31 Aralık 2016 Cumartesi

Favoriler | Aralık 2016



Yılın son gününden herkese merhaba. Umarım harika bir şekilde güne başlamışsınızdır ve yeni yıla bomba gibi bir giriş yaparsınız. 
Şimdi de gelelim asıl konumuza, yani ayın favorilerine.

22 Aralık 2016 Perşembe

2017 | Okunacaklar, İzlenecekler ve Diğer Planlar

 

Herkese merhaba. Dondurucu soğuklar başladı, henüz tam iyileşememişken bir kez daha hasta oldum ve bütün bunların yanında daha ne olduğunu bile anlayamadan bir kez daha sınav haftalarına giriş yaptım. Ama buna rağmen bendeki rahatlık kimsede yok, hadi hayırlısı. En çok da İzmir'deki bu manasız soğuğa anlam veremiyorum. Tamam, kış mevsimindeyiz ama bahsi geçen şehir İzmir yani. Kısacası donuyorum, donuyoruz.
Şimdi de gelelim asıl konumuza. Yeni yıla az kaldı malumunuz, ben de temaya uygun olarak yeni yıl yazılarına sardım bu aralar. Bu yazıyı belki bir umut bana yeni yılda gereken hırsı verir de şu üşengeçliğimden sıyrılırım diye yazıyorum aslında. Yazmakta eksik kaldığım yeni yıl yazısı varsa yorum olarak bırakabilirsiniz. Bari başlamışken tam takım olsun her şey.

19 Aralık 2016 Pazartesi

2016 Değerlendirmesi | Favoriler


Bir yılın daha sonuna geldiğimize inanamıyorum. 2016 ışık hızıyla geçmedi mi sizce de? Yeni yıl ruhunu çok da fazla içimde taşıdığımı söyleyemeyeceğim malesef. Her yıl aynı şeyleri yaşıyormuşum gibi hissediyorum. Yılın başında bir dünya hayaller, sonundaysa çok daha fazla hayal kırıklıkları elimde kalıyor. Benimle ilgili olan olmayan her konuda. Ama yazımın karamsar olmasını istemiyorum. Her şeye rağmen elimizden gelen en güzel şey de umut etmek sanırım. İnşallah 2017 herkes için çok güzel ve uğurlu bir yıl olur diyelim.
Şimdi de gelelim asıl konumuza, yani gerçekleştirdiğim ya da gerçekleştiremediğim hedeflerime. Bu yıl içinde öncelikle kendimde değişiklikler yapmak istiyordum. Bunu biraz biraz başardım gibi ama bu bir süreç tabiki. Onun dışında bu yıl içinde kendime 50 kitap bitirme hedefi koymuştum. 80 kitapla bu hedefime ulaşmışım. Belki yılın sonuna kadar 1-2 kitap daha arttırabilirim bu sayıyı ama sanmıyorum. Çünkü akıllılık yaparak (!) tam da sınav haftası öncesinde Kehribardaki Yusufçuk'a başladım. Ama epey okudum da geçtiğimiz 2 günde.
Ayrıca çok güzel filmler de izlemişim bu yıl içinde. Ama dizi anlamında çok verimli bir yıl değildi benim için. Yeni dizilere başlamasına başladım ama ardı arkası gelmedi bir türlü. Diğer yandan devam etmek istediğim pek çok diziyi de yarım bıraktım. Ve bu konuda hiçbir bahanem yok. 2017'de de dizi izlemeye vakit bulabileceğimi pek sanmıyorum.
Şimdi de geçelim yılın favorilerine.

17 Aralık 2016 Cumartesi

Kan ve Yıldız Işığı Günleri | Kitap Yorumu


Herkese merhaba. Yaklaşık 3 haftadır aynı kitabı elimde süründürmemin ardından sonunda bu ayın ilk kitabını da bitirmiş bulunmaktayım. Artık durumun vahimliğini siz düşünün. Hiçbir şey okuyamıyorum derken ciddiydim.
Neyse, sonunda Duman ve Kemiğin Kızı serisine devam ettiğim için mutluyum. Zaten serinin ilk kitabını da geçen ay yeniden okumuştum. ( Yorum için TIK TIK )  Serinin ilk kitabını zaten çok severek okumuştum ama bu kitapla, her ne kadar günlerce elimde sürünse de, seri favorilerim arasında yerini aldı.

