9 Şubat 2019 Cumartesi

The Guernsey Literary And Potato Peel Pie Society (Edebiyat ve Patates Turtası Derneği) | Film Yorumu


Herkese merhaba. Bu yazımda yakın zamanda izlediğim ve izlemekten büyük keyif aldığım bir filmden bahsedeceğim. İsmiyle de oldukça dikkat çeken bir film: Edebiyat ve Patates Turtası Derneği.



Film, 1941 yılında İkinci Dünya Savaşı sırasında Guernsey Adası'nda başlıyor. Sokağa çıkma yasağını çiğneyen bir grubu Nazi askerleri durduruyor. Yasağı çiğneme gerekçelerini söyleyemeyecekleri için bir kitap kulübü toplantısından evlerine döndüklerini söylüyorlar. Sonrasında da o kulübü gerçekten kurmak durumunda kalıyorlar. Yani Edebiyat ve Patates Turtası Derneği'ni.



Sonrasında 1946 yılına gidiyoruz. Londra'da yaşayan genç bir yazarın hayatına. Bu genç yazar, yani Juliet Ashton, bir akşam bir mektup alıyor. Guernsey Adası'ndan, dernek üyelerinin birinden bir mektup. Bu ve bunun gibi birkaç mektup sonrasında Juliet kendini adada buluyor. Bu adada hem dernek üyeleriyle tanışıyor, hem de savaşa dair kalan izleri öğreniyor. 



İkinci Dünya Savaşı'na dair izlediğim ve okuduğum her şey beni derinden sarsar. Ancak o filmlerin hep ortak bir noktası vardır. Odaklandıkları şey -pek tabii- savaşın ardında bıraktığı yıkımdır. Bu filmde de aynı durum geçerliydi. Zaten aksi mümkün olabilir mi? Ancak bir şeyler farklıydı. Daha yumuşaktı belki. Daha farklı bir noktaya değinmişti her şeyden evvel: Savaşın ortasında yaşamdan bir şeylere tutunmaya. Temel gereksinimlerin dışında; hem daha özel, hem de aynı zamanda evrensel bir şeylere.



Gökyüzüne baktığımda -özellikle geceleri- kendimi asla yalnız hissetmiyorum. Veya sıkılmış, bunalmış, hissetmiyorum. Çünkü gökyüzü de evrensel. Aynı kitaplar gibi. Aynı duygular gibi. Dünyanın öbür ucundaki biriyle bile aynı anda aynı noktada buluşabilirsin. Belki fazla duygusal ve dolayısıyla gerçeklikten uzak bir niteleme oldu bu. Ama pratikte gerçek olmasa da, teorikte benzer duyguları hissettirdiği için buna doğru bir niteleme diyebiliriz sanırım. 
İşte filmi izlerken de tam olarak böyle hissettim. Birileriyle bir arada.



Filmin sinematografisi oldukça başarılıydı. Hatta bir an filmin içine girip etrafı kendim fotoğraflamak istedim :)



Filmimiz 2018 Netflix yapımı, kitaptan uyarlama bir film. Yönetmenliğinde ise Mike Newell var.
Açıkçası filmi kitabından haberdar olmadan izlemiştim. Artık kitabını okur muyum bilmiyorum ama denk gelirse neden olmasın.
Dönem filmlerini sevenlerin beğeneceğini düşündüğüm bir film. Ben beğendim.

Şimdilik hoşçakalın. Musmutlu, güzel günler :)












12 yorum:

  1. Filimi çok güzel anlatmışsın.Not aldım. Paylaşım için teşekkürler:)

    YanıtlaSil
  2. Az birazını izledim geçen devamını merak ediyor ama bakamadım

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Açıkçası başlarında film beni içine çekememişti ama sonra sonra baya akıcılaşıyor. Eğer bırakma sebebiniz oysa :) Şimdiden iyi seyirler dilerim :)

      Sil
  3. Ben de çok beğenmiştiim, tekrar da izlerim hatta :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Benim de yıl sonu favorilerimde yer alacak gibi :)

      Sil
  4. Konusu güzelmiş.Listeme ekledim.Paylaşımınız için teşekkürler.

    YanıtlaSil
  5. Bir ara bloglarda çok popülerdi bu film. Herkes izlemişti neredeyse. O zamandan beri izleme listemde ama daha sırası gelmedi.

    YanıtlaSil
  6. ayyyy listemde var izliycektiim :) izliycaam tabii. ismini sevip bakmıştıım :)

    YanıtlaSil