31 Ağustos 2018 Cuma

Üniversite Sınavı Sürecim



Herkese merhaba. Bu yazıyı yazmak için her şeyin bitmesini bekledim. Buradaki asıl önemli kısımsa içimde ne varsa ortaya dökmem ve içimin soğuması. Hatta sınav sürecinde moral olsun diye tam karşıma astığım ve halihazırda hala aynı yerinde asılı duran 'sınavdan sonra yapacaklarımı' listelediğim listede de bununla ilgili bir madde mevcut:
Bloğa nefret kusmak!

Ama zamanla içimin kendi kendine soğuduğunu ve yıl boyunca içimde volkanlar patlatan olayların aslında ne kadar da gereksiz ve küçük durumlar olduğunu fark ettim. 
Başta da söylediğim gibi bu yazıyı büyük oranda yaşadıklarımı bir yere aktarmak adına yazıyorum. Kağıttan Dünyam ideal bir yer benim için. Bunun yanı sıra hani olur da üniversite sınavına önümüzdeki yıllarda girecek birileri bu yazımı okur ve bazı şeyler hakkında fikir sahibi olabilir diye yazıyorum. Çünkü garip bir şekilde kişiler ve olaylar nasıl ve ne koşulda değişirse değişsin senaryonun gidişatı sinir bozucu bir şekilde aynı. O yüzden her şeyi eeennn baştan anlatmaya başlıyorum :)

Zaten kişilik özelliğim olarak hep en kötü sonucun ihtimaline odaklanma eğilimindeyim. Bakın, şu an sakin kafayla bu duruma kötü bir 'ihtimal' diyebiliyorum. Çünkü bu konu hakkında yaşayacaklarımı yaşadım. Asıl sorun olayları yaşanma anında soğukkanlılıkla kavrayamamam.
Ben öğrencilik hayatım boyunca asla yeterli gördüğüm ölçüden bir gıdım fazla çalışan bir insan olmadım. Sınav için de sadece son yıl hazırlandım zaten. Ama sınav senesi olan arkadaşlar hiç merak etmesin, hakkını vererek sistemli  bir şekilde çalışırsanız son yılınızda başaramayacağınız bir durum değil bu sınav. Bakın, bu sadece bir sınav. Yani ucunda ölüm yok. Bunun altını, üstüne basa basa çiziyorum dikkat edin: Ucunda ölüm yok!

Ben sınav yılının başlangıcında inanır mısınız gram heyecanlı değildim. Hatta benden beklenmeyecek ölçüde soğukkanlı, planlı, programlı haldeydim. Sıfır stresti benim için. Ancak çevremdeki insanlar arasında baya panik olanlar vardı diyebilirim. Bu durum sınavı önemsemediğim anlamına gelmiyordu. Sadece hayatımın akışı için ne kadar önemli bir sınav olsa da ucunda ölmeyeceğimin bilincindeydim. Ama gelin görün ki, sınav yılı içerisinde bu hallerimden eser kalmadı. Hatta sınav gününün sabahı erkenden girdiğim sınavımın yapılacağı sınıfta kendi kendime 'ekstrem bir olay olmadıkça bu sınav yüzünden ölmeyeceksin İlkay' diyordum. İnsanlar o denli stres yapmışlardı beni düşünün.

Sınav yılının ortalarında sanırım tükenmişlik sendromuna yakalandım. (Tükenmişlik sendromu???) Neyse, baya sınavı bırakıp gelecekte ne yapacağım, geçim derdi vs. gibi beni o anda o kadar da alakadar etmeyen konulara acayip derecede kafa yoruyordum. Tabi zaman da geçiyordu bu süreçte. Bu durumda iletişimde bulunduğum bazı sevgili eğitimcilerin de rolü büyüktü tabi ki. Ama burada kimse hakkında kin içeren şeyler yazacak değilim. Sadece şefkimi kıran ve muhtemelen bundan haberdar dahi olmayan insanlar vardı. Ama asıl hata onlarda değil, bendeydi.

