15 Şubat 2018 Perşembe

Küçük Bir Kesit #9


''Bence bu tonlar seni açtı.''

...

''Sen de ne çabuk kızıyorsun. Neyse bak!''

Genç kız elindeki kırmızı ruju taşıra taşıra dudaklarına sürdü ve genç adama dil çıkarıp göz kırptı.

''Peruk da taktık mı tamamdır.''

Genç kız eline aldığı yeşil peruğu çekiştire çekiştire genç adamın başına takmaya çalışıyordu ama pek de başarılı olduğu söylenemezdi. En azından başının üstündeki baskı genç adama böyle hissettiriyordu. Genç kız, genç adam kararından caymasın diye odadaki aynayı kaldırmıştı. 

''Tamam, oldu işte. Hazır mısın?''

Genç adam hazır hissetmese de başını salladı.

''Gözlerini kapat öyleyse. Seni böyle göreceğim kırk yıl düşünsem aklıma gelmezdi.''

Genç adam bezginlikle başını iki yana sallayıp yan taraftaki aynaya doğru hamle yapsa da genç kızı geçmek çok da kolay değildi.

''Hoopp, dur bakalım! Biraz farklılık gelse hayatına ne olur sanki. Somurt somurt nereye kadar?''

...

''Of tamam geç bakalım''

Genç kızın yana doğru çekilmesiyle genç adamın kendini aynanın önüne atması bir oldu. Kıvırcık yeşil saçları. Kocaman benekli papyonuyla olabildiğince şapşal görünüyordu. Ama yine de kendini görür görmez gülümsemeden edemedi.

''Çocuklar çok sevinecekler.''

Zaten genç adamın bütün bu saçmalıklara katlanmaktaki tek sebebi çocukların mutluluğuydu.

.
.
.

''Doğum günü kızı neredeymiş bakalım?''

İçeri girmeleriyle beraber çocukların etraflarını sarmaları bir oldu. 

''Aaa palyaço.''

''Ne palyaçosu kızım? Görmüyor musun sessiz abiyle, güzel abla işte...'' 

Utancından kıpkırmızı kesilen çocuk mahçup bakışlarını genç kıza çevirdi.

''Şey, hoşgeldiniz abla. Sağolun Canan çok sevinecek.''

''Mustafacım ne demek. Hadi kardeşini getir bakalım.''

''Aaaa palyaço.''

Küçük çocuk bu sefer başını iki yana sallayarak küçük kıza gülümsedi.

''Palyaço ya Canan palyaço. Senin için gelmişler.''

''Benim için mi?'' küçük kızın sesi ağlamaklıydı. En sonunda gözlerinden iki iri gözyaşı aşağı süzüldü.

''Kızım sen de her şeye ağlıyorsun ama. Bugün senin doğum günün değil mi? İnsan hiç doğum gününde ağlar mı?'' diye çıkıştı küçük çocuk kardeşine. Bu sefer küçük kız daha da çok ağlamaya başladı.

''Şşşş! hadi bakalım dans edelim. Bugün kimse ağlamayacak. Ağlamayacak değil mi sessiz abileri?''

Genç adam yüzüne nadiren yerleşen kocaman gülümsemesiyle başını salladı. 

''Evet kimse ağlamayacak diyor. Ben onun yarı zamanlı tercümanıyım da.''

Genç adam kaşlarını çatmamak için kendini zor tutsa da çocukların kahkahaları onun da gülümsemesini sağladı. 

''O zamaann uçalım. Vuuuu!''

Genç kız, bir eliyle genç adamı diğer eliyle küçük kızın elini tutarak dönemeye başladı. Çok geçmeden geniş salonda kahkahalardan oluşan kocaman bir hortum çıkmıştı.

.
.
.

''Teşekkür ederiz İnci Hanım, Ozan Bey. Onların hatırlanmaya, sevgiye öyle çok ihtiyaçları var ki.'' dedi genç müdüre minnetle.

''Ne demek Jale Hanım. Onlar benim küçük arkadaşlarım. Artık sık sık geleceğiz. Değil mi Ozan?''

Genç kızın omzunu serçe dürtmesiyle kendine gelen genç adam hararetle başını salladı. 

''Peki o zaman tekrardan teşekkürler, iyi günler.''

''İyi günler!''

Müdürenin içeri girmesiyle genç kızın kendi etrafında dönmesi bir oldu.

''Eğlendin ama, itiraf et.''

Genç adam tepki vermeksizin yürümeye başladı. Bir yandan da yüzünde kalan boya kalıntılarını çıkartmaya çalışıyordu. Ama evet, eğlenmişti. Hem de uzun zamandır bu kadar iyi hissettiğini hatırlamıyordu.

''Sana kalsa doğum gününde atölyende pinekleyecektin.'' 

Genç kızın telaşlı adımları genç adamın adımlarına zar zor yetişiyordu. Genç adamın yolun ortasında aniden durmasıyla genç kız afalladı.

''Yine ne oldu?''

...

''Hiç bakma bana öyle. Ozan sen nefes alıp veriyorsun farkındasın değil mi?''

...

''Hatta bugün doğum günün.''

...

''Hatta bir yaş daha yaşlandın.''

...

''Dur bakayım kaz ayakların da iyiden iyiye belirginleşmiş mi senin?'' Genç kız gözlerini kısarak genç adamın dibine kadar yaklaştı. Genç adam ne dese, nasıl davransa boştu genç kız için. O da daimi sessizliğini korudu ve tepki vermeksizin yürümeye devam etti.

''Ozan!'' 

Sesin geldiği yöne dönen genç adam birazcık şaşırdı. Genç kız yerinden bir milim dahi kıpırdamamıştı. Aslında yapması gereken yoluna devam edip atölyesine dönmekti ama genç adamın ayakları düşüncelerine itaat etmedi ve gerisingeri genç kıza doğru yürümeye başladı.

Soran gözlerle genç kıza baktı.

''Ozan tamam bir anlaşma yapalım.''

...

''Ben gün boyunca bir daha asla bu konu hakkında konuşmayayım, sen de beni gezdir. Olur mu?''

Genç adam bu durumdan pek bir şey anlamamıştı doğrusu.

''Yani biliyorsun işte. Buraların yabancısıyım. Benden kaçık olmasın kaçık bir ev arkadaşından başka tanıdığım kimse de yok buralarda. Bir de sen varsın işte.''

...

''Beni biraz gezdirir misin?''

Genç adam, genç kızın masumlaştırmaya çalıştığı bakışlarına bir gram dahi inanmasa da olumlu anlamda başını salladı.

''Sahiden mi?''

Genç kız kendini bir anda genç adamın kollarının arasına attı. Ne yapacağını bilemeyen genç adam öylece kalakalmıştı.

''Çok çok çok teşekkür ederim Ozan. İnan çok sevindim.''

Genç adamın olağan tepkisizliğini fark eden genç kız anında toparlandı. Hem de dikkat çekecek kadar hızlı bir şekilde.

''Sadece artık sıkıntıdan aksiyon olsun diye kendimi kesme kıvamına gelmiştim de, bu gezi iyi oldu benim için.''

...

''Hem bakarsın artık başına bela olmadan kendim tek başıma da gezebilirim.''

İşte şimdi genç adamın duruşu dikleşmişti.

''Ama bana pek çok yeri gezdirip yerlerini öğretmen lazım. Yoksa çabuk sıkılır yine başına kalırım bir süre sonra benden söylemesi.''

Genç adam, genç kızın blöfünü yutmuştu. Genç kız içten içe hoşnutluk hissetse de bu hoşnutluğunu yüzüne yansıtmadı. Çünkü genç adam da en az kendisi kadar değişkendi.

''O zaman gidelim.''

.
.
.

Nereye gittiklerini bilmeden pek çok yeri gezdiler. Hatta akşamı nasıl ettiklerinin bile farkında değildiler. En son bir sahafa koşuşturan genç kız ondan sonrasını hatırlamıyordu bile.

''O zaman eve dönme zamanı.''

Genç adam başını onaylarcasına salladı.

''Teşekkür ederim, bugün çok eğlendim.''

Kendine dahi itiraf etmek istemese de genç adam için de güzel bir gündü. Ama genç kız yerinde duramıyordu. 

''Hadi gelsene. Çok güzel çalıyorlar.''

Genç adamı kolundan yaka paça çekiştiren genç kız atik bir hamleyle ellerini onun omzunda birleştirdi ve dans etmeye başladılar.

''Oldum olası sokakta çalınan müzikleri ayrı bir sevmişimdir.''

Genç adam şaşırsa da genç kıza ayak uydurdu. Günün sonunda da genç kızın bildiğini okumasına izin verdi.

''Acaba biz de senin kemanınla bu işe mi girişsek bir ara, ne dersin?'' Genç kız muzipçe gülümsedi. Genç adam da gülümsemeden edemedi. Ama sonra bir anda genç kız parmak uçlarında yükselip genç adamın yanağına minik bir buse kondurdu. Hatta genç adam, genç kızın onu öptüğünü belli belirsiz hissetti. 

''Doğum günün kutlu olsun Ozan. Nice senelere.''

Genç adam tepki veremeden genç kız ona sarıldı. Hem de sımsıkı. Çünkü yanaklarından süzülen gözyaşlarını genç adamdan son anda anca böyle saklayabilmişti.




Amelie müziklerine bayılıyorum. Siz de dinleyin derim. Hatta bloğa yeniden blogtaki eski müzikleri mi yüklesem bilemedim :)
Bu arada resim çok tatlı bir instagram hesabına ait. TIK TIK!

Neyse, şimdilik hoşçakalın. Musmutlu, güzel günler :)



6 yorum:

  1. Şu an "Kyaaaa" moduna girdim. Allah'ım ne tatlı bunlar böyle *-*

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben de 'yaaa' modundayım. Yorumunu okuduktan sonra tabii :D Beğenmene çok sevindim :)

      Sil
  2. Ne güzel doğum günü oldu böylece :))

    YanıtlaSil
  3. Ggerçekten resim çok tatlıymış! ^_^
    Yine çok akıcı, tatlı bir hikayeydi; emeğine sağlık! ^_^

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. O hesaptaki tüm resimler çok güzel :) Yazımı beğenmene de çok sevindim, sevgiler :))

      Sil