15 Mart 2018 Perşembe

Küçük Bir Kesit #12


Genç kız buluştukları andan itibaren tek kelime etmemişti.Genç adam artık korkmaya başlamıştı. Bu kadar sessizlik ve sakinlik genç kız için fazlaydı. Genç adam belli etmediğini zannederek bakışlarını ara ara genç kızın yüzünde gezdiriyordu. Ama genç kız her şeyin farkındaydı ve yüzünde herhangi bir ifade olmaksızın bakışlarını önündeki kahve kupasına dikmişti. Genç adam sonunda dayanamayarak genzini temizledi. Ama tek bir kelime dahi etmedi. Konuşması için bundan fazlası gerekliydi.
Genç kız da en az genç adam kadar inatçıydı. Belki biraz daha bile fazla. Bakışlarını odak noktasından ayıran şey önünde beliren beyazlık oldu. 

Konuşmayacak mısın?

Genç kız omuzlarını silkmekle yetindi.
Genç adam tersine çevirdiği defteri tekrardan genç kızın önüne itti.

Hiç mi?

Genç kız yine sadece omuz silkti. Beraberinde genç adam da umursamazca başını sallayıp çantasından çıkardığı kitabı okumaya başladı. Genç adamın bu kadar çabuk pes etmesi genç kızı içten içe sinirlendirmişti. Sürüp giden sessizlikte bir süre öylece oturdular. Sonunda genç kız çantasını eline alıp saatlerdir yüzüne yerleşmiş olan somurtuşuyla ayağa kalktı. Genç adamın bakışlarını kitabından kaldırmaması genç kızı daha da çok sinirlendirdi. Buna rağmen sakinliğini bozmadan kasaya doğru yürüdü. Ama o çantasıyla uğraşırken ondan önce uzanan bir el hesabı ödedi. Elin sahibinin kim olduğunu anlaması için genç kızın başını kaldırmasına gerek yoktu ama içinden kıvılcımlar çıkan bakışlarıyla genç adamın yüzüne baktı. Genç adam anlamazdan gelerek genç kızın bakışlarına karşılık verdi.

''Of Ozan!''

Genç adamın dudaklarında zafer gülümsemesi belirmişti. Bu durum genç kızın gerilen sinirleri için son noktaydı.

''Konuşmayacağım işte, konuşmayacağım diyorum sana.''

...

''Artık bir daha konuşmayacağım.''

...

''Aynı senin gibi.''

Genç adam, genç kızın atıfını duymazlıktan gelerek onu kapıya yönlendirdi.

.
.
.

Deniz havasını içine çeken genç kız bakışlarını gökyüzünden ayırmadan konuşmaya başladı.

''Artık konuşmayacağım.''

...

''Gülmeyeceğim de, görürsün bak.''

...

''Şaka yapmak da yok, macera da yok.''

...

''Artık hiçbir şey yok.''

Genç adam kollarını kavuşturmuş düşünceli bir ifadeyle genç kızı dinliyordu.

''Neden'' demek istiyordu ama o zaman kendine ihanet etmiş olurdu. Bir şey söylemesine gerek kalmadan söylenmeyen sorusunun cevabını aldı.

''Artık gülmek istemiyorum Ozan. Mutlu olmak istiyorum.''

Genç adam, genç kızın bu hallerini sevmiyordu. Onun bu halleri eli kolu bağlıymış gibi hissettiriyordu. Sanki genç kız konuşmak istiyordu ama konuşmuyordu. Genç adam ne diyebilirdi ki? Hem buna hakkı var mıydı?

''Ozan, konuşmaman sinir bozucu. Ama bazen sözcükler gereksiz oluyor. Ne söylense boş gibi. Sanki, sanki bazı boşlukları doldurmak için dünyada yeterli kelime yokmuş gibi.''

...

''Ama bırak şimdi bunları.''

...

''Nasıl da korktun macera yok dediğimde ama.''

Genç kız ayaklarına sürtünen kediyi okşarken gülümsüyordu. Bu duygu değişimleri genç adamın başını döndürüyordu. Ama genç kıza artık inanmıyordu. Yine de her ne koşulda olursa olsun onun gülümsemesini seviyordu. Genç adam da gülümseyerek yavru kedinin tüylerini okşamaya başladı.
Genç kız bir anda genç adamın omzuna vurarak:

''Var mısın bir maceraya daha?''

...

''Kemanın yanında değil mi?''

Genç adam keman çantasını boş bir çabayla gizlemeye çalışırken genç kız çantayı bir çırpıda eline almıştı bile. 

''Çalsana.'' dedi heyecanla.

Genç adam olmaz dercesine başını salladı. Ama genç kızın pes etmek gibi bir niyeti yoktu. 

''Hadi ama Ozan. Bak yine konuşmam ona göre.''

...

''Bir daha ağzımdan tek kelime alamazsın.''

...

''Bir daha macera da olmaz bak!''

Genç kız gülümsememeye çalışsa da bakışları muzipçeydi. Sonunda genç adam ellerini iki yanına kaldırıp teslim oldu.

''Ama hareketli bir şeyler çal bak.''

'Bir de utanmadan istekte bulunuyor ' diye düşündü genç adam. Ama yine de çalmaya başladı. Genç kız da dans etmeye. Bu kız da müzik duymayagörsün anında dans etmeye başlıyordu. Etraflarında insanlar toplanmaya başlamıştı. Genç adam biraz gerilse de genç kızda herhangi bir çekinme belirtisi yoktu. Genç adama cesaret verircesine gülümsedi. Gözleri ışıl ışıldı.

Ve başarılı da oldu. Genç adam çaldı, çaldı ve çaldı. Tıpkı genç kızın istediği gibi.





Bu şarkıyı daha bir gün önce önermiştim. Ama bu kesit için bu şarkı uygundu ne yapayım şimdi? Öneri yazımı görmeyenler de görmüş oldu böylece.
Alexander Rybak bir kez daha eurovisiona katılıyormuş. Ben bunu yeni öğrendim. Cidden, her şeyle bağım kopmuş gibi hissettim. 

Bir de bu şarkıya dair komik bir anım oldu bugün. Anlatmayacağım ama böyle saçmalıklarım beni güldürüyor. Birkaç yıl öncesine değin böyle küçük şeyleri o denli takardım ki. Şimdi daha rahat karşılıyorum, pek çok şeyi. Öyle olmalı zaten belki de. 

Bir de konudan bağımsız olarak, tüm olumsuzluklara rağmen her şey devam ediyor. Yine bir önceki yazımda bundan bahsetmiştim zaten. Zaman akıp gidiyor geriye sadece anılar kalıyor. Bazen acı, bazen tatlı ama zamanla tadı kalmayan, belli belirsiz anılar. O yüzden çok da şey etmemek gerekli belki de :)

Şimdilik hoşçakalın. Musmutlu, güzel günler dilerim :)






6 yorum:

  1. Güzel bir yazı olmuş. Genç kız istediğini yaptırmış. Emeğine sağlık:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Tabi ki, zaten hep öyle olmuyor mu :) Teşekkür ederim :)

      Sil
  2. Alexander aşkımı depreştirdin sabah sabah :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Benim de bu aralar baya bir depreşti. Galiba çok da belli ediyorum :D

      Sil
  3. Rybak'ı hala çok seviyorum, telefonumda parçaları var :D Kesitle de çok uyumlu olmuş :))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben de çok seviyorum. Şarkıları kendimi kötü hissettiğimde iyi hissettiriyor. İyi hissettiğimde daha iyi hissettiriyor :)

      Sil