29 Temmuz 2018 Pazar

Görme Biçimleri | Kitap Yorumu


Herkese merhaba :) Görme Biçimleri gerçekten uzun bir zamandır okumayı istediğim ama bir şekilde okumayı hep ertelediğim bir kitaptı. Kitabımız BBC'de yayınlanan dizi konuşmalarından yola çıkılarak hazırlanmış; konuları sanata, kadının sanattaki yerine, reklamcılığa dayanan toplam 7 denemeden oluşuyor.


''Görme konuşmadan önce gelmiştir. Çocuk konuşmaya başlamadan önce bakıp tanımayı öğrenir.''
  

Cümlesiyle başlıyor kitap. Gördüklerimizin düşüncelerimizi, düşüncelerimizin de algılayışımızı nasıl etkilediğini, bir esere bakarken ne gördüğümüzü neleri gözden kaçırdığımızı örneklerle göstererek başlıyor denemelere yazar. Zaten kitabın kapağında da bunun çok güzel bir örneği mevcut. Kitabın kapağında gerçeküstücü ressam Magritte'nin 'Düşlerin Anahtarı' isimli tablosuna yer verilmiş. Bu tabloda bulunan nesnelerin resmi ile resimlerin altında yazan kelimelerdeki nesneler birbirinden farklı.Sözcüklerin var olan nesneleri yorumlamadaki yetersizliğini açıklamaya çalışmış burada ressam.
Sonrasında denemelerde, kadının ve erkeğin başkaları tarafından nasıl göründüğü, nasıl algılandığının farklarını açıklıyor. Kadının gerek başkaları gerekse kendisi tarafından görsel bir nesneye dönüştürülüşü ve bunun için hareketlerine, görünümüne, kısacası varoluşuna erkeklerden daha fazla dikkat edişi, daha çok göz önünde oluşu ve daha farklı algılanışına değiniyor.
Özellikle de şu kısım çok hoşuma gitmişti:


''Bunu şöyle yalınlaştırabiliriz: Erkekler davrandıkları gibi, kadınlarsa göründükleri gibidirler. Erkekler kadınları seyrederler. Kadınlarsa seyredilişlerini seyrederler. Bu durum, yalnız erkeklerle kadınlar arasındaki ilişkileri değil, kadınların kendileriyle ilişkilerini de belirler. Kadının içindeki gözlemci erkek, gözlenense kadındır. Böylece kadın kendisini bir nesneye -özellikle görsel bir nesneye- seyirlik bir şeye dönüştürmüş olur.''



Sonrasında Rönesans dönemi yağlı boya sanatından, fotoğraf makinesinin bulunmasıyla hayatımıza perspektifin girişine, reklamcılıkla beraber doğan tüketim özendiriciliğine ve daha nicelerine değiniliyor. 
Açıkçası kitabın yorumunu yaparken bu kadar zorlanacağımı düşünmemiştim. Şöyle ki, kitapta değinilen fazla nokta var ve benim onların hepsini burada teker teker açıklamam pek mümkün değil. Ancak şunu söyleyebilirim ki, gerek kitapta tablolarla veya fotoğraflarla verilen açıklamalı örnekler, gerekse görüşümüz ve algılayışımız arasındaki bağlantıların açıklamaları ufku geliştirecek nitelikte. Gerçi kitaba 'ben bunları zaten biliyorum' diye burun kıvıranlar da olmuş. Tabi bu kişiye de bağlı. Ama kendi adıma bir şeyler söylemem gerekirse, kitapta benim de halihazırda farkında olduğum veya kitapla birlikte farkına vardığım noktalar iç içeydi. Bu yüzden benim için keyifli ve faydalı bir okuma süreciydi diyebilirim.

Siz de sanata, hayata dair görme biçimlerimiz hakkında kendinize bir şeyler katmak isterseniz önerebileceğim bir kitap.

Şimdilik hoşçakalın. Bol kitaplı, güzel günler :)



ALINTILAR

''Düşündüklerimiz ya da inandıklarımız nesneleri görüşümüzü etkiler.''


''Reklam nesneleri değil toplumsal ilişkileri amaçlar. Reklam, zevk değil mutluluk vaat eder bize: dışarıdan, başkalarının gözüyle görülen mutluluk. Kıskanılmanın getirdiği bu mutluluk da çekicilik yaratır.''


