüğün nasıl yanlış anlaşılabileceğine güzel bir örnek olsun diyelim.

Çok da uzak geçmişte olmayan bir günde, otobüsle evime giderken bir olaya tanık oldum. Nispeten dolu bir otobüstü diyebilirim. Ama şükür ki oturuyordum. -Yalnız dikkat, bu eşine az rastlanır bir durum :)-
Neyse, arkadan da gülüşmeler, sesler falan geliyordu. Bütün otobüs de bu gırgır şamatayla yankılanıyor yalnız. O kadar büyük harflerle dönen bir sohbet yani. Konuşanlar tahminimce lise öğrencileriydi. Ama küçük lise öğrencileri yani. Bir veya iki olduğunu tahmin ediyorum. Ya da etmek istiyorum. Çünkü ancak o şekilde onları masum karşılayabilirim.
Bu arkadaşlar sanıyorum ki; içki içmenin havalı bir şey olduğunu sandıkları gibi, bunu bağıra çağıra dillendirmenin de hakları olduğu gibi bir yanılgıya kapılmışlardı. Ne yanılgıydı ama! Cidden onları ve yaşadıklarını yaşlısı genci hepimiz dinledik. Bravoo!
Bu arada kızlı erkekli bir grup bu. Yani cinsiyet faktörü belirleyici değil bu olayda. Olaya objektif olarak yaklaşalım diye belirtiyorum hani.
Neyse, sanıyorum ki bu gençleri birileri uyarmıştı. Ama ne kabahat işlemişti o kişi. Onları nasıl susturabilirdi? Ne cüretle! 

O an sanıyorum ki, ben de onları dinlemek istemediğim için otobüsün tamamı gibi kızgın ve bezgindim. Çünkü yorgundum ve o insanların neler yaşadıklarını, daha doğrusu 'maceralarını' dinlemek zorunda değildim. Kimse değildi. Ve işin en acı yönü de bunu o gençlerin kendilerinin fark etmesi gerekirdi. Çünkü dışarıdan bakan gözler onları pırıl pırıl gençler olarak bile tarif edebilirdi. Ah bu görünüş yargısı yok mu? Sesi olsa da konuşsa, maceralarını anlatsa :)

Bir de bu var değil mi? Daha iyi giyimli, daha havalı insanların daha çok özgür olmaya hakları var gibi davranılıyor. Hayır, hiç de bile. 

Sanırım en güzeli tüm negatif enerjilerimizden kurtulmak ve hayatı olduğu gibi kucaklamak. Sanıyorum ki ancak bunu başarabildiğimizde kendi kötücül duygularımızdan kurtulup -bencillik gibi- gerçekten özgür olabileceğiz. Düşünüp de adım atabileceğiz. Çünkü düşünerek hareket eden birinin başkalarının özgürlük sınırını -sosyoekonomik durumu veya fiziki görünümü her ne olursa olsun- geçmemeyi bileceğini düşünüyorum.


Peki siz ne düşünüyorsunuz? Buyurun yorumlara.


O halde şimdilik hoşçakalın. Musmutlu, güzel günler dilerim. 
Özgür kalın :)





Daha evvel bir yazımda -bakınız bir önceki yazım- önerdiğim bir parça bu. Ama bu yazıma uyduğunu düşünüyorum. Hem neden bir daha dinlemeyelim ki :)
Bu arada attığım link bir parça listesine ait. Yani bahsettiğim parça dışındaki diğer parçalar da çok hoş. Önerim olsun :)










32 yorum:

  1. Vay canına! Gerçekten çok mükemmel bir yazı olmuş. Kelime hazneniz beni kendinize hayran bıraktırdı. Özgürlük deyince akla gelen klasik kavramlardan çok sizin bizlerle paylaştığınız bu kavramlar gerçekten özgürlük kavramına daha farklı ve daha ayrıntılı bakmamı sağladı. Yazınıza bayıldım ellerinize sağlık! :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Açıkçası özgürlük kavramına farklı bir pencereden bakmak istedim. En azından farklı bir şekilde ele almak. Belki de toplumsal boyuttan ziyade fazla düşünsel kısma değinmiş olabilirim. Ama her yazımı spontane olarak yazdığımdan o an cümlelerim nasıl kurulmuşlarsa öyle de bu yazıyı oluşturdular :) Ayrıca teşekkür ederim, beğenmenize gerçekten sevindim :)

      Sil
  2. Maalesef ki başkalarının haklarının bittiği yerde, bizim de özgürlüğümüz biter. Anlayabilene.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hak ve özgürlük iç içe kavramlar. Aslında hakların özgürlüğü sınırladığı düşünülüyor ama o haklar sayesinde herkes özgür olabiliyor. Aksi halde eşitsizlik daha da artardı. Saygısızlık da cabası.
      Yorumunuz için teşekkürler :)

      Sil
  3. Kendilerini bir şekilde göstermek isteyen bir grup ergen muhtemelen. Çünkü lisedeyken servisle gider gelirdim. Şöyle kendini göstermeye çalışanlar hep bağıra bağıra konuşurdu ve konuştukları da o kadar boş şeyler olurdu ki... Allahtan benim o zamanlarım o şekilde geçmedi:D
    Düşüncelerinin tamamına katılıyorum...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet evet, o yaşlarda bazı insanlar öyle oluyor. Bazıları da olmuyor. Şükür ben öyle değildim :)
      Aslında bence iş düşünmekte bitiyor. Bunu yaşa göre sınırlamak da yanlış. Çünkü nice yaşını başını almış insanlar var ki olgunluğun o'sunu taşımıyorlar.
      Bir de 'gençlik işte' söylemini sevmem ben. Gençse genç. Hem genç olmak düşünmeyi engelleyen bir şey mi? Veya daha yaşlı insanlar daha mı olgun, saygılı oluyorlar her zaman için? Hayır. O halde yaş önemli bir faktör değil. Yaş yalnızca bir bahane. Düşünceler önemli. Düşünmek önemli.
      Yorumunuz için teşekkür ederim ayrıca :)

      Sil
  4. güzel yazınız için teşekkürler. Bana göre de özgürlük; kişinin kafasında bitiyor. Negatifliğe esir olan insan asla özgür olamaz bence.. Kalp huzuru varsa, başkalarıyla uğraşıp durmuyorsa özgürdür insan. Bizi tutsak eden en önemli şey düşüncelerimiz, kendi ürettiğimiz çıkmazlar

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet, o kısımda -yani negatiflikle ilgili kısımda- tam olarak bundan bahsetmiştim. Negatif düşünceler de insanı kısıtlayan, tutsak eden bir etmen. Düşünceleri kilitlenmiş biri nasıl daha ileri gidebilir ki? Nasıl olmayan düşüncelerini eyleme dönüştürebilir. Bir de bence önemli olan her şeyi olduğu gibi görebilmek. Ama tabii bunun da yan etkileri olabilir :)
      Yorumunuz için de teşekkürler.

      Sil
  5. teknik sonbahar :) ay bence neşe canlılık mevsimisii :) yazın neminden kurtulup hayata dönme mevsimiii :) ay selim aklı'nı nerden bulcaz kiiii :) özgürlük, başkalarınınkinin başladığı yerde biter, sartre'ın ünlü sözüüü :) ah bak bu anlattığın olay işte kanada danimarka almanya da felan olmaz. sistem olcak kurallar olcak onların içinde özgür olcaaan :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet evet, ekinoks ya ondan :)
      Neden olmaz? Çünkü çocuklar veya gençler o şekilde yetiştirilmişlerdir de ondan. İnsan neyi görürse ona göre davranır. Ama bu da bir bahane değil. Çünkü bu ve türevleri konularda bir insanın başkalarını rahatsız edebileceğini düşünememesinin imkanının olmadığını düşünüyorum. Bu yalnızca saygısızlık. Ve zihniyet değişmeden istendiği kadar kural konsun uyulmaz. Öncelikle bilinç olmalı ki o kurallar bir işe yarasın.
      Yorumun için teşekkürler ayrıca :)

      Sil
  6. Öncelikle değerli düşüncelerini bizlerle paylaştığın için teşekkürler. Basit bir kavram olarak değerlendirdiğin özgürlüğün oldukça çetrefilli yönleri var bence:) Çünkü işin içinde insan ilişkileri söz konusu. İnsanın olduğu yerde mutlaka kaos vardır.
    Özgürlük bazen başkalarının toleransı ile sınırlı. Örneğin alırsınız gitarı, bangır bangır müzik yaparsınız. Özgürlük işte böyle bir şey. Dağ başında size karışan falan olmaz. Ama bunu bir apartman dairesinde yapmaya kalkarsanız, komşularınız Ayşe Teyze ve Necati Amcaların evlerinde özgürce dinlenmesini engellemiş olursunuz. Ayşe Teyzenin de siz yaşta çocuğu vardır, anlayışlıdır, nasıl olsa yarım saat sonra kesecek zımbırtıyı deyip tolerans gösterir, sesini çıkartmaz. Sizin bundan haberiniz dahi olmaz. Ama Necati Amca huysuz ihtiyarın tekidir. Alır bastonu eline, çat çat vurur duvara. İşte o an özgürlüğünüz sona ermiştir. Yahu burası benim evim, istediğimi yaparım diyemezsiniz. Yasalar bu örnekte sizin değil, ihtiyar Necati Amcanın yanındadır.
    Belirttiğim üzere bazen bu sınırlar kişilerin toleransıyla sınırlıdır.
    Verdiğiniz otobüs örneğinde, gençlerin muhabbetleri benim asla özgürlüğümü kısıtlamaz. Daha önce ben de yaşadım o gençliği. Şimdi onlar gibi rahat olamam elbette. Gençlere bakıp olgunluk içinde tevazu ve tolerans gösterir, gençlik günlerimi yad ederim
    Bir örnek daha vermek gerekirse; delikanlıların kulağına küpe takması, vücuduna dövme yaptırmaları bana ne kadar ters gelirse gelsin onların özgürlüğü olduğunu düşünür, saygı gösteririm. Bu yolla gençlerin kendilerini ifade ettiklerini söylemeleri karşısında diyecek lafım olamaz.
    Neyse, konu uzun, kalın sevgiyle:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Özgürlük basit bir düşünce bence. Hatta hayatta pek çok şeyin özü basit. Var olma hali basit yani. Basit derken vurgulamak istediğim nokta bu. Ancak özellikle insan faktörü başta olmak üzere -ki belki de tek faktör budur çünkü diğer faktörleri de insan oluşturur- bazı değişkenler bu basit kavramları arapsaçına döndürür. Ve işte bakınız karman çorman şeyler. Savaş kavramı da böyle, barış kavramı da, sevgi kavramı da.. Bir sürü şey sayabilirim. Hepsini insan karmaşıklaştırır. İşin içine şahsi çıkarlar girer, o girer bu girer. Gerek var mıdır, yoktur. Yoktur çünkü istekler asla bitmez ve eklenen isteklerle beraber o karmaşa yumağı büyür de büyür.
      Özgürlük de böyle bir kavram işte. Bu hale getirilmiş bir kavram. Koca bir karmaşa yumağı. Halbuki her insan sınırını bilse, biraz düşünse; ortada sıkıntı kalmayacak da..
      Sizin verdiğiniz örnekler şu anda bahsettiklerimi de örnekliyor aslında. Öncelikle size katılmıyorum, ki bu yazımdan da anlaşılıyordur zaten. Bence insanlar aklına her eseni sınırsızca yapmamalı. Bu özgürlük olmaz çünkü. Özgürlüğün aklına eseni yapmak olduğunu düşünmüyorum. İşte kişi hakları da bu yüzden var. Ben kendi sınırsız özgürlüğümle başkasını rahatsız ediyorsam bunun adı hırsızlıktır bence. O insanın özgürlüğünü çalmış oluyorum çünkü. O halde benim vurdumduymazlığım -pardon özgürlüğüm- başkalarını rahatsız ediyor veya daha ileri boyutta onlara zarar veriyorsa -çünkü bu mantıkla ilerlersek her şeyi yapabiliriz değil mi- bu özgürlük değil suç olur. Çünkü ben o kişinin sınırını geçmiş olurum. Bu da her şeyden öte saygısızlıktır zaten.
      Ayrıca verdiğim otobüs örneğinde gençlerin muhabbeti benim ve diğer yolcuların özgürlüğünü basbaya kısıtlıyordu. Ben kafa dinlemek yerine onları dinlemek durumunda kaldım misal. O halde ben de bağıra çağıra konuşsaydım, hatta tüm otobüs bağıra çağıra 'özgürlüğünün' sınırını zorlayarak konuşsaydı nasıl olurdu? Kaos. İşte kurallar bu yüzden var. Özgürlüğü kısıtlamak adına değil, bilakis özgürlük sınırını korumak adına varlar.
      Bence de konu bayağı uzun. Size katılmıyorum ancak fikrinizi belirttiğiniz için teşekkür ederim :)

      Sil
  7. Hayatı kucaklayalım o halde :) Düşüncelerini Ağaç Ev'de paylaştığın için teşekkürler İlkay :)

    YanıtlaSil
  8. Ahh ahh o yaşlarda hepimizde yanaklarımızı pembeleştiren anılar vardır galiba :))

    YanıtlaSil
  9. Özgürlüğü sorumlulukla da eşleştirmene sevindim, çünkü evet ben özgürüm demek sorumsuz olmak değil, kendi ayakların üzerinde durmayı başardığım zamananlarda başlıyor özgürlük, Ayrıca evde gürültü yaparım benim özgürlüğüm değil bir süre sonra saygısızlığın oluyor

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet bazı insanlar özgürlükle 'saygısızlığı' karıştırıyor toplumsal hayatta da. Veya işlerine öyle geldiği için de öyle davranıyor olabilirler, ki muhtemelen de öyle.
      Fikrinizi belirttiğiniz için teşekkür ederim :)

      Sil
  10. Yazının üzerine ne söyleyebilirim bilemedim gerçekten. Çok güzel bir paylaşım olmuş, ellerine sağlık! :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok çok teşekkür ederim. Ben de bu güzel yorumun üzerine başka ne söyleyebilirim bilmiyorum :))

      Sil
  11. Kesinlikle katılıyorum... Çok güzel bir yazı olmuş.

    YanıtlaSil
  12. İyi güzel anlatmışsın da. - zevkle okudum yazını bu arada- sen özgür müsün sorusunun cevabını bulamadım ben 😀 Yoksa okurken kaçırdım mı?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. O soruyu yanıtlamamışım değil mi :)) Sanırım özgürüm.
      Yazımı beğenmenize sevindim, teşekkürler :)

      Sil
  13. Özgürlüğü düşünsel anlamda alman çok güzel. İnsanı fiziki olarak istediğin kadar rahat bırak aklını açamadıktan sonra hiç bir tesiri olamayacaktır. Çok güzel bir yazı olmuş. :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim bu güzel yorum için :) Kesinlikle. Özgürlüğün çeşitli yönleri var. Ben de bu açıdan ele almak istedim :)

      Sil
  14. Farklı bir bakış açısıyla okudum özgürlüğü kalemine düşüncene sağlık İlkay ❣️

    YanıtlaSil
  15. Yazdıklarına katılıyorum sevgili İlkay. O kadar güzel anlatmışsın ki. Özgürlük, başka insanın sınırlarına girince sarsılan bir kavram bence de.Herkesin kendine göre bir özgürlük anlayışı vardır elbette ancak bu bir başkasının hayatına müdahale edebileceğimizin ya da başka insanlara rahatsızlık verebileceğimiz anlamına kesinlikle gelmez.
    Vermiş olduğun otobüs örneğini o kadar çok yaşıyorum ki toplu taşıma araçlarında, sokaklarda, yolcu duraklarında... Dilerim daha bilinçli ve farkındalık sahibi bir toplum olabiliriz zamanla. Sevgiler!

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bence de özgürlük her istediğini yapmaktan ziyade sınırlarını bilmek ve buna göre davranmak. Aksi halde özgürlükten ziyade bencilce hareketlerde bulunulmuş olunuyor. Ve aynı şeyi ben de diliyorum. Yorumun için teşekkür ederim, sevgiler :)

      Sil
  16. harika bir yazıı :)
    benim düşüncelerime çok benziyor cidden. sevindim böyle insanların da olmasına ;) bir kez daha sana kendimi yakın hissettim. ben de az önce yayımladım yazımı. özgürlük hakkında çok şey konuşulacak bir konu. bir sürü fikir çıkar :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Şimdi yazıları toplu olarak okuyacağım. Bu aralar yoğunum biraz, biraz da buğulu düşüncelerim. Ondan blog yazılarına göz atamadım pek. Ama benzer düşünmemize ben de sevindim :)

      Sil