20 Ekim 2018 Cumartesi

ÇİLEEEKKK!


Herkese merhaba :) Muhtemelen başlığa büyük bir çoğunluk anlam veremedi. Ama dert değil. Sadece eski bir yazıma atıfta bulundum. Okumak için TIK TIK!

Bazen bazı şeyler bize çok uzak gibi görünebiliyor. Bazen bazı şeyleri çok istiyor gibi hissedebiliyoruz. Veya bazen neyi istediğimizi dahi bilmeden içimizde koskocaman yakıcı bir boşluk taşıyabiliyoruz. Sanırım bu insanın doğasında var. Yani istemek.

Uzun zamandır içimde koskocaman bir boşluk var gibiydi. Sanki hiçbir şeyden keyif alamıyor gibi hissediyordum. Bol bol gülümsüyor, etrafı gözlüyor ve günlük yaşamıma olağan akışında devam ediyordum ama sanki bir şeyler garipti benim için. Bir şeyler eksik gibiydi. Zaten yapım gereği olayları dramatize etmeye bayılıyorum. Sanırım aşırı bir insanım. Orta karar olmayı bir türlü beceremiyorum. Ama tabi bazen bilmekle uygulamak o kadar kolay olmuyor. Üstelik neyi bildiğini bile bilmiyorsan... İş biraz zorlaşıyor.

İnsanları dinlemeye ve kendimi dinletmeye bayılıyorum. Tabii ikinci eylemi sadece yakın çevrem üzerinde deniyorum. Bir şeyleri anlatmak hoşuma gidiyor. Hatta galiba biraz gevezeyim :) Ama son günlerde biraz daha dinleme eğilimindeydim. Ve bu kendimi anlamamda da bana yardımcı oldu. Ne istediğini bilip de, bildiğini bilememek en zor durumlardan biri çünkü. 

Gözlem yapmayı seviyorum. Ve gözlemlerim neticesinde, başka olaylardan yola çıkıp olayları kendi hayatıma uyarlamayı başardım. Ben her şeyin bir sebebi olduğuna ve hayatta hiçbir şeyin net çizgilerle ayrılmadığına inanıyorum. Yani bir şeyin sadece siyah ya da beyaz olduğunu değil de, aralarda binlerce, hatta on binlerce ton barındırdığını düşünüyorum. Bize oldukça karamsar görünen durumların aslında o aradaki tonlardan biri olabileceğini ve bizim için daha iyi bir duruma geçiş yolunda bir adım olabileceğini düşünüyorum. Sanırım bu özelliği zaman içinde kazandım. Yani bardağın dolu veya boş olması meselesinden ziyade bardağı bardak olarak görebilmeyi ve o bardağı istediğimiz zaman doldurup boşaltabileceğimiz gerçeğini. Bu yetinin yaşamımız boyunca yalnızca bizim elimizde olduğunu ve bardaktaki o dolu ve boş kısımların yalnızca bizim kendi seçimlerimizden ibaret olduğunu. Bilmiyorum belki olayları yine karmaşık anlatıyorumdur. Ama anlatmaya devam edeceğim :)

Bir de göz bağı meselesi var. Yine bir genelleme yapacağım. Tüm genellemeler aslında özünde hatalıdır ama beni mazur görün. İnsanlar genelde kolaya kaçmayı severler. Ben de seviyorum, kendimi bu genellemede es geçmeyeceğim. Ve kolay olan suçu ve sorumluluğu kendi üstümüzden başka taraflara atmak oluyor çoğu zaman. Hatta her zaman. Bu ister suçlu olarak atfettiğimiz bir insan, ister gerçekleşmemiş ve gerçekleşmesi için kılımızı kıpırdatmadığımız bir ideal olsun; yük bizim üstümüzden gittiğinde nereye gittiğinin pek önemi kalmıyor gibi. Sonra da kadere isyan ediyoruz. Bardağın boş tarafını görmeye başlıyoruz. Oysa elimizde bir bardak bile yokken. İşte tüm bunların gözlerimize indirdiğimiz perdede gördüklerimiz olduğunu düşünüyorum. Çünkü insanlar çoğu zaman görmek istediklerini görüyorlar. Çünkü böylesi daha kolay. Ama gerçek değil.

Sanırım tüm bu tantanadan sonra en başa dönmeliyiz. Bardak mevzusuna. Olayları mecazlarla anlatmayı daha çok seviyorum. Böylesi, soyut şeylere de somut boyut kazandırıyor benim gözümde. Sonuçta bardak bizim elimizde ve istediğimizi yapabiliriz. Boşaltıp doldurmak gibi.
Peki şu 'çileeekk' mevzusu ne değil mi? Önceki yazımda önüme seçenek olarak elma ve armut konulduğundan ancak benim çileeekk diye bağırmak istediğimden bahsetmiştim. Sanırım bu durum, içinde pek çok seçenek barındıran bir diyagrama benziyor. Yani çileğe ulaşmak için öncelikle ilk adımda önümdeki seçenekleri değerlendirmeliyim. İnsanlar bazen fazlasıyla sabırsız da olabiliyor.

Sanırım biraz daha pozitif hissediyorum. Nötrlük sanıldığı kadar güzel hissettirmiyor da :)
Şimdilik hoşçakalın. Musmutlu, güzel günler dilerim :)



7 yorum:

  1. Sanırım aşırı insanım sözünü çok begendım. 🙈 insan bazen degıl cogu zaman bu belırsızlıkte yasıyor. Bazen farkına varıyor bazende ustunde durmadan geçip gidiyoruz

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yorumunuza katılıyorum. Bazen bazı şeyler aklımıza takılsa da çoğu zaman geçiştiriyoruz bazı şeyleri. Bunun da orta karar olması en güzeli tabii, aşırılık kötü bir özellik :)

      Sil
  2. :) pikii. ben de muz diyim o zaman. çilekten çok sevdiğim tek meyve :)

    YanıtlaSil
  3. Görmek istediğimizi görürüz hayatımızda. Tek sorun neyi görmek istediğimizi tam bilememek.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sanırım ben pek çok şeyi aynı anda görmek istiyorum. Bazen bu yüzden gözüm kararıyor olmalı. Yorum için teşekkürler.

      Sil
  4. Ya ne tatlı bir yazı bu böyle. :)
    Ben de çok detaycıyımdır gözlemlerle ilgili...

    Kitap dostluğu gibi bir şey var mı? :)
    Ben de beklerim bloguma, sevgiler... :)

    YanıtlaSil