22 Temmuz 2018 Pazar

Küçük Bir Kesit #13


''Ne o, bugünlerde keyfin pek yerinde.''

Genç adam omuz silkmekle yetindi.

''Acaba lafımı geri mi alsam?''

Genç kızın gülümsemesi oyunbazdı. Aklından kim bilir yine neler geçiyor, diye düşündü genç adam. Ama genç kız oralı değildi. Sessizliği bozmadı. Sessizlik uzadı, uzadı ve uzadı. Adeta sinir bozucu bir sakız gibi uzadıkça uzuyor ancak buna rağmen genç kız ne ağzını açıp tek kelime ediyor, ne de genç adama bakıyordu. Genç adam sinirlenmeye başlamıştı. Onu asıl sinirlendiren sessizlik mi, yoksa genç kızın yüzüne yapışmış olan o kendinden emin, sinir bozucu ve oldukça memnun ifade mi bunu kendisi de bilmiyordu. 

''Birini bekliyorum.''

Birini mi?

''Birini.''

Genç adamın bakışları anında genç kızın yüzüne kaydı. Şimdi de aklımı mı okuyor, diye düşündü genç adam. Ürpermişti. Genç kızın dudaklarının kenarları daha da kıvrıldı. Ama istifini hiç bozmadı. 

Acaba kimi bekliyor, diye düşündü genç adam. Sonra da gitmeyi. Ama gidemezdi. Şimdi olmaz, dedi içinden sabırla. Kendi kendini ikna etmeye çalışır gibi. Bunun farkında bile değildi. Ama genç kız farkındaydı. Kocaman gülümsedi.

''Gel.''

.
.
.

Genç adam şaşkındı ama ağzını bıçak açmadı. Açmayacaktı. Yine de soran gözlerle genç kıza baktı. Genç kız da ona baktı. Kocaman gülümsüyordu. Gülümsemeye devam edecek, diye düşündü genç adam. Ve ben de susacağım. Ne sinir bozucu! Ama tam da düşündüğü gibi oldu.

''Aslına bakarsan yine ekildim.''

...

''Hep ekiliyorum Ozan.''

...

''Beni hep ekiyorsun.''

Ne?

Genç kız başını iki yana sallayarak gülümsedi. 

''Ama şimdi hiç sırası değil ha, ne dersin?''

...

''Fotoğraf çekmem gerek.''

Genç adamın gözleri kocaman, dudakları incecik ve yüzü bembeyaz oldu. 

''Senin fotoğrafını değil meraklanma.''

...

''Şapşal.''

Beyazlık rengini kırmızıya devretmişti. Ancak sebebi utanç mıydı, yoksa kızgınlık mı bunu ikisi de çözemedi. Gerçi genç kız bununla ilgilenmiyor gibiydi. Elindeki fotoğraf makinesini kurcalayıp duruyordu.

Ayar yapıyor, diye düşündü genç adam. Sonra da, neyin fotoğrafını çekecek ki diye merak ve ilgiyle bekledi. 

Genç kız halinden memnundu. Tabi bekletmekten de. Her şey sırayla diye düşündü. Ve kendi sırasının keyfini çıkarmaya kararlıydı.

''Günün en güzel saatlerine az kaldı.''

...

''Dikkatimi dağıtma sakın.''

Genç adam kollarını göğsünde birleştirip sakince bekledi. Bekledi ve..

Manzara fotoğrafı çekeceği barizdi, diye düşündü.

''Manzara fotoğrafı çekeceğim barizdi'' dedi genç kız beraberinde.

Genç kıza şüpheyle bakan genç adam tüyler ürpertici, diye düşündü.

''Tüyler ürpertici'' dedi genç kız da. Ama bakışları ve ilgisi genç adamın üzerinde değildi. Karşıya bakıyordu, hayranlık ve huşuyla.

Gözleri parlıyor, diye geçirdi içinden genç adam. Oysa kendi gözlerini göremiyordu. Kendisi de genç kızdan farksız değildi. Bilmiyordu.

Genç kız bakışlarını ona asla çevirmedi. 

''En çok bu zamanları seviyorum. Hep makinemi ayarlıyorum ama o an hep uçup gidiyor. Kadrajdan bakmakla, gerçekten bakmak arasında ne kadar büyük fark var! Makineyi ilk kez elime aldığımda hayal kırıklığına uğramıştım.''

...

Genç adam, bakışlarını ilk kez genç kızın baktığı yöne çevirdi. Sanki güneşin batışını ilk kez izliyor gibi hissetti. Defalarca baktığı şeyleri, aslında ilk kez görüyor gibi.

Saçma, diye düşündü ikisi sahilde yürürken. Saçma.

Hava hala çok sıcaktı. İnsanlar her yerdeydi. Bugün her şey farklı gibi, diye düşündü genç adam.

''Bugün her şey farklı gibi ha, ne dersin?'' dedi genç kız.

Bu kadarı da fazla dedi genç adam. Tabi içinden.

Genç kız gülümsedi. 

''Biliyorum, garipti. Ama başka türlüsünü beklemezdin benden değil mi?''

Beklemezdi.

''Bir keresinde hayal kurmakla ilgili sana bir ders vermiştim. Hatırlıyor musun?''

Nasıl unuturdu?

''Bugünlerde hayalleri gerçeklikte arıyorum. Bunu yapmaya ne ara başladım bilmiyorum. Sanırım şimdi de benim senden ders almam gerekli değil mi?''

Hiç değildi. Hiç ama hiç gerekli değildi. Ama genç kızın söyleyecekleri genç adamın ilgisini çekmişti. Genç kız da devam etti.

''Gerçeklik konusunda bir ustasın Ozan. Peşinden ayrılmayacağım.''

Genç adam, genç kızın ne istediğinden veya başına gelebilecek olayların ne olabileceğinden emin değildi. Emin olduğu tek şey, genç kızın dudaklarındaki o oyunbaz gülümsemenin başından beri güven vermediğiydi. Yine de dudakları genç adama ihanet etti. Genç kızdan biraz daha masumca gülümsedi.



Herkese merhaba. Uzun zamandır yazmıyordum. Muhtemelen durağan, durağan ve durağan bir bölümdü. Olabildiğince. Ah, ama yapacak bir şey yok malesef. Sanki ben değil de, sadece ellerim yazdı bunları. Cidden planlı değildi. Zaten asla planlı olmuyor. Aslına bakarsanız artık kendim bir şeyler yazıp yayınlamayı düşünmüyordum. Tabi yazmayı düşünüyordum ama yayınlamayı değil. Bu yazı dizisini birileriyle paylaşmak hoşuma giden ve beni rahatlatan bir şeydi. Aslında birileriyle paylaşmaktan da ziyade; kurduğum bu dünyanın, bu karakterlerin benim Kağıttan Dünyam'ın bir köşesinde yer alması bana garip bir huzur veriyordu. Hoş, hala daha veriyor. Belki yine yazarım. Belki yazmam. Bilmiyorum ama muhtemelen yazacağım. Çünkü hep böyle oluyor. Artık biliyorum :)

Şimdilik hoşçakalın. Musmutlu, güzel günler dilerim :)





2 yorum: