21 Şubat 2018 Çarşamba

Küçük Bir Kesit #10


''Şşş sessiz ol. Kuşları kaçıracaksın.''

...

Tangur tungur merdivenleri çıkmaya çalışan genç adam sonunda yaptığı gürültünün kendisi de farkına varıp bir süre olduğu basamakta kalakaldı. En sonunda sakince -ve sessizce- basamakları kaldığı yerden çıkmaya devam etti.

''Hiç konuşmayan birine göre fazla gürültülüsün.''  dedi genç kız daha çok kendi kendine söylenircesine. Ama genç adam söylenenleri duymazlıktan gelip kuş yuvasına hayranlıkla bakmayı sürdürdü. 

''Çok yaklaşmamalıyız yoksa anneleri bizi gagalayabilir.''

...

''Aslında biliyor musun onlar da bizler gibi. Yani işte bilirsin, insanlar gibi. Korkuyorlar..''

...

''Tabi ki bilmedikleri şeylerden. Bilmedikleri şeylerden korktukları için onları suçlayamayız.'' dedi genç kız dalgınlıkla. Sonrasında genç adamın şaşkın bakışlarını üzerinde hissedince her zamanki alaycı gülümsemesi yerleşti dudaklarına.  

''Boşversene.''

Genç adam pes edercesine başını iki yana salladı. 

''Gel, sana göstereceklerim daha bitmedi.''

...

''Hem baksana onların da rahatını kaçırdık. Sanırım anne kuş birazdan bizi gerçekten gagalayacak.'' 

Genç kız, genç adamı kolundan çekiştire çekiştire terasın açık alanına götürmeyi başardı. Genç adam uyku mahmurluğundan henüz kurtulamamıştı. Genç kız, genç adamı sonu gelmez mesajlarıyla rahatsız edip evine çağırmıştı. Genç adam da önemli bir şey olduğunu sanmıştı. Böyle olacağını bilseydi..

''Aslında yetişebileceğinden emin değildim. Ama tam zamanında geldin. Tebrikler!''

Genç kız eliyle kızılla mavinin karıştığı gökyüzünü gösterdi.

''Tablo gibi.''

...

''Öyle değil mi?''

Genç adam hayranlıkla başını sallamakla yetindi.

''Yaşasın, bakar körlüğe yakalanmayan sayılı insandan biriymişsin!'' genç kız kocaman gülümseyip genç adamın koluna girdi.

''Otursana.'' 

Genç kız, genç adama eski koltuğu göstererek devam etti.


''Hadi ama. Güzellikleri görebilmenden bahsediyorum işte. Deniz şu manzara yerine fosur fosur uyumayı tercih ettiğinden yapayalnız kalıyordum ve yapayalnız izlemek o kadar da etkileyici değil.''

...

''Her şey burada ve burada kapana kısılıyor öyle.'' 

Genç kız önce beynini, sonra kalbini göstermişti. Kuşların şakımaları genç kızı susturdu. Şimdi yüzünde kocaman bir gülümseme vardı. 

''Onlar da gidecek, yakında.''

...

''Ama üzülmüyorum. Keşke ben de kuş olsaydım.''

Genç adam bakışlarını genç kıza çevirdi.

''Ya da boşver. Bir kedi olmak isterdim.''

...

''Kedilerin yaşamı bana daha uygun.''

Genç adam gülmemek için kendini zar zor tutuyordu.

''Yedi yirmi dört gezginler, sonra uyuyorlar..''

...

''Hem onlar da kuşlar gibi yarı zamanlı uçuyorlar sayılır.''

Genç adam kendini daha fazla tutamayıp gülmeye başlamıştı.

''Ne, yalan mı? Ninja gibiler. Öyle işte..'' genç kız yalandan kaşlarını çatmış genç adama bakıyordu.

''Hem öfkelenince çok sinirli olurlar.'' 

Kaşlarını daha da çok çatmaya çalışınca yüzündeki komik ifade genç adamı daha da çok güldürdü.

''Sadece, sadece insanlar işi bozuyor.''

...

''Baksana sen bile rahatlarını kaçırdın kuşların.'' 

Genç adam, genç kıza yandan bir bakış atmakla yetindi.

''Tamam kızma, ben de en az senin kadar suçluyum.''

Bir süre sessizlikle oturdular. Gün iyiden iyiye doğmuştu. 

''Hayatta en çok korktuğun şey ne?''

...

''Cevap vermeyeceğini biliyorum. Ama sakın ölüm diye düşünme. Deniz de ölüm dedi. Çoğu kişi ölüm diyor.''

...

''Peh! Ahmaklar.''

Genç adam bakışlarını genç kıza çevirdi. Genç kız bir hayli hüzünlüydü.

''Boşver bunu. Ben en çok neyden korkarım, korkardım, biliyor musun?''

Genç adam, genç kıza ilgiyle bakmayı sürdürdü.

''Burasındaki'' -beynini- ''ve burasındakileri'' -ve kalbini göstererek devam etti- ''gösterebileceğim birini tanımadan ölmekten.''

...

''Çektiğim fotoğraflar belleğimdekilerin ne kadarını yansıtır ki o küçücük kareye?'''

...

''Hem baksana, sana bile gösteremedim hepsini.''

...

 ''Kendime bile gösteremedim.''

Böyle durumlarda genç adam ne yapacağını bilemiyordu. Özellikle de karşısındaki genç kız gibi değişken biriyse. Yanlışlıkla karaya vurmuş bir balık gibi etrafa bakınmaya başladı. Genç adamın bu hallerini gören genç kız gülümsedi. İşte gerçekten dengesiz diye düşündü genç adam.

''Korkma! Seri katil değilim. Sana zarar vermem. Ama bir söz ver bana.''

Genç adamın telaşının yerini merak almıştı şimdi.

''Sen de fotoğraf çekmekten korkmayacaksın. İnsanlar ölümden değil, yaşamaktan korkuyor.''

...

Oysa genç adam da ölümden korkmuyordu. Ama bunu genç kıza söylemedi. Her zamanki gibi...

''O zaman kahve zamanı.''

...

''Veya kahvaltı, neyse ne.''

Genç kızın peşi sıra aşağı inmeye çalışan genç adam, çıkarkenki gürültüsünü bile aşmıştı. 

''Böyle giderse Deniz'i bile uyandırmayı başaracaksın.''

...

''İnci! Susun artık kafam şişti sabah sabah.''

''Bak demedim mi?''

...

İkilinin şamatasından kurtulan kuşlar da şakımaya kaldıkları yerden devam etti.




Bu şarkıyı çok severim. Umarım siz de sevmişsinizdir. Musmutlu, güzel günler :)




10 yorum:

  1. Bu yazını çok çok beğendim. Ne güzel yazmışsın. Beynimi ve kalbimi gösterebileceğim birini tanımadan ölmek istemiyorum bende. Şarkı için de teşekkürler. Uzun bir süre dinlerim. :)

    YanıtlaSil
  2. Sen beynini de kalbini de göstersen karsindakinin alabildigi kadardır 😂 cok güzel yazmissinn ellerine saglkkk

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok haklısınız. Ama gerçek hayatta :) Beğenmenize çok sevindim, sevgiler :)

      Sil
  3. :) hem hüzünlü hem komik yaaa :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Normalde de ikisi iç içe değil midir zaten çoğunlukla :) Yorum için teşekkürler :)

      Sil
  4. Genç adam neden bu kadar sessiz acaba? Neden genç kızı çoğu zaman cevapsız bırakıyor, merak ediyorum. :)
    İnsanlar ölmekten değil yaşamaktan korkuyor... Yine çok hoştu, kalemine sağlık! ^_^

    YanıtlaSil