''Reklamın dayandığı temel huzursuzluk şu korkudan doğar: Hiçbir şeyin yoksa sen de bir hiç olursun.''


''Kendi geçmişinden kopmuş bir halk ya da sınıf, seçmede ve eyleme geçmede tarih içinde kendi yerini bulmuş bir sınıf ya da halktan çok daha az özgürdür. İşte bunun için -tek neden de budur zaten- geçmişin tüm sanatı bugün siyasal bir sorun olarak karşımızdadır.''


''Kadın kendi başına çıplak değildir.
Seyircinin onu gördüğü biçimde çıplaktır.''


''Dünyanın yaşamından bir an geçer! O anı gerçekliğiyle yakalayıp resme geçirmek, bunu yaparken her şeyi unutmak! O anı yaşamak, duyarlı bir levha olmak... zamanımızdan önce olan her şeyi unutarak gördüklerimizin imgesini yansıtmak...''


''Bizi sürekli mülkten söz etmekle suçluyorlar. Bunun tam tersidir doğru olan. İncelediğimiz toplumun, kültürün ta kendisidir mülkten başka bir şey düşünmeyen. Ne var ki bir şeye saplanıp kalan kişiye saplantısı, nesnelerin doğasında varmış gibi gelir. Bu yüzden de o şey, olduğu gibi algılanamaz hiçbir zaman. Mülkle Avrupa kültüründe ortaya çıkan sanat arasındaki ilişkiler bu kültüre doğal gelmektedir. Bu yüzden birisi çıkıp da belli bir kültürel alanda mülk çıkarlarının ne denli yaygın olduğunu gösterdiğinde bu tutum, gerçeği gösterenin saplantısı olarak yorumlanıyor. Böyle bir yorum, Kültürel Kurum'un benimsediği kendi yalancı imgesini bir süre daha sürdürmesine yardım ediyor.''









14 yorum:

  1. Belki denk gelirse okunabilir. Kitap yorumu için teşekkürler 🙂

    YanıtlaSil
  2. İlgi çekici... Elimin altında olsa hemen başlardım okumaya. :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Umarım beğenirsin sen de. Yine de beklentini çok yükseltmek istemem. Çünkü beklenti bazen geri tepebiliyor. Şimdiden iyi okumalar o zaman diyelim :)

      Sil
  3. Çok ilginç bir kitaba benziyor

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Daha önce böyle bir kitap okumamıştım doğru. Özellikle de açıklamaların tablolar üzerinden verilmesi hoştu :)

      Sil
  4. Şu konuya katılıyorum "görmek" insanın düşüncelerini tarzını bile değiştiriyor. Mesela instagram ve pinterest hayatımıza girdiğinden beri herkesin tarzı ne kadar değişti. Hep daha iyisini görmeye başladık. :)

    www.birsenle.com

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Doğru, düşüncelerimiz gördüklerimizi; gördüklerimiz de düşüncelerimizi büyük oranda etkiliyor. Instagram konusu tartışmalı bence ama sosyal medyanın da bilinçli kullanıldığında güzel tarafları olduğunu düşünüyorum. Özellikle de gördüklerini göstermek konusunda gerçekten tutkulu olan insanlar için. Gerisi zaten tartışmalı. Yorumunuz için teşekkür ederim ayrıca :)

      Sil
  5. Yazarı merak ediyordum, bu kitabını okuyabilirim diye düşündüm :))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben de yazarın kitaplarını okumaya bu kitapla başladım. İlk adım için güzel bir tercihti bence :)

      Sil
  6. John Berger ve özellikle Bauman, okuma serüverimde izler bırakmış çok sevdiğim yazarlardı. Her ikiside Ocak 2017 de peşpeşe vefat etti.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yazarın kitaplarını okumaya muhakkak devam edeceğim. Böyle başarılı yazarların ölümü üzücü. Okumalı, daha çok okumalı.

      Sil
  7. Bu kitabı Öneri Makinesi'nde gördüğümü hatırlıyorum. Senin de yazmanla merakım arttı. Okuma listeme ekliyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kitabı aldıktan sonra mı, almadan önce mi açıkçası pek anımsayamıyorum ama ben de Öneri Makinesi'nde kitabı görmüştüm. Ne zaman gördüğümü bilmiyorum ama okumak için merakım artmıştı :)

      Sil