5 Ağustos 2018 Pazar

The Curious Case Of Benjamin Button (Benjamin Button’ın Tuhaf Hikayesi) | Film Yorumu


Herkese merhaba :) Belki sizin de bildiğiniz, en azından öyle ya da böyle ismini duyduğunuz, benim de geçtiğimiz günlerde beğeni ve ilgiyle izlediğim bir filmin yorumuyla karşınızdayım.



Filmimiz bir hastane odasında son zamanlarını yaşayan yaşlı bir kadının kızından ona bir günlüğü okumasını istemesiyle başlıyor. Benjamin Button isimli bir adamın günlüğünü.
Benjamin 1. Dünya Savaşı'nın bittiği, her yerde bayram havası olan bir günde doğuyor ve doğumunda annesi vefat ediyor. Annesinin son nefesine tanık olan babası beşiğin örtüsünü açınca garip bir manzarayla karşılaşıyor: Her tarafı buruş buruş bir bebekle.

Haliyle ne yapacağını şaşırıyor ve karısına verdiği, bebeğe bakma sözünü de tutmak için bebeği bir huzurevinin kapısına bırakıyor. Bu talihsiz bebek o kapıda bir anne buluyor. Huzurevinin hasta bakıcısı her ne kadar farklı olursa olsun Benjamin'e hem ismini veriyor, hem de ona her zaman sevgiyle yaklaşıyor.



Ancak Benjamin doğduğu ilk günden beri farklı bir çocuk. Ruhu bir çocuğa ait olmasına karşın, bedeni çok yaşlı bir adama ait. 
Benjamin, yaşlı bir adam bedeninde büyüyerek günlerini huzurevinde geçiriyor. Orada arkadaşları oluyor. Ancak bir gün bir arkadaşının torunuyla tanışması onun hayatını büyük ölçüde etkiliyor. Daisy ile Benjamin yakın arkadaş oluyor. Ancak haliyle her seferinde ayrılmak ve aradan uzun zaman geçtikten sonra bir araya gelmek durumunda kalıyorlar. Hem de karşılaştıkları her seferde.
Ve bu her seferde Benjamin biraz daha genç olarak geri dönüyor. Daisy her geçen gün büyüyüp, hatta yaşlanırken, Benjamin tam aksine bedenen gençleşiyor.



Filmin oldukça çarpıcı olduğunu söyleyebilirim. Neredeyse 3 saatlik uzun bir film olmasına karşın, zamanı unutturacak denli akıcı, ilginç ve yer yer duygusal bir filmdi. 
Hani yaşlıktan dem vurulur ya. Bedensel ağrılardan, geçip giden yıllardan. Belki yitirilen beden güzelliğinden. Benjamin, etrafındaki herkes yaşlanıp birer birer ölürken her geçen gün biraz daha gençleşiyordu. Ama sadece dışarıdan. Filmi izledikten sonra yaşlanmanın çok da kötü bir şey olmadığını fark etmeniz muhtemel. Özellikle de çevrenizde sevip değer verdiğiniz herkes bir bir ölürken ve ruhunuz yaşlı bir adama aitken, her geçen gün daha da genç görünmek bence çok da güzel bir şey değildi.

Tabi tüm bunların yanı sıra filmden pek çok güzel başka mesaj da çıkarılabilir. Bence çok boyutlu bir filmdi, ki öyle olması da şaşırtıcı olmasa gerek. Sonuçta yaşanmış koca bir ömrü işliyor film. Upuzun ve ilginç bir ömrü.

Hayatta acı tatlı pek çok olay yaşanılabilir. Kalpler kırılabilir; hırslara, tutkulara kapılınabilir; sevebilir, sevilebilinir. Ama değişmeyen iki temel hakikat olsa gerek insan doğası için: Doğmak ve ölmek. Ölüm anı geldiğinde geriye dönüp bakıldığında her şeyin aslında nasıl bir anda olup bittiğini görmek ve belki vicdan azabı duymak, belki yarım kalmışlık hissi..
Her şeyin geçip gittiği, bunun hiç kimse için değişmediği de filmde güzel işlenmişti.



Bu sahnenin güzelliğini unutmayacağım :')


Şimdilik hoşçakalın. Musmutlu, güzel günler :)









12 yorum:

  1. Beğeni ile izlediğim bir filmdi. Bu film hakkında bir yazı okumakta ayrıca keyf verici oldu. Teşekkürler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ne demek, asıl ben teşekkür ederim güzel yorumunuz için :)

      Sil
  2. heeey senin tercih döneminmiş. baksanaaa başarılar, hayırlı olsuuun. fikre ihtiyacın olursa gel söle bana taam mııı yaa. okulları bölümleri filan iyi bilirim. kolay gelsiiiin :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ya evet tercih dönemim :((( Sinir hastası oldum yeminle :D Zaten herkese bölümünü sorup duruyorum. Tercih listem bazı durumlardan dolayı biraz sınırlı oldu ama bölüm olarak istediklerimi yazdım. Gerçi daha 14'üne kadar vakit var. Hala araştırmadayım.

      Sil
    2. of hadi başarılar sanaaa.

      Sil
    3. İnşallah bakalım beklemedeyim :D

      Sil
  3. ooo izleyelim o halde , zaten karşıma çıkıp duruyor :) teşekkürler

    YanıtlaSil
  4. Ben izlediğimde o kadar etkilenmemiştim, beklentim daha büyüktü :((

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Orada, burada, her yerde bu filmi görmeme karşın ilginç bir şekilde beklentim yoktu. Sanırım beni tecrübelerim bu hale getirdi :D Ondan da olacak, sevdim yani :)

      Sil
  5. Ben severim bu filmi. Hatta çıktığı yıl en iyi film Oscar'ını vermediler diye akademiye baya kızmıştım :-)

    YanıtlaSil