8 Kasım 2017 Çarşamba

Düşünmek Üzerine


Geçenlerde bir arkadaşımla bunu konuşuyorduk. Yani düşünmek üzerine. Galiba önceden düşünülüp kararlaştırılmış cevapları hiç düşünmeden, kafa yormadan, kendi değerlerine uyup uymadığına bakmadan kabullenmek bazı şeyler üzerine kafa yormaktan daha kolay geliyor insanlara. Hele ki bazı insanların bazı eylemlerini anlamakta gerçekten güçlük çekiyorum. Hayatınızda bu tip insanlar yoksa gerçekten şanslı ve azınlıktasınız demektir. Ama yine de dediğim durumu anlamak istiyorsanız sadece beş dakikalığına hayatın içinden olan haberlere bakmanız yeterli.


''İki şey dünyaya hükmeder; biri kıIıç, diğeri düşünce. KıIıç, eninde sonunda düşünceye yeniIir. ''
NapoIeon Bonaparte


Ama malesef ki kılıç günümüzde düşünceden çok daha geçerli fikirleri kabul ettirmek için. Veya zorbalık. İkisi de aynı şey. Ama konumuz bu değil. Çünkü bu konuya da girersem mümkünatı yok işin içinden çıkamam. Böyle konularda gerçekten çok sinirleniyorum. Yani herkesin düşünebilmek için yaratılmış bir beyni ve bu düşüncelerini gerçekleştirmek adına belli bir kapasitesi olmasına rağmen, bir de üstüne 'çağdaşlık, ilerleme' diye bas bas bağırılmasına ve en fenası da, bahsedeceğim duruma kimi zaman bu bas bas bağıranların da dahil olmasına rağmen, evet her şeye rağmen belli kalıplar konması ve bu temelinin nereden geldiği bilinmeyen kalıpların insanları belli kategorilere sokup ayrıştırması gerçekten sinirimi bozuyor. Bu ister cinsiyet, ister din, ister milliyet, ister fiziksel bir engelin farklı olması olsun, benim gözümde bu tip saçma, evet bence saçma, ayrımların ve buna göre belirlenen tutumların hiçbir hükmü ve mantığı yok. İçimdeki bütün öfkeyi kusmama rağmen anlatmak istediğim, daha doğrusu yazıma başlarken aklımdan geçen düşünceler bunlar değildi. Sanırım en çok da bunu seviyorum. Sözümü kesen birileri olmadan veya olaya oradan buradan birileri atlamadan, veyahut araya farklı konular girip de düşüncelerim dağılmadan aklımdan geçenleri  rahatlıkla bir yere aktarıp sonunda da rahatlamak. Bu sizi sıkıyor mu bilmiyorum, sıkıyorsa da kusura bakmayın, ama benim sıkılmış halimi gevşetiyor yazmak. 

Aslında biz ne diyorduk. Konu dağılmadan dedim az önce ama konu yine dağıldı. Şu var ki düşünmeyi, daha doğrusu düşüncelerini kabullenmeyi bilmiyor insanlar. Herkes daha iyi olmanın değil, daha iyi görünmenin peşinde olmuş. Her şey imaj için. Ben çok hoşgorülüyüm deyip farklı ırktan birini gördü mü tip tip bakanını mı dersiniz, yoksa feministim diye atıp tutup işine gelen durumlarda işine geleni söyleyeni mi? Bu arada yeri gelmişken küçük bir not düşeyim buraya. Feministlik kadın hakları diye bas bas bağırıp yeri geldiğinde gıkını çıkarmamak değildir. Aslında bana göre tam olarak kadınlarla ilgili de değil. Kadın - erkek hiç fark etmez herkesin eşit olduğunu kabul etmek ve bu anlamda belirlenmiş bazen onur kırıcı olabilecek ayrımlara karşı olmaktır. Yani halk arasında feministlere 'erkek düşmanı' denmesi de yine oradan buradan dolma bilgilerle oluşturulmuş anlamsız bir lakap. 

İşin özü çok basit aslında. Her şeyden önce olaylara objektif yaklaşıp, ki bazı durumlarda objektif olmak zor olabiliyor, başka insanlardan bağımsız kendi fikrimizi oluşturabilmekte. Tabiki bu fikirleri oluşturmak adına kitaplar okuyup, çeşitli yerler gezerek kendini geliştirebilir insan. Ancak okuduğu kitaplardaki fikirleri de olduğu gibi kabul etmek yerine o fikri içine çekip kendince dönüştürebilmeli ve ona uygun eylemlerde bulunabilmeli. Eğer insanlar gerek bilgisizlikten, gerekse imajını karalamaktan çekinmelerinden dolayı düşünmeyi göz ardı etmeselerdi, belki de izlediğimiz mantıksal anlamda saçma ve malesef ki bazen acı olan haberler azalabilirdi. Umarım günün birinde dogmalardan arınmış, bu tip dayanağı olmayan ayrımların olmadığı bir dünya var olabilir. Gerçi durum şu an için pek parlak gözükmüyor ya, neyse diyelim.

Bu sefer içinizi karartan bir son oldu sanırım. Tabi dağınık düşüncelerimi dağınık bir şekilde konu ettiğim yazımı sonuna kadar okuduysanız ayrıca teşekkürler :)  Siz de kendi fikirlerinizi yorum olarak bırakabilirsiniz. Yorumlarınızı okumayı seviyorum.

Şimdilik hoşççakalın. Hayatınızdaki canınızı sıkan her şeye rağmen musmutlu, güzel günler :)







14 yorum:

  1. Belli bir ideolojiye sahip insanların da belli kalıplarla düşündüğünü düşünüyorum. Sonuçta o düşüncenin içinde sana uygun olmayan illa bir takım şeyler vardır değil mi? O yüzden ben kendi ideolojime sahibim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aslında belli bir fikre saplanıp kalmayı da yazımın içinde var sayabiliriz. Ben de kalıpların içinden çıkamama durumundan hoşlanmıyorum. En iyisi de o zaten. Yani kendine has fikrinin olması :)

      Sil
  2. Cidden çok anlamlı bir post olmuş. Bende düşündüm de dediğin her şeyde haklısın herkes bir şeyler üzerime düşünüp kendi fikirlerine sahip olabilmek yerine daha önce düşünülmüş hazır fikirlerin üzerine konuyor veya başkaları ne diyorsa sanki kendi aklı yok gibi o denilenlerin kölesi oluyor kendi esaretimizi yaratıyoruz bir nevi. Üstelik dediğin gibi çözüm yine bizde bitiyor azcık pozitif ve objektif olabilsek olaylara kendi bakış açımızdan kendi düşüncelerimiz ile bakabilsek cidden bunca cahillikler kalkardı ortadan. Bpnaparte ın sözüne atıf yapmanda son derece isabetli olmuş tespitinde haklısın artık pek kalmadı düşünce yi güç olarka kullanan sadece kılıçlar konuşur oldu. Çok güzel bir post okurken her şeyi benimsemeden edemedim. Teşekkürler. Sevgiyle kal :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yazımı beğenmene çok sevindim :) Malesef ki kolaya kaçma eğilimimiz var. Bu her konuda böyle aslında. İster fikir hırsızlığı olsun, ister geleneklerin dışına çıkmaktan korkmak. Aynı şey.

      Sil
  3. Düşünmek zor ya,her yiğidin harcı değil.Halbuki birilerinin düşündüğüne katılmak,ne kadar konforlu :))

    YanıtlaSil
  4. ülke olarak empati yoksunuyuz , empati için de düşünmek gerekiyor ve bunu genellikle yamıyor , yapamıyoruz . Zaten genel olarak bir düşünmekten , okumaktan , araştırmaktan korkan milletiz , gençlerin çok kafa yorması lazım diyeceğim ama biz sizler için ne yapabildik ki diye düşünüp sizlerden çok bir şey bekleyemeyeceğimi fark ediyorum . Ama yine de beni şaşırtanlarınız çıkınca acayip mutlu oluyorum , :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Öncelikle yorumunuz için çok teşekkür ederim. Gerçekten mutlu oldum böyle düşünmenize :) Ve çok haklısınız. Genel olarak empati yapma konusunda bir hali yeteneksiziz. En azından genele vurduğumuzda. Bunun sonu nereye gidecek ben de gerçekten bilmiyorum.

      Sil
  5. Düşünmek demişken gerçekten tam vaktinde okudum bu yazıyı. Çünkü düşünmediğimiz ve her şeyi hazır olarak kabullenmek kolayımıza geldiği için hiçbir şey üretemiyoruz. Her şey ya yabancı üretimi yada kopya. Hatta bugün arkadaşımla aynı konuyu konuştuk. Ben de üzülüyorum bu duruma.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aslında günümüzde bu kopyalama işi hayatın her alanına yansıdı. Ben bunu ülke ayrımı yaparak da düşünmemiştim aslında. Ama tabi o konuda da malesef haklısınız. Keşke şöyle bir silkelenip kendimize gelsek. Her şey düşüncelerle başlıyor sonuçta. Yorumunuz için teşekkürler ayrıca :)

      Sil
  6. Hiç sıkılmadan, ilgiyle okudum yazını. :) Evet, şu sıralar birçok kişinin imaj için yapmayacağı şey yok maalesef. İnsanlar beyniyle değil de imajıyla, görünüşüyle tanınmak istiyormuş gibi. Oysa beyni doğru ve etkili bir şekilde kullanmak kadar çarpıcı bir eylem yok. Kalemine sağlık! ^_^

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yazımı beğenmene çok sevindim :) Bu duruma gerçekten de sinir oluyorum. En azından oluyordum. Etrafta sadece başkalarının onayını almak veya kendi çapında hayranlık kazanmak adına türlü şekillere giren birçok insan var. O yüzden elden pek bir şey gelmiyor ya. Bir de bunu bilmeden yapan başka bir kesim var. Gözünü kulağını kapatıp sadece kendisine söyleneni kabullenen bir kesim. Hangi durum daha vahim bilemiyorum. Bu yazımda da aklıma eseni yazmışım öyle böyle. Yorumun için teşekkürler :)

      Sil
  7. Yazıyı okurken birtakım şeyler aklıma geldi. Sonra dağıldı. :)

    Ya insanlar hep kendilerinin haklı, karşı tarafın haksız olduğunu düşünüyor. Hiçbiri kendi hatasını düşünmüyor gerçekten.