14 Aralık 2016 Çarşamba

Klasiklerden Okumaya Başlamak İsteyenlere Tavsiyeler


Herkese merhaba. Aslına bakarsanız klasik kitaplarla ilgili bir yazı yazmak uzun zamandır aklımda olan bir şeydi ama buna bir türlü cesaret edemedim sanırım. Aslında son 2-3 yıldır ara ara klasiklerden de okumaya çalışsam da bu konuda çok donanımlı olduğumu söyleyemeyeceğim malesef; çünkü daha okumadığım, okuyamadığım, pek çok okunması gereken ve en önemlisi de gerçekten okumak istediğim klasik kitap var. 
Yeri gelmişken bu konuya da biraz değinmek istiyorum aslında. Hani belli bir kesim tarafından okunan kitabın türü yargılanır, burun kıvrılır, hatta ve hatta o belli kesim okuduğumuz tür hakkında nutuk çeker ya, işte bütün bu 'ben iyi bir okuyucuyum' tavırlarına acayip sinir oluyorum. İnsanı okumaktan soğutuyorlar hani. Hayır yani, sen gidipte ortaokul çağındaki bir çocuğa (atıyorum) Suç ve Ceza'yı tam metin okuturursan çocuk tabiki de sıkılır, bunalır, hatta belki de eline kitap almaz artık. Allah'tan ben kitapları, her şeye rağmen, bırakmadım. Zaten yaş ilerledikçe her şey gibi insanın kitap zevki de değişiyor. Bundan da olacak ki, ben de eskiden okumaktan keyif aldığım kitapları o kadar da sevmiyorum artık. Tabi göz bebeklerim hariç. (HP, Açlık Oyunları vs. vs.)
Yine lafı fazla uzatıp içimi döktüğüme göre, gönül rahatlığıyla asıl konumuza geçebilirim sanırım.

10 Aralık 2016 Cumartesi

Doctor Strange | Film Yorumu #23


Herkese merhaba. Vizyona gireceğini öğrendiğimden beri Doctor Strange'e gitmeyi çok istiyordum ama sınavdı, okuldu, oydu buydu derken filme anca gidebildim. Ama tabi filme gidişim de bir hayli olaylı oldu. Zaten normal geçen bir günüm yok ki..

4 Aralık 2016 Pazar

2017'ye Doğru Hayaller, Dilekler ve Hedefler | Mim #4


Herkese merhaba. Bu aralar mim yazısı yazmayı çok istiyordum. Tam da bu isteğimin üzerine sevgili Lila'nın Güncesi'nin bu güzel etkinliğe beni de davet etmesi çok sevindirdi beni. Çok teşekkür ederim. Onun mim yazısını okumak için TIK TIK

30 Kasım 2016 Çarşamba

Favoriler | Kasım 2016


Herkese merhaba. Bir ay daha ne olduğunu anlamadan başladı ve bitti. Gerçekten de bu ay ne zaman başladı da bitti hiçbir şey anlayamadım. Benim için her anlamda sıkıntılı ve boğucu bir ay oldu. Umarım Aralık getirdiği soğukla beraber güzellikler de getirir. Sizin ayınızın daha güzel geçtiğini umuyorum. Neyse, artık favorilerimize geçelim.

27 Kasım 2016 Pazar

The Notebook | Film Yorumu #22


Herkese merhaba. Bitmek bilmeyen sınav döneminden sonra kendimi fazla boş hissettim bu haftasonu. Zaten haftasonu için film izlemek gibi bir planım vardı ama The Notebook'u tesadüf eseri izlemeye başladım. Aşk filmi olduğunu, dolayısıyla bir hayli duygusal olduğunu biliyordum. Zaten kendi türü içinde ön plana çıkan, kült bir aşk filmi The Notebook. Ben de bir hayli ilgiyle, severek izledim filmi. Ama böyle büyük bir aşkın gerçekliğine hala daha inanamıyorum. Filmi izlerken hep şunu düşündüm; acaba gerçekten de birbirine bu denli aşık iki insanı kader en sonunda bir araya getiriyor mu? Veya gerçekten bu denli büyük aşklar, bu denli ilginç tesadüfler var mı günümüzde? Ama sanırım bu soruları sormak için, benim için fazla erken. O yüzden bir an evvel filmimizi yorumlamaya geçelim artık.