Matematik benim en büyük kabusumdu. Az önce tükenmişlik sendromu adını taktığım saçma durumun saçmalığını kavradığım anda eski soğukkanlılığıma kavuşup 'İlkay ne yapıyorsun, kendine gel' dedim ve dört elle çalışmaya asıldım. Ama öyle böyle bir çalışmak değil. Malum çalışmadığım, daha doğrusu yalnızca çalışmaktan zevk aldığım ve zaten yapabildiğim dersleri çalıştığım dönemdeki vicdan azabımı bu şekilde bastırmaya çalışıyordum. Çevremdeki insanlar 'artık bu saatten sonra bir şey yapamayız, eyvah mezuna kaldık' gibi cümleler kurarken ben kulaklarımı tıkayıp sadece çalıştım. Ve o zamanlar 'eyvah mezuna kaldık' demek için de erkendi bence. Neyse konumuz bu değil zaten.

Ama gel zaman git zaman, ben çok eforla az verim alıyordum kabusum olan bir dersten. Bu dersi tahmin etmek çok zor olmasa gerek: Matematik! 
Ama zaman kaybetmem bana olumsuz bir dönüt sağlasa da, en azından vicdanım çok rahattı. Çünkü gerçekten emek vermiştim. Belki sene başından itibaren istikrarlı ve düzenli bir çalışma yürütmeyi başarabilseydim sonuç daha olumlu olabilirdi. Ama 'keşke' demekten nefret ederim ve zaten ortada keşke diyeceğim bir durum da yoktu. Bir şeylere çamur atmayı veya çamur atıyor gibi görünmeyi de hiç sevmem ama bu yılki sınavın koca bir saçmalıktan ibaret olduğu kanaatindeyim. Daha yetkililerin bile nasıl bir sınav yapacaklarını bilmediği, yapboz tahtasına dönen, bolca garip yenilik barındıran değişik bir sınavdı YKS. Bu sistemin de uzun bir süre uygulanacağını düşünmüyorum. Şimdi sistemin eksikliklerini saymaya kalksam, tabir yerindeyse roman yazmış kadar olurum ve sinirlenirim. O yüzden bu konuda sessizlik hakkımı kullanıyorum.

Neyse, en iyisi çalışma sürecime dönmek. Bir yerden sonra matematikten (mat 2'den bahsediyorum) dişe dokunur bir sonuç alamayacağımı ve böyle çırpınmaya devam ettikçe zaten mezuna kalacağımı; buna rağmen mezuna kalmayı hiç mi hiç istemediğimi, ki zaten buna enerjimin de olmadığını fark ettiğimde başından beri aklımdaki yan rol olan sözel alanına yoğunlaştım. İyi ki de böyle bir karar verdim. Hatta 'öyle mi yapsam, şöyle mi' deyip şaşkın ördek gibi milletin ağzına bakacağıma, en başından kendi bildiğimi ve istediğimi yapsaydım, isteklerimin arkasında dursaydım durum güzel yönde bir farklılık gösterebilirdi. Ama halimden de memnunum.

Sınav yılımda birçok aksilik yaşadım. Ama son kopma noktası, sınava daha rahat çalışmak adına okula rapor verip izin aldığım gün yukarı katımızda bol gürültülü bir tadilatın başladığını öğrendiğim andı. Bu durum tüm bu süreçteki şansımı özetler nitelikte aslına bakarsanız. 

İyisiyle kötüsüyle sınava girdim, garip sorularla cebelleşip süreyi yettiremedim ama umudumu asla kaybetmeyip önemli olan ikinci oturum dedim. İkinci oturumda da süreyi bol görüp ahmakça kararlar aldım ve doğru işaretlediklerimi tekrar tekrar kontrol etme hatasına düşüp sildim, üstüne yanlışını işaretledim. Cevap anahtarından kontrol edince kendimi boğmak istedim. Ama her şeye rağmen bir zamanlar kaybettiğim soğukkanlılığımı bulup kadere razı geldim ve sadece tatil yaptım. Çok da güzel yaptım. Sonra 'hiç de merakla beklemiyorum' diyerek sonucumu öğrendim. Evet, bunca yazıyı boşuna okumadınız. Sonucumu anca açıklıyorum. Sözelden 17 bine girdim. TM sıralamam için de susma hakkımı kullanıyorum. Ama beklediğim sıralamalardı. Çünkü sosyal 2 'de tarihte yaptığım saçma hatalar hala yüzümü buruşturuyor. Mat 2 içinse yorum dahi yapmıyorum. O nasıl bir sınavdı harbiden? Gerçi sorun benden kaynaklı da olabilir, bilemiyorum.