    Örnek vereyim. Sol düşünceli birine sorsan, düşünce ve inanç özgürlüğünden bahseder. Ancak konu İslam olduğunda genellikle soğuk bir davranış sergilerler. Mesela bir çocuk bir inanca inandı, bir kız kapandı. Bu insanların düşüncesi; ailesi zorladı veya çevreden etkilendi olacaktır. Bir kızın kapanmasının, gerçekten kendi düşüncesi ve isteğiyle olabileceğini asla düşünmezler. Bu kişilerin gerçek kişiliklerine bakmadan, gerici oldukları kanısına varırlar. Kendi çocukları bir inanca inanmak, kapanmak istesin; izin vermezler. Peki ben sorarım: Hani özgürlük vardı?

    Müslüman kesimle konuşsam diğerlerinin kâfir olduklarını söylerler. Peki ya değillerse? O zaman vebâlini alabilir misin? Ki onların da gerçek İslam'ı uyguladıkları şüphelidir.

    Sonra mesela çocuk inanmak istemedi. Ona göre yanlış bir din ya da düşüncelerine uygun değil. Bu çocuğu zorla İslam'a döndürmeye çalışmak veya kapatmak ne işine yarayacak? İnanacak mı gerçekten? İslam hani hoşgörü diniydi? Bu çocuk senden nefret etmeyecek mi sonradan?

    Tevhid kesimi desem onlara göre de kendi yollarında olmayan herkes kâfirdir. Şimdi ben anlamadım. Bir kimseye kâfir demek bu kadar kolay mıdır? Yani bir insanın kalbindekileri nereden bilebilirsin ki?

    Bu konuyu neden anlattım? Çünkü insanlar kendilerine göre ne doğruysa, hayatlarını daima o şekilde devam ettiriyor. Dogma, zorba ve baskıcı olmadığını söyleyenler bile aslında aynı durumda. Yani hangi kesimden olursa olsun kendinden olmayana hoşgörü durumu yok.

    Bu arada, bu söylediklerim İslam dinini haklı ya da haksız bulduğum anlamına gelir neticede değiller. O apayrı bir konu.

    Onun dışında bazı insanlar var. 'Empati' den bahsederler ancak sadece kelime olarak. Bu kelimeyi istedikleri şekilde, kendi işlerine geldikleri gibi kullanırlar. “Empati yapıyorum zaten.” , “Biraz empati yap.” Çok güzel ve kolay cümleler. Öyle değil mi?

    YanıtlaSil
  8. Aslında demek istediğim tam olarak bu. Yani sizin de yorumunuzda uzun uzun bahsettiğiniz durumu ben imaj kelimesinin içine alarak anlatmaya çalışmıştım. Yoksa derine insem yazımın sonu gelmeyebilirdi. Ama sizin de dediğiniz gibi herkes fazla özgürlükçü, fazla namuslu, fazla haklı bu devirde. Tabii kendilerine göre. Zaten herkes kendine göre iyidir. Herkesin eylemlerini gerçekleştirmek adına kendince haklı sebepleri vardır. Ama kendince. İş genele vurulduğunda ortaya şu anda içinde yaşadığımız kaos ortamı çıkıyor zaten. Bence temel eksikliğimiz enpati yoksunluğu. Farklı görüşlere, fikirlere karşı at gözlüğü takıyor pek çok insan. Sanki o görüşlere inanmadığı için o görüşlerin varlığı bile onlara zarar verebilirmiş gibi. Sonra da o görüşlere sahip olan başka insanları sindirmek ve kendilerini haklı çıkarmak adına türlü faaliyetlerde bulunuyor, karşı taraftaki kişiyi kendilerince ayıplıyorlar. Sanki hata yapsalar veya düşüncelerinde değişim olsa dünyanın sonu gelecekmiş gibi. Aslında söylenecek çok fazla şey var ama bir yerden sonra ne diyeceğini şaşırıyor insan. Benim insanlar arasında ayrımını yaptığım temel şey bencillik ve kibirden ileri geliyor. Çünkü bencillik ve kibir mutlaka açgözlülüğü beraberinde getiriyor. Bu üçlü de türlü zararı. Üzerinde konuşabileceğim yorumların gelmesi beni memnun ediyor. Yorumunuz için teşekkürler.

    YanıtlaSil