11 Şubat 2019 Pazartesi

İyi Kalpli Erendira | Kitap Yorumu (#28DaysBlogChallenge)


Herkese merhaba. Öncelikle şunu söylemeliyim, kafamı karıştırmasın diye bazı taslak yazıları silerken son yazımı da silmiş bulundum. Yorum yapan herkese teşekkür ederim. 
Bugünün konusuysa bir kitap yorumu yazmak. Zaten halihazırda yaptığım ve bu kitap için de yapacağım bir şeydi. Kitabı daha dün bitirmiştim :)

Son zamanlarda okuyup bitirdiğin kitabın yorumunu yazabilir misin ?



Kitap 7 hikayeden oluşuyor. İsminiyse içinde yer alan son öykü olan 'İyi Kalpli Erendira ile İnsafsız Büyükannesinin İnanılmaz ve Acıklı Öyküsü' isimli hikayeden alıyor. Sadece bu hikayenin başlığından bile ne kadar usta bir yazarla karşı karşıya olduğumuzu anlayabiliriz. Marquez bu hikayelerin hepsini birçok okurun bildiği Yüzyıllık Yalnızlık kitabından sonra yayınlamış. Açıkçası yazarın romanlarını mı, yoksa öykülerini mi daha çok seviyorum karar veremiyorum. Öykülerinin dili romanlarına kıyasla çok daha yalın bu doğru; ancak tercihimi romandan yana kullanacağım. Çünkü öyküleri bana her defasında az geldi. Tam olayların içinde süzülürken bir anda öykü bitiyordu. Gerçi bu durum kitabı çabucak okuyup bitirmemi de sağladı ama okumalara doyamadım :)


"Ne olursa olsun aşk yiyecekten daha önemlidir" dedi büyükanne. 
"Ama karın doyurmaz."


En çok etkilendiğim hikayeyse, kitaba da ismini veren İyi Kalpli Erendira ile İnsafsız Büyükannesinin İnanılmaz ve Acıklı Öyküsü oldu. Açıkçası itiraf etmek gerekirse, hikayeyi ilk okuduğumda acayip derecede rahatsız ve sinir olmuştum. Erendira'nın hayatta büyükannesi dışında kimsesi yoktu. Ve bu malum büyükanne de Erendira'yı köle olarak kullanıyordu. Ancak bir gün çok yorulan Erendira, mumları söndürmeden uyuyakalınca köşkleri yanıyordu. Sonrasında büyükanneye 'borçlanan' Erendira büyükannesinin zoruyla fahişelik yapmaya başlıyordu. Daha on dört yaşındayken. Ancak beni en çok irite eden şey Erendira'nın büyükannesi ne derse 'tamam büyükanne, peki büyükanne' demesi oluyordu. Bu konuda haklı sebepleri de vardı kendince biliyorum, neticede bahsi geçen büyükanne pek de normal biri sayılmazdı. 
Hatta sanırım bu durum hikayenin kilit noktalarından biriydi. Yani güce karşı zayıf olanın susması. İstese bile sesini çıkaramadan yalnızca itaat etmesi. Ve diğerlerinin de işine geldiği için bu sessizliği bozmaması, buna yeltenmemesi. En azından anlık yaşadığım ilhamdan çıkardığım sonuç bu.
Marquez yazdıklarıyla bazen beni rahatsız eden bir yazar. Ancak kalemini çok seviyorum ve sanırım kopamıyorum. Çünkü kalemini sevmemin de yanı sıra, anlattıklarını seviyorum. Zaten onun ünlü bir sözü vardır. Yüzyıllık Yalnızlık isimli romanının da arka kapağında yer alır:

''...Bu romanı büyük bir dikkatle ve keyifle okuyan ve hiç şaşırmayan sıradan insanlar tanıdım. Şaşırmadılar, çünkü ben onlara hayatlarında yeni olan hiçbir şey anlatmamıştım. Kitaplarımda gerçekliğe dayanmayan tek satır bulamazsınız.''


Büyülügerçekçilik. Gerçeği büyülü bir şekilde anlatmak. Fantastik romanlarla, gerçek hayata dayanan romanlar arasında yer alan bir sınır bence bu akım. Gerçek gerçek olmasına bu doğru; ama bir şekilde başka bir yerden gelmiş gibi bu satırlar. Hatta sanki bulut gibiler, sanki dağılacaklar; ama işte oradalar, bir şekilde görünüyorlar. Ve en azından bana, keyifli okuma süreçleri veriyorlar.


"Benimle birlikte uyu biraz. İnsan yalnız kaldığında biriyle olması iyi oluyor."


İyi Kalpli Erendira ile İnsafsız Büyükannesinin İnanılmaz ve Acıklı Öyküsü isimli hikayeden yaptığım bir diğer çıkarım da, -kitapla ilgili okuduğum bir yorum sonrasında oldu bu- Erendira ve büyükannesinin aynı şekilde başlayan ve ilerleyen hayatlarının farklı şekillerde son bulması oldu. Seçimlerinin farklılığının onları farklı sonlara götürmesi. 

