28 Haziran 2019 Cuma

Lyon'da Düğün | Kitap Yorumu


Herkese merhaba :) Kitabı geçtiğimiz günlerde kitapçıda dolaşırken yalnızca yazarı dolayısıyla almıştım. Bu konuda çok ciddiyim. Stefan Zweig ismini görmem o kitabı satın almam için genelde yeterli oluyor. Hem fiyatları da uygun geldiğinden şak diye almak da zorlamıyor insanı.


"Mahzendeki hükümlüler, yeni gelenlere soğuk soğuk baktılar, çünkü insan doğasının bir garip yanı da her yere çabucak uyum sağlaması, geçici olarak bulunduğu yerde kendini evinde hissetmeyi bir hak olarak görmesidir. Bu nedenle daha önce gelenler, rutubet kokan soğuk mahzeni, küf kokan saman çuvallarını, sobanın çevresindeki yeri farkında olmadan kendi malları gibi görmeye başlamışlardı ve yeni gelen her insan onlar için istenmeyen, davetsiz misafirdi."


Kitabımız kısacık bir öykü kitabı. İçerisinde üç hikaye bulunuyor. İnce ve öykülerden oluşan bir kitap olduğundan da bir oturuşta bitiveriyor, su gibi akıyor zaten satırlar.
İlk hikayemiz kitaba da ismini veren Lyon'da Düğün. Fransız Devrimi sırasında yargılanan bir çiftin idamları öncesinde kasaba halkının şahitliğinde evlenmelerini ve savaş atmosferini konu ediniyor. 
İkinci hikayemiz olan İki Yalnız İnsan ise, kitabın en kısa hikayesi. Fiziksel noksanlık veya farklılıkları dolayısıyla toplum tarafından dışlanmış iki insanın birbirlerini tamamlama süreçlerini konu ediniyor.
Üçüncü ve son hikaye olan Wondrak ise, kitabın en uzun hikayesi. Yine fiziksel özellikleri dolayısıyla toplum tarafından dışlanmış bir kadının tecavüz sonucunda doğurduğu çocuğunu ve her şeyi olan çocuğu için yaptıklarına tanık oluyoruz.

Her üç hikaye de savaş yıllarında geçiyor. Her üç hikayenin de arka planı yıkılmış, harap bir ortam ve bunun yanı sıra, her üç hikayenin de ana karakterleri toplum tarafından ötekileştirilmiş insanlar.
Kitabı ilginç bir şekilde çok beğendim. İlginç bir şekilde diyorum çünkü, bu kadar çok beğenmeme karşın fazla karamsar bir kitaptı. Bu kadar karamsarlığı sevmiyorum. Ancak yazar kendi de bir savaş yaşamış olduğundan olacak, tasvirler ve savaş atmosferi o kadar gerçekçiydi ki, bu durum yer yer beni ürpertti bile diyebilirim. Bunun nedeni korkmaktan ziyade, gerilmemdi esasında. Çünkü bu kurguların aynılarını olmasa bile, türevlerini geçmişte insanlar bir şekilde yaşadı. Ve bu ürpertici bir gerçek bence.

Bunun yanı sıra, karakter çözümlemeleri konusunda yazarı yine çok başarılı buldum. İnsanları salt iyi veya salt kötü olarak göstermeyip; veya iyilikle kötülüğü en başta kesin çizgilerle ayırmadığı, hayatı olduğu gibi tüm yalınlığıyla ele aldığı için Zweig'ın gerek tasvirlerini, gerekse karakter tahlillerini çok seviyorum. Yine olabildiğince gerçekçi ve çarpıcı bir kitaptı. Anlaşıldığı üzere ben bir hayli beğendim.
Ayrıca kitabın baskısı da çok hoş. Kapağını çok sevdim. Yazarın tarzını severlerin bu kitabı da seveceğini düşünüyorum.

O halde şimdilik hoşçakalın. Bol kitaplı, güzel günler dilerim :)




ALINTILAR

''Genç kız son derece kararlı bir sesle 'Yaşamda ve ölümde' dedi ve bu 'ölümde' sözcüğü -daha biraz öncesine kadar hepsinde korku uyandırırken- suskun mekanda aydınlık ve net bir şekilde çınladı, çınlarken de kimsenin içinde korku kıvılcımına neden olmadı.''


''Fakat hayat mucizeleri sevse de, gerçek mucizeler konusunda cimri davranır...''


''Kusurlarını görmeden birbirini anlamanın kör duygusu bu iki yalnız insanın üzerine bir mutluluk gibi inmişti.''


''İnsanlardaki çirkinliği fark etmeyen, yalnızca iyiyi hisseden hayvanlar dışında hiç kimsenin gözbebeğine baktığını, bir gözü yakından gördüğünü hatırlamıyordu Ruzena.''












16 yorum:

  1. İnsanlardaki çirkinliği fark etmeyen, yalnızca iyiyi hisseden hayvanlar dışında hiç kimsenin gözbebeğine baktığını, bir gözü yakından gördüğünü hatırlamıyordu Ruzena.''

    Paylaşım için teşekkürler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çarpıcı alıntıları vardı, bu da onlardan biri :)

      Sil
  2. şahane bir öykü kitabı teşekkürler canım sevgiler...

    YanıtlaSil
  3. Öyküleri severim. Güzel bilgilendirme idi. Bilgilendirme için teşekkürler.

    YanıtlaSil
  4. zweig hepsini okuyom zaten ı-okurum bunu da. sevmişsin de oleey :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet evet, yazarı sevenler bu kitabı da kesin sever zaten bence. Hatta benim için yazardan okuduğum kitaplar içinde ilk üçe girdi bile diyebilirim.

      Sil
  5. Zweig kitapları hep güzel ya. Bu kitabını da okumuştum .:)

    YanıtlaSil
  6. Zweig çok efsane bir yazar.Kitaplarındaki psikolojik tahlilleri çok başarılı. Zweig ile ilk tanışmam Satranç isimli kitabı ile olmuştu,çok beğenmiştim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben de yazardan ilk olarak Satranç'ı okumuştum. Psikolojik tahlillerdeki başarısı ise su götürmez bir gerçek tabii.

      Sil
  7. Yazarın tarzını seviyorum,bu kitabını da çok sevdim :-) Evet, öyküler karamsardı ama okurken bunalmadım. Ay Işığı Sokağı beni bunaltmıştı. Oradaki öyküleri çok iç karartıcı bulmuştum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bilmiyorum ne kadar doğru bir çıkarım olacak ama, yazarın kitapları zaten öykülerden oluşuyor ve ince. Ama özellikle de sonradan basımı yapılan ve ince olmasının yanında içinde kısa öykülerinin bulunduğu kitaplar çok daha bunaltıcı. Bu hoş bir bunalım hali de değil. Ben de Mürebbiye'deki öyküleri okurken baya baya sıkılmıştım misal ve o kitap da bahsettiğim şekildeydi. Acaba yazarın çok kısa olan öykülerini mi sevmiyorum, anlamadım.

      Sil