Ama en beteri tercih dönemi. Tam bir kaos. Tam bir kabus! Her kafadan bir ses çıkar. Bileni de bilmeyeni de, bilmediğini bilmeyeni de bar bar konuşur. Ama en beter olan grup bunlar değildir. Kendi yapamadıklarını size yükleyen ayaküstü ahbaplığınız olan tanıdıklarınız da konuşur da konuşur. Siz de kafayı yersiniz. Hele ki benim gibi sinir sorunu olan biriyseniz vay halinize! Ama geçiyor. Her şey geçiyor. Diyorum ya ucunda ölüm yok. Yokmuş!

İsteklerimin arkasında durdum mu? Kısmen. 
Peki önem verdiğim insanlara kulak verdim mi? Kısmen.

Sonuçta da Dokuz Eylül Fakültesi Türkçe Öğretmenliği bölümünü kazanarak ikinci tercihime yerleştim. Allah utandırmasın diyelim. Ama en başında içimden geçen üniversitede ve bölümdeyim. Sonradan Dokuz Eylül için 'ama yolu ters' şeklindeki yorumlardan etkilensem de memnunum. 
Beni asıl şaşkınlığa düşüren, sınav sonucumdan bir anda akrabalarımın haberdar olması oldu diyebilirim. Tabii, 'öğretmenler de atanamıyor yav' şeklinde yorumlara maruz kalmam da yakındır diye düşünüyorum. Ama dert değil. Belki de haklılardır. Ama şu da var ki, eğer aklımdaki şeyleri bir şekilde gerçekleştirebilirsem mutlu olacağım. Bence en önemlisi de bu olmalı. 

Bu arada gerek kazandığım üniversite, gerekse bölüm hakkında gerçekten bilgisi olanlar varsa, bu konudaki duygu ve düşüncülerini benimle paylaşırlarsa çok memnun olurum. Şimdiden teşekkürler :)


Şimdi de gelelim sınav yılındaki hatalarıma:

1. Başkalarının düşüncelerine haddiden fazla önem vermem ve bunların etkisinde kalmam.

2. Ne yapacağıma çabuk karar verememem ve ortada kalmam.

(Bir hedefiniz olsun ve bu hedefinizi millete inat bağıra bağıra söyleyin. O zaman sesler susar.)

3. Beni kötü etkileyen insanlardan uzaklaşamamam. En azından erkenden bunu başaramamam.

(Kimse camdan değil merak etmeyin. Hem siz kırılacağınıza karşıdaki kişi bunu başaramadan siz başarın. Yoksa boşlukta kalıyorsunuz. Ve bence bu bencilce de değil.)

4. Düzenli çalışmamam. En azından sınav yılımın ilk yarısında :((

(Ama sınavda bunun için üzülmemem gerektiğini, çünkü zaten sınavın bunu ölçmediğini gördüm. Tabi bu durum iyi midir kötü müdür tartışılır.)


Kendimi tebrik ettiğim noktalar:

1. Karamsarlığın dibini görsem de ilginç bir şekilde asla pes etmemem.

(Sanırım beni hayal gücüm ayakta tuttu.)

2. Geç de olsa akıllanmam ve hatalarımdan -göreceli olarak geç olmadan- ders çıkarmam.


İşte benim sınav yılımın kaba taslak hali bu şekildeydi. Sonuna kadar sıkılmadan okudunuz mu bilmiyorum ama bu yazıyı yazmalıydım. Ayrıca bu süreçte şefkimi kıran insanlar olduğu gibi, bana güç veren gerek şahsen, gerekse blog ortamında tanıdığım insanlar vardı. Onlara da çok teşekkür ederim :)

Özellikle de ismini vermeyeceğim birine çok teşekkür ederim. Yazımı okudu mu bilmiyorum ama okuduysan umarım bir yorum bırakırsın. Seni uzuunnn mesajlarımla bunalttıysam da affola. Hayallerimden vazgeçmedim. Vazgeçmeyeceğim. Bölüm seçimim değişse de isteklerim ve çabalarım aynı yönde başka isteklerimle kesişiyor. Umarım bir gün başarabilirim. Hem belki fark etmişsindir, sana artık 'sen' diye hitap edebiliyorum :)


Ve son olarak herkes için hayırlısını diliyorum. Umarım gönlünüzden geçenlerden bile çok daha güzel şeyler yaşarsınız. 
Şimdilik hoşçakalın. Musmutlu, güzel günler :)





24 yorum:

  1. Hayırlı olsun. Bence bölümünde okulunda çok güzel. Şimdiden keyifli bir üniversite hayatı diliyorum.

    YanıtlaSil
  2. tebrik ederim hayatının en güzel dönemi başlıyor. hep dönmek istediğim yer üniversite:(

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aslında biraz gözümü korkutuyor. Son günlerde üniversite deyince aklıma karmaşa geliyor nedense. Güzel yorumunuz için teşekkür ederim :)

      Sil
  3. Bence en güzel bölümü kazanmışsınız. Tebrik ederim.

    YanıtlaSil
  4. Hayırlı olsun.İzmir de hangi bölüm olursa olsun okumak çok güzel.Umarım unutulmaz hatıraların olur okulda ve İzmir'de :))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İzmir güzel bir şehir evet :) Yaşadığım şehri kazanmak da güzel geliyor şu an için. Rahatlığı dolayısıyla. Bakalım göreceğiz :) Ayrıca çok teşekkürler :)

      Sil
  5. Tebrik ederim İlkaycım, hayırlı olsun :') Bir Dokuz Eylüllü olarak okulumuzu kazandığına çok sevindim. Bölümün de çok güzel, ayrıca fakültenin yeri de bence çok güzel :D Umarım harika bir üniversite hayatı geçirirsin canım benim ^.^

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İşte bu yorum çok iyi geldi. Okulu okuyan birinin ağzından güzel sözler duymak yani :) Çoook teşekkür ederim güzel yorumun için :)

      Sil
  6. Hepsini okuyamadım ama bu yaşadıklarını hemen hemen herkes yaşıyor bu süreçteki...
    İnsanların da her şeye karışması yok mu zaten. Neyse Geçmiş olsun ve hayırlı olsun :))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Malesef yıpratıcı bir süreç. Bitti sayılır. Çok teşekkür ederim :)

      Sil
  7. Hayırlı olsun canım benim, umarım harika arkadaşlıklar, anılar seni bekliyordur orada :).

    Ohh iyi ki de yazmışsın, bitti gitti kurtuldun şimdi güzellikler zamanı :).

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İnşallah, güzel dileklerin için çok teşekkür ederim. Sevgiyle :)

      Sil
  8. Yürekten tebrik ediyorum İlkaycım

    YanıtlaSil
  9. Tekrar tebrik ediyorum :)) 12. sınıf çok sıkıntılı bir süreç ve bence gayet güzel de üstesinden geldin. Sınav zamanında hataların olarak gördükleri de çoğu kişi yaşamıştır bence. Önemli olan ders almaktı diyelim :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bence de, önemli olan ders almaktı :D Çok teşekkür ederim :)

      Sil
  10. Tebrik ederim İlkay! ^_^ Umarım üniversiteni çok sever ve orada muhteşem zamanlar geçirirsin. ^_^
    Bu arada hatalarını ve aldığın dersleri bu şekilde açık ve samimi bir şekilde anlatman çok takdir edilesi, söylemeden geçemeyeceğim. ^_^

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Beğendiysen ne mutlu :) Çok kişisel şeyler dışında içimden geçenleri içimden geldiği gibi aktarıyorum. İyi dileklerin için teşekkür ederim :)

      Sil
  11. Biraz geç kalmış olabilirim. Ama işte buradayım. Okuduklarımdan o kadar memnun kaldım ki... Sonunda gerçekten istediğin şeyi bulup mutlu hissettiğin için kendimi inanılmaz mutlu hissediyorum! :) Çok iyi bir üniversitede çok iyi bir bölümdesin ve kendini bulduğun bir bölüm olduğunu düşünüyorum.

    Çok konuşmayı sevdiğim kadar dinlemeyi de severim. Biliyorsun.

    Hayallerinden hiçbir zaman vazgeçmeyeceğine daha da eminim şimdi. Çünkü güç seninle değil, güç sende artık!

    Not: Bence başardın bile.
    Not 2: Kulaklarını tıka. Bütün endişelere ve her şeyi bildiğini zanneden tüm insanlara.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ne desem bilmiyorum. Yorumunu görmek beni gerçekten mutlu etti :) Çok teşekkür ederim, tekrardan :)

      Sil
  12. Meslektaş olacağız desene :-) Tebrik ederim. Umarım bölüm de üniversite de çok hoşuna gider.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Böyle söyleyince heyecanlandım :)) İnşallah hayırlısı olur, ne diyelim ^^ Teşekkür ederim :)

      Sil