Uzun zamandır Marquez kitaplarından okumamıştım. Benim için bir nevi aperatif oldu bu kitap. Çünkü kitaplarını okumaya resmen acıkmışım.


Şimdilik hoşçakalın. Bol kitaplı, güzel günler dilerim :)








22 yorum:

  1. Konusu üzümüymüş. 14 yaşınsa bir çocuğu hemde büyükannesi nasıl bir yola itiyor.Yorumunu okurken sınır oldum o büyükanneye ,:)
    Bu kitabı not alıp okumak istiyorum.
    Güzel paylaşım için teşekkürler ❤

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kesinlikle sinirlik biriydi. Bir de her şeyin olağanmış gibi ilerlemesi insana kendini yoldurtur.
      Yazarın en beğendiğim kitabı olmadı ama genel olarak kitaplarını beğendiğim bir yazar. Farklı bir tarzı var. O yüzden herkes beğenir mi bilemiyorum ama denemeye kesinlikle değer. Ayrıca rica ederim. Ben teşekkür ederim yorumunuz için, sevgiyle :)

      Sil
  2. hımm iyimiş okumadım okurum tabisideee :) marquez yaaa belki de en büyük yazar yaa :)

    YanıtlaSil
  3. Bu kitap bende de var. Kırmızı pazartesi en sevdiğim kitaplar arasındadır. Yazarı severim ama bu kitaba başladığımda bir karamsarlık aldı beni yarım bırakmıştım. Şimdi yorumunuzu okuyunca yanlış yaptığımı düşündüm. En kısa zamanda listeme yeniden ekliyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kırmızı Pazartesi benim de yazardan ilk okuduğum ve en sevdiğim kitap :) Karamsar bir kitap bu doğru. Hatta her hikayesi ayrı bir hüzün veriyor insana. Elle tutulur bir nedeni de yok aslında, yalnızca daralmıştım kitabı okurken. Ancak yine de beğendim. Bir şeylerin üstü kapalı olarak anlatılması hoşuma gidiyor. Üzerinde düşünmek bulmaca çözmek gibi geliyor bana. Veya hiç beklemediğim bir anda kitaba dair bir şeyin farkına varmak hoşuma gidiyor. Bu hissi verebilecek bir kitap olduğunu söyleyebilirim :)

      Sil
  4. bu yazara yüzyıllık yalnızlığı okuduğum yaklaşık 8 sene evvel küstüm gibi bişey oldu o dönem o kitap ne pis etkiledi beni yaaa :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yüzyıllık Yalnızlık sarsacak bir kitaptı cidden, ben de sarsılmıştım sanırım. Mümkünse yıl içinde bir daha okumak istiyorum ama :)

      Sil
  5. Ben de romanları öyküden daha çok seviyorum :))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Öyküler bittiğinde sanki bir şeyler yarım kalmış gibi hissediyorum. Hele ki söz konusu yazar Marquez'se. Zaten uzun upuzun cümleleri var. O cümleler romanlarına daha çok yakışıyor gibi. Olmadı uzun öykülerine :)

      Sil
  6. Notlarımın arasına aldığım bir kitap daha..Teşekkürler.

    YanıtlaSil
  7. Yüzyıllık yalnızlıktan sonra bu yazarın kitaplarını elime hiç almadım.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kırmızı Pazartesi'yi kitaplarının arasından ayrıca önerebilirim. Beğenmiştim :)

      Sil
  8. Yüzyıllık Yalnızlık favorim. Kolera Günlerinde Aşk'ı da çok sevdim. Ama öykülerin tadı da bir başka.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kesinlikle başka. Kolera Günlerinde Aşk'ı henüz okumadım ama yıl içinde okumak istiyorum :)

      Sil
  9. En sevdiğim yazarlardan güzel bir kitap daha, not ediyorumm :)

    YanıtlaSil
  10. Öncelikle geçmiş olsun giden yazın için:( Benim bile içim acıdı şu an:(

    Yüzyıllık Yalnızlık'ı okumadan diğer kitaplarını okuyamazmışım gibi geliyor Marquez'in. O yüzden sanırım Erendira ile de tanışmama daha bir hayli var :))) Teşekkürler yorumun için İlkay :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sorma, talihsizlik mi desem artık.. Bence de yazarla bu kitabıyla tanışma. Beğendim beğenmesine ama başlangıç için ideal mi bilemiyorum. Yorumun için teşekkür ederim :))

      Sil
  11. Kırmızı pazartesi hakkında biraz kulak dolgunluğum vardı. Bu tanıtım da çok faydalı oldu. Teşekkürler.

    YanıtlaSil