19 Ağustos 2018 Pazar

Küçük Bir Kesit #14


Genç kız, genç adamın titreyen ellerini avuçlarının içine aldı. Genç adamın ince uzun ellerinin yanında elleri ufacık kalmıştı. Gördüğü sanrılardan fırsat bulabilseydi, muhtemelen genç kızın ellerinin kendi nasırlı ellerinin yanında ne kadar da yumuşak kaldığını düşünecekti genç adam. Ama sanrılar buna fırsat vermiyordu. Genç kızı bile görmüyordu genç adamın gözleri. Gözlerinin yanı sıra kalbi de buğulanmıştı sanki. Yalnızca titriyor, titriyor ve titriyordu. 

Ara sıra mırıldandığı sözcükleri genç kız anlamlandıramıyordu. Genç adamın ağzından duyduğu ilk kelimelerin böyle bir ortamda olacağı aklına gelmezdi. Oysa beklemeye hazırdım, diye düşündü. Ama aynı anda bunları kafasından atmaya çalıştı. Şimdi sırası değildi.

''Beni korkutuyorsun Ozan'', dedi genç adamın sarsılan bedenini sabitlemeye çalışarak. Ama bu çabasında pek de başarılı olduğu söylenemezdi. 
Genç adam mırıldanmaya devam ediyordu. 

''Tamam, anlaşıldı bu böyle olmayacak. Ambulansı arayacağım.''

Genç adamın elleri genç kızın bileklerine uzandı ve onları sımsıkı sardı. Normal şartlar altında dehşete kapılmam gerekli, diye düşündü genç kız. Ama içinde bulunduğu durum hiç de normal görünmüyordu, hem de hiç. 

Genç adamın sarsıntısı geçmişti. Mengene gibi sıktığı ellerini gevşetse de genç kızın bileklerini bırakmadı ve ağlamaya başladı. Genç kızın etrafa saçılmış uzun eteğine kapandı ve ağladı, ağladı, ağladı. Şimdi mırıldanma sırası genç kızdaydı. Ne dediğini kendisi bile bilmiyordu. Genç adamı bir bebek gibi pışpışladı.

''Geçti'', dedi. ''Geçti.''

Sonra da içinden ne kadar saçma diye geçirdi. Ne geçmişti ki? Ucu bucağı olmayan avuntulardan nefret ederdi. Şimdi avutan taraf kendisi olmuştu. Başkasının belki de en mahrem anlarından birine tanık olduğu için kendini mahçup hissediyordu. Bir de bunun üzerine ne olduğunu dahi bilmediği bir konuda avuntu vermeye çalıştığı için kendinden o an nefret etti. Ama elden ne gelirdi?

Genç kız, genç adamı uyutmuştu. Hem de bu sefer gerçekten. Oyunlar olmadan. Genç kız, bir peri gibi suların üzerinden yürümeyi severdi. Gerçekliğe dokunup dokunup çok yaklaştığı anda kaçmayı. Ama bu sefer kendini değil suyun, sanki bataklığın içinde batıyormuş gibi hissetti. Boğuluyormuş gibi. Ama bu kadar kriz bir güne fazlaydı. ''Toparlan'' diye fısıldadı kendi kendine. 

Bakışları ister istemez kucağındaki ağırlığa kaydı. Terlemişti ve bacaklarının uyuştuğunu hissediyordu. Yine de hareket etmeye cesareti yoktu. ''Biraz daha uyusun, olmadı kalkarım'' diye düşündü.

Genç adam uyurken daha da genç gözüküyordu. Yüzündeki kirli sakal bile çocuksuluğunu gizleyemiyordu. ''Tıraş olmaya bile vakit ayırmadıysa'' diye düşündü genç kız ''galiba bu seferki durum önemli.''

Genç adamın gizemini çözeceği için heyecanlıydı. Çok yaklaşmıştı, hatta elini uzatsa sanki tüm sırlarına dokunacaktı genç adamın. ''Olmaz'' dedi. ''Kendine yapılmasını istemediklerini başkalarına yapamazsın.'' Küçüklüğünden gelen bir nasihat. Bu nasihatler sanki biraz işe yarıyordu.

Genç kız iç geçirdi ve kafasını iki yana sallayarak düşüncelerini dağıtmaya çalıştı. Şu an için, genç adamı izlemek daha ilgi çekiciydi sanki. Ama kalkması gerekiyordu. Kucağındaki başı yavaşça kanepenin yastığına bıraktı. Genç adam kıpırdansa da uyanmamıştı. Genç kız tedirgin değildi. ''İçindekileri döktü'', diye düşündü. ''Uyku hep iyi gelir.''

Arkasını dönmüşken topuğunu üzerinde döndü. Genç adamın alnına dökülen saçlarına belli belirsiz bir öpücük kondurdu. ''Senden daha anlamlı kelimeler duymayı umuyorum'' diye fısıldadı.

Dış kapının sesi de belli belirsiz çıkmıştı. Zaten genç adamı uyandıran da bu değildi. Yine de gözlerini sıkı sıkı yummaya devam etti. Belki de hayatta kandıramadığı tek kişi genç kızdı. 



En zoru da yazılara uygun fotoğraf bulmak. Ama pencereler kurtarıcı. Her biri nereye açılır kim bilebilir ki? :)




6 yorum:

  1. Güzel bir kesit olmuş,kalemine sağlık:) Pencereler konusunda haklısın. Kim bilir hangi dünyalara aralanıyor?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Beğenmenize çok sevindim, teşekkür ederim :)

      Sil
  2. hımmmm ne gizemi vardı acaba ki genç adamın. hem de ambulans bile çağırabilecek kadar. etkileciydiii.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bilmiyorum bakacağız :) Bu hikayenin başı sonu değişip duruyor kafamda. Bir de blogta bir bütün olarak paylaşmak istemedim nedense, ki zaten bir bütün olarak da varolan bir hikaye değil. Belki bir gün tamamlanabilir ama daha zamanı var. Yorum için teşekkür ederiimm :)

      Sil
  3. Çok güzel bir kesit, okumayı özlemişim :))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yorumun beni gerçekten mutlu etti. Fazla depresif ve karışık gelen bir yazı dizisi olduğunu düşünüyorum :) Ama yazması rahatlatıyor :)

      Sil