26 Kasım 2016 Cumartesi

How to Get Away with Murder | Dizi Önerisi #6


Herkese merhaba. Bu güzel diziye tam da bugün başladım ve sanırım uzun zamandır aradığım o diziyi sonunda buldum. Diziyi arkadaşlarımdan sık sık duyuyordum, ki inanın spoiler yememek için çok uğraştım, ama artık sonunda benim de diziye başlamam gerektiğine karar verdim. İyiki de başlamışım. Dizinin öyle dolambaçlı, yılan hikayesi gibi bir konusu var ki, izlerken afallayıp kalıyorsunuz. Daha ne olduğunu ben bile çözemedim, şimdi dizinin konusunu anlatmaya nereden başlayacağımı da bilmiyorum.

Bir Kadının Yaşamından Yirmi Dört Saat | Kitap Yorumu

Herkese merhaba.:)
Bu ay gerçekten de doğru düzgün kitap okuyamadım. Ama uzun bir okuyamama döneminin, daha doğrusu okumaya fırsat bulamama döneminin ardında bugün, Bir Kadının Yaşamından Yirmi Dört Saat'e başladım ve kısa bir süre içinde de kitabı bitirdim. Zaten bloğumu takip ediyorsanız, Stefan Zweig kitaplarını ne kadar çok sevdiğimi biliyorsunuzdur. Bu yazarın kitaplarıyla henüz tanışmadıysanız çok şey kaçırıyorsunuz, benden söylemesi. 
Bu kitabı okurken hissettiğim duyguların benzerini Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu'nu okurken de yaşamıştım. O da çok güzel ve benim de çok sevdiğim bir kitaptır bu arada. ( Yorum için TIK TIK Stefan Zweig'ın bir erkek olarak kadınların iç dünyasını bu raddede özümsemesi beni ona hayran bırakıyor gerçekten de. Keşke her erkek bu şekilde empati kurabilse. Gerçi insanlar daha birbirleri arasında uyum sağlayamazken işi bir tık daha özelleştirmek de anlamsız gibi ama bu konuya değinmiyoruz. Çünkü şu an sadece bu güzel kitabın yorumuna odaklanmak istiyorum.

17 Kasım 2016 Perşembe

Yazarlar #11 | Aziz Nesin


Şüphesiz ki, Türkiye'nin gelmiş geçmiş en başarılı mizah yazarlarından biri Aziz Nesin. Zaten eserleri yabancı dile en çok çevrilen 4. yazar da kendisidir. Yazarın üslubunu, ufaktan dokundurarak yazdığı mizahi anlatımını çok seviyorum ve eserlerini de keyifle okuyorum. Asıl adı Mehmet Nusret olan yazarımız,  20 Aralık 1915 yılında Giresun'da doğmuştur. 1935'te Kuleli Askeri Lisesi'ni, 1937'de Ankara'da Harp Okulu'nu bitirip teğmen oldu. Sonrasında son olarak 1939'da Askeri Fen Okulu'nu bitirdi. 


''İnsanların ölmelerinde hiçbir olağanüstülük yoktur; çünkü her insan doğar, yaşar ve ölür. Ne var ki, kimileri yaşar, kimisi yaşadığını sanar, kimisi de yaşamadan ölür.''

12 Kasım 2016 Cumartesi

Mutluluk Veren Şeyler


Pek çok insan mutsuzluktan dem vuruyor. Aslına bakarsanız ben de ara sıra o kesimden oluyorum. Oysa mutluluk istediğimizde elde etmesi çok basit olan bir olgu aslında. İstediğimiz duyguyu hissetmek bizim elimizde.


''Her şeyde bir çatlak vardır. 
Işık içeri böyle girer.''
- Leonard Cohen, Anthem

11 Kasım 2016 Cuma

Kelebek Etkisi 1 | Film Yorumu #21

Herkese merhaba.:)
Geçmişe dönüp 'keşkelerimizi' değiştirebilseydik sizce nasıl olurdu? Peki böyle bir şansınız olsaydı siz ne yapardınız? Geleceğinizden, hatta şu anınızdan olacağınızı bile bile bu riski alır mıydınız? İşte Kelebek Etkisi, tüm bu soruları kendi içimizde sorgulatan bir film.
Şunu tartışmasız olarak söyleyebilirim ki, bu zamana kadar izlediğim en ilginç filmdi. Zaten konusu itibariyle en başta ilgimi kazandı. Büyük ihtimalle bir çoğunuz Kelebek Etkisi'ni izlemiştir. Zaten ben de bu zamana kadar izlemediğime yanıyorum. Beni gerçekten çok etkileyen bir film oldu.
Ama ilk önce filmimizin konusuna kısaca bir değinelim bakalım. Evan Treborn özel biri. Yani ona baba tarafından gelen genlerle aktarılan özel bir yeteneği var. Geçmişe dönüp geleceği değiştirebiliyor. Bu özel yeteneğini gün yüzüne çıkaran da, psikolojik travmalarla dolu çocukluğu. Tabi bu yeteneği sonucunda geleceği de değişmekte. Bir anlamda paralel evren teorisini de kapsıyor diyebiliriz filmimizin konusu için. Zaten filmi izlemeye karar vermemde etken olan belki de en etkili neden buydu.

10 Kasım 2016 Perşembe

İnsan Neyle Yaşar? | Kitap Yorumu

Herkese merhaba.:)
Aslına bakarsanız ''İnsan Neyle Yaşar?'' Kasım ayının ikinci kitabı oldu ama bundan önce okuduğum ''Gece Avcısı Serisi''nin ikinci kitabı olan ''Tek Ayağı Mezarda''yı yorumlar mıyım, yorumlamaz mıyım orasını şu an için bilemiyorum. Neyse lafı daha fazla dolandırmadan asıl konumuza, yani kitabımıza dönelim. İnsan Neyle Yaşar, içinde 6 öykü barındıran, oldukça akıcı bir kitaptı. Şu sıralar sınav döneminde olduğumdan öykü kitabı okumak benim için çok daha iyi oldu. 
Kitaptaki bütün öyküleri genel olarak sevdim ama sanırım favorilerim, kitapla aynı ismi taşıyan 'İnsan Neyle Yaşar' hikayesi ve son hikaye olan 'İlyas' oldu. Belki biraz garip gelecek ama 'İnsana Çok Toprak Gerekir Mi' isimli hikayede gerçekten hafiften ürperdim. Aslına bakarsanız bazı hikayelerin etkisinden hala daha kurtulamadım. 
Kitabımızın yazarı L.N.Tolstoy, bu kitabında da diğer eserlerinde olduğu gibi toplumsal sorunları ve insanın duygularıyla çatışmasını edebi ama oldukça da akıcı bir dille okuyucuya aktarmış. Kitap genel olarak ahlaki konuları ve insanın bu konular üzerindeki etki ve tepkisini irdeleyen nitelikte.

5 Kasım 2016 Cumartesi

Yazarlar #10 | Stefan Zweig


Herkese merhaba. 'Yazarlar' köşemizin bu seferki ismi Stefan Zweig. Zweig'in üslubunu çok seviyorum. Özellikle de  oluşturduğu karakterlere yaptığı psikolojik tahlilleri çok başarılı buluyorum. Zaten eserleri de kısa ama bir o kadar da etkileyici yapıtlar. İşte bu yazı dizisini yazma amacım da tam olarak bu. Yani sizleri aklınızda olan ama belki de kitaplarını okumak için tereddütte kaldığınız yazarlarla tanıştırmak. Tabi bir de sevdiğim kitapları herkese okutmak ve sonrasında dilediğimce gevezelik etmek de gizli amacım. Neyse iyisi mi yazımıza geçelim.

31 Ekim 2016 Pazartesi

Favoriler | Ekim 2016


Herkese merhaba. Bir favoriler yazısını daha yazma vakti geldi çattı. Günler  sizce de çok çabuk geçmiyor mu ama?  Sanki daha dün Eylül favorilerini yazmak için klavye başına geçmiştim. İlginç gerçekten. Bu ay okul koşuşturması nedeniyle 'yine' çok verimli geçmese de, en azından okuma anlamında geçen aydan daha iyi bir sonuç çıkartmışım. Bu da büyük bir başarı diyelim. 

30 Ekim 2016 Pazar

En Sevdiğim 10 Yazar


Herkese merhaba. Aslına bakarsanız, 'Cumartesi İlk Beş' başlıklı köşemde 'favori yazarlarım' konulu bir yazı yazmak uzun zamandır aklımda olan bir fikirdi. Ama ne yapıp ne ettiysem de bu sayıyı beşe düşüremedim. Baktım ki, yazıma bonuslar eklesem de bu yazının sonu gelmeyecek, ben de bu konuda ayrı bir yazı yazma kararı aldım. Böylece hevesim yatışır belki. Şunu baştan söyleyeyim ki, bu liste için herhangi bir sıralama yapmadım. Zaten farkettim ki, bu zamana kadar pek çok başarılı yazarın kalemiyle tanışma şansına sahip olmuşum. O yüzden benim için oluşturması zorlayıcı bir liste oldu. Neyse hadi başlayalım bakalım.

29 Ekim 2016 Cumartesi

Ekşi Elmalar | Film Yorumu #20


Herkese merhaba. :)
Bu ay film izlemeye hiç vakit bulamamıştım. Ama bugün arkadaşlarla Ekşi Elmalar filmine gittik. Aslında sinemaya bu film için özel olarak gitmemiştik ama hazır yeni vizyona girmişken filmi izleyelim dedik. Aslında bu aralar dram filmleri izlemeyi istemiyordum. Çünkü zaten ruh halim aşırı hassas durumda bu aralar ama Ekşi Elmalar'ı cidden çok severek izledim. Gerek efektleri, gerek oyuncu seçimleriyle gayet başarılı bir film olmuş. Ama bütün bunlara birazdan değineceğim zaten. İyisi mi her şeyden önce filmimizin konusundan biraz bahsetmek.

24 Ekim 2016 Pazartesi

Hayallerimiz ve Biz | Mim #3


Herkese merhaba. Yeni bir mim yazısı ile karşınızdayım. Beni bu güzel mime davet eden Yorum Atölyesi'ne çok teşekkürler. Onun yazısını okumak için TIK TIK

23 Ekim 2016 Pazar

Jane Eyre | Kitap Yorumu

Herkese merhaba. :)
Bazı kitaplar sadece varlıklarıyla bile insanı mutlu edebiliyorlar. Jane Eyre'de benim için o kitaplardan biri haline geldi. 'Charlotte Bronte, iyiki de o kısa yaşamından geriye böyle nadide bir eser bırakmış' diyorum. Kitabın her sayfasını ayrı bir keyifle, ayrı bir merakla okudum. Okuduğum en akıcı klasikti diyebilirim. Ve tabiki bir o kadar güzeldi de. Öyle ki, en sevdiğim klasiklerden biri haline geldi. Tabi hala Gurur ve Önyargı'yla rekabet halindeler ama ikisinin de gönlümdeki yeri ayrı diyip işin içinden sıyrılalım madem. Özellikle de karakterlerinde kendimi bulduğum kitaplara karşı ayrı bir sempati besliyorum. Jane Eyre'yle o kadar çok benziyoruz ki. En sevdiğim kadın karakterlerden biri de Jane Eyre bundan sonra. Öyle içten, gözü kara, sözünü sakınmayan, dobra dobra biri. Ama bir o kadar da kendi halinde, naif, ince ruhlu. Ah Jane! Daha küçücük yaşından itibaren neler yaşadın sen öyle? Bazı yerleri sadece okumakla kalmadım, adeta yaşadım. Ama olayları dallandırıp budaklandırmadan, kafanızı karman çorman etmeden önce birazcık da kitabımızın konusundan bahsedelim bakalım.

20 Ekim 2016 Perşembe

Blog Yazmak


Herkese merhaba. Blog yazmakla ilgili bir yazı yazmak bir süredir aklımda olan bir şeydi. Ama ya zaman bulamıyordum, ya da düşüncelerimi toparlayamıyordum. Umarım faydalı bir yazı olur sizin için de.

Ben blog yazmaya başlayalı hemen hemen bir buçuk yıl gibi bir süre oldu ama bu konuda hala daha öğrenmem gereken pek çok şey var. Hele ki, bloğumu ilk açtığım dönemi hatırlıyorum da, blog temaları konusunda gram bilgim yoktu. Her şeyi ordan burdan kurcalaya kurcalaya, yavaş yavaş rayına oturtmaya çalıştım. Bakın 'çalıştım' diyorum, çünkü benim bloğumda da hala daha eksiklikler var.

19 Ekim 2016 Çarşamba

Hayalleri Ertelelemek


Pek çoğumuzun hayalleri, idealleri vardır. En azından içten içe. Ama nedense bunları dile getirmekten, daha da kötüsü somutlaşması için çaba sarf etmekten çekiniyoruz. Bahsettiğim grupta ben de varım, bunu biraz önce fark ettim. Bu tip yazıları, düşüncelerimi toparlamak amacıyla yazıyorum daha çok. Tabii başkalarına da yardımı dokunursa ne mutlu bana.

17 Ekim 2016 Pazartesi

Hakkımda 10 Gerçek


Herkese merhaba. Aslına bakarsanız uzun zamandır bu tarz bir yazı yazmayı istiyordum ama hep bir bahanem oluyordu. Okuyan Muggle'ın yazısını görünce sonunda yazımı yazmak için gereken hevesi kendimde buldum ve hakkımdaki 10 gerçekle karşınızdayım. ( Bu arada Okuyan Muggle'ın yazısını okumak için TIK TIK )

16 Ekim 2016 Pazar

Sevmek Üzerine..


Sevgi. Söylemesi ne kadar basit tek bir kelime. Ama pek çok duyguya bedel, tek bir tanım aslında. Mutluluk, güven, acı, kibir , açgözlülük, umut.. İyi kötü pek çok duygu tek bir sözcükte toplanmış sanki. Ama sizce insanlar sevmeyi gerçekten biliyorlar mı? Bence hayır. Pek çok şey gibi sevmeyi de bilmiyor insanoğlu. 

Yazarlar #9 | Bronte Kardeşler (Charlotte, Emily ve Anne Bronte)


Bronte kardeşler, 19. yüzyılın edebiyat camiasında en çok ses getiren üç kız kardeştir. Dönemlerinin toplumsal algısının üstüne çıkmış yapıtları, günümüzde bile ününü arttırarak korumakta ve çok beğenilmektedir. Ancak ne yazık ki, bu üç kız kardeş de çok genç yaşlarda ölmüş ve dolayısıyla artlarında çok az eser bırakmışlardır. Bize düşen de bu nadide romanları okumak diyelim madem.

12 Ekim 2016 Çarşamba

Albaya Mektup Yok | Kitap Yorumu


Herkese merhaba.:)
Bildiğiniz üzere geçtiğimiz aylarda Marquez'in tüm eserlerini okuma kararı almıştım. Albaya Mektup Yok, Marquez'den okuduğum ikinci kitap oldu. (Tabi Yüzyıllık Yalnızlık'ı saymazsak, ona da baştan başlayacağım.) Marquez'e boşuna 'büyülü gerçeklik' ustası demiyorlar. Eserlerinde hayatın içinden konuları kendine özgü adeta büyülü üslubuyla okuyucuya öyle bir aktarıyor ki, sanki kitabın içine giriyorsunuz, kitabı okurken aynı zamanda  olayları bir filmişçesine adeta izliyorsunuz. Albaya Mektup Yok, yazarın diğer kitaplarına oranla daha hafif bir dile sahip. Yani kitaba adapte olmakta çok zorluk çekilmiyor. Bu anlamda, Albaya Mektup Yok Marquez kitaplarını benim gibi yeni yeni okumaya başlayanlar için ideal bir seçim. Zaten kısacık, tadını damağınızda bırakacak bir kitap.

11 Ekim 2016 Salı

Ross Poldark | Kitap Yorumu

Herkese merhaba.:)
Bildiğiniz üzere geçenlerde Poldark'ın dizisine başlayıp ilk sezonu yaklaşık bir buçuk günde bitirmiştim. ( Yorum için TIK TIK ) Aslında filmi veya dizisi çekilmiş kitaplarda, önceliği kitaplara verme taraftarıyım. Nitekim öyle yaptım da. Poldark'a başladım ama aradan bir hafta geçmesine rağmen kitabın başlarında takıldım kaldım. Kitap güzeldi güzel olmasına (bu güzelliği neye göre değerlendirdim inanın bilmiyorum ama genel olarak güzeldi yani) ama dediğim gibi akmıyordu veya ben aktıramıyordum kitabı. Sonra okulların açılmasının verdiği stresi atmak için dizisine başladım ve başlayış o başlayış oldu. Dizisinin ilk sezonunu izleyip bitirince kitaba geri döndüm ama sonuç tam anlamıyla hüsran oldu benim için. Kitabı atlaya atlaya bir ayda zar zor bitirdim. Ama bitirdim ya. İşte azmin zaferi diye buna derler. Ama araya dizisini sıkıştırmasaydım kitabı daha çok beğenirdim bu da bir gerçek. Yine de dizisini izlediğim için hiç mi hiç pişman değil, aksine mutlu ve huzurluyum.

9 Ekim 2016 Pazar

Memleket Hikayeleri | Kitap Yorumu

Herkese merhaba.:)
Aslına bakarsanız Memleket Hikayeleri okumak için öncelik listemde olan bir kitap değildi. Edebiyat ödevim için okumam gereken bir kitaptı. Böyle zorunluluktan dolayı bir şeyler okumaktan hiç haz etmiyorum. Elim gitmiyor bir türlü kitaba. Memleket Hikayeleri'ne de bu nedenle önyargılarla başladım. Ama kitap ilerledikçe, kitaba karşı ilgim arttı ve kitabı 'okumak istediğim için' okumaya başladım. Kitaba bu duygularla yaklaşınca okumak çok daha keyifli bir hal aldı benim için. Kitabımız bir öykü kitabı aslında. İçinde 18 adet hikaye var. Refik Halid Karay'ın sürgün dönemlerinde Anadolu'da gözlemledikleri ve toplum yapısı kurgusallaştırılarak kaleme alınmış. Kitabı okurken yer yer yazara sinir olmaktan kendimi alamadım. Bu tutumum çok yersizdi bunun farkındayım. Yazara sinirlendim çünkü yaşanan olaylar, yani insanların bazı olaylara karşı verdiği tepkiler, önyargılı ve bencilce tutumları beni çok sinirlendirdi. Ama dediğim gibi bu yazarla alakalı bir durum değil. Sonuçta yazar, gözlemlediklerini, belki de bilhassa yaşadığı olayları kurgusallaştırdı eserinde. O yüzden yazara yüklenmek bana doğru gelmiyor.

Dorian Gray'in Portresi | Kitap Yorumu


Herkese merhaba. :)
Dorian Gray'in Portresi, gerçekten uzun zamandır okumayı çok istediğim kitaplardan biriydi. Ama her nedesense kitabı almak konusunda hep bir bahanem oluyordu da kavuşamıyordum bu güzel kitaba. En sonunda 'artık yeter' diyerek kitabı alışveriş sepetime eklemiştim ve sonunda almıştım kitabı. Kitaba başlarken kitap hakkında hiçbir beklentim yoktu aslında. Bunun nedeni kitabın kötü olduğunu düşünmem değil, bilakis çok başarılı olduğunu ve kitabı seveceğimi düşündüğüm içindi. Öyle de oldu zaten. Kitabı iki hafta gibi bir süre elimde süründürmeme karşın, adamakıllı okuduğum son iki günde elimden bırakamadan bitirdim. Kitapta daha çok karakterlerin psikolojik durumları üzerinde durulmuştu. Ama kitapla ilgili fikirlerimi söylemeden önce kısaca bir konusundan bahsedelim bakalım.

8 Ekim 2016 Cumartesi

Kitap Alışverişi #10 | 2016


Herkese merhaba. Kısa günün kârı da bu güzel kitaplar oldu. Aslında bugün için kendime okuma kitabı almak planladığım bir şey değildi ama gittiğim yerde kitapçı bulunca ister istemez bir şeyler aldım işte. Aralarında sizlerin okuyup beğendiği kitaplar varsa yorum bırakırsanız çok sevinirim.

6 Ekim 2016 Perşembe

İnsanlar, Takıntılar ve Önyargılar Üzerine..


Herkese merhaba. Bu sefer farklı içerikte bir yazıyla karşınızdayım. Aslında bu konuyu uzun zamandır birileriyle konuşmayı çok istiyordum ama bazen kendini konuşmak için hazır hissedemiyorsun işte. Ben de yazmak istedim. Sizlerle dertleşmek istedim. Aslında bahsedeceğim şeyler, dertten ziyade gerçekler. Youtube'a göz atarken bu konuyla alakalı birkaç videoya rastgeldim tesadüfen. Ve kendimi klavyenin karşısında buldum işte. Belki siz de şimdi sizinle paylaşacaklarımı düşünüyor, hissediyorsunuzdur. 

5 Ekim 2016 Çarşamba

En Beğendiğim 15 Kitap | Mim #2


Herkese merhaba. Bu aralar öyle yoğunum ki, sormayın gitsin. Matematik testlerinden kendimi kurtarır kurtarmaz soluğu blogda aldım. Oh be dünya varmış valla. Yazıma geçmeden önce öncelikle, beni bu güzel etkinliğe davet eden Makina Hocam'a çok teşekkür ederim. Bloğa bir şeyler yazmak cidden çok iyi geldi. Umarım yazım yeni kitaplar keşfetmeniz için de yararlı olur. 

Not: Sıralama yapmak için her ne kadar uğraştıysam da başarılı olamadım. Hepsi benim canlarım, bitanelerim anlayacağınız.

2 Ekim 2016 Pazar

Ölümsüz Ece | Kitap Yorumu

Herkese merhaba.:)
Her ne kadar eylülden arta kalmış olsa da ekim ayının ilk kitabı Ölümsüz Ece oldu. Bu kitabın yeri benim için çok özel. Evet bir çocuk kitabından bahsedeceğim birazdan ve evet kitabı ilk kez okudum. Ama bu kitabı çocukluğumdan beri okumayı öyle çok istiyordum ki. Hiç unutmuyorum daha 4. sınıftaydım. Öğretmenimiz bizi kitap sınavı yapıyordu her yıl. O yıl içinse herkese aynı kitabı ödev olarak vermek yerine, sınıfı gruplara ayırmıştı. Ben Ölümsüz Ece'yi daha öncesinde çok da yakın olmadığım birinde görmüştüm. Çekindiğimden de soramamıştım okuyabilir miyim diye. Öğretmenimin seçtiği listede kitabı görünce onu okumayı öyle çok istemiştim ki. Ama benim payıma Pal Sokağı Çocukları düşmüştü. Yanlış olmasın o kitap da çocukluğumun yapı taşı olan kitaplardan biridir. Şimdi bile hala okumaktan zevk alırım Pal Sokağı Çocukları'nı. Ama işte o zamandan beri Ölümsüz Ece'yi okumak, bir ukte olarak kalmış içimde bunca zaman. Geçenlerde ben kendime kitap bakarken kardeşim bulup çıkardı raflardan Ölümsüz Ece'yi. İnanır mısınız, kitabı kardeşimden önce ben okudum bitirdim. Ve tabiki de çok ama çok sevdim.

30 Eylül 2016 Cuma

Favoriler | Eylül 2016


Herkese merhaba. Yazdığım en sönük favoriler yazısı bu olsa gerek. Bu ay okulların açılmasının verdiği mutsuzluk ve yılmışlık haliyle ne doğru düzgün herhangi bir şey okudum, ne de izledim. O yüzden bu yazıyı oluşturmak adına elimde pek de fazla seçenek yoktu açıkçası. Ama buna rağmen yine de okuduğum ve izlediğim hemen hemen her şeyi beğendim. Bu da bir şeydir, değil mi ama? 

27 Eylül 2016 Salı

Yazarlar #8 | Roald Dahl


Eminim bir çoğunuz Roald Dahl'ı öyle ya da böyle bir şekilde tanıyordur. Ama hala çıkaramadıysanız, size ufak bir ipucu: Matilda, Charlie'nin Çikolata Fabrikası, Dev Şeftali ve daha nice güzel çocuk kitabının yazarından bahsediyorum. Benim Roald Dahl kitaplarıyla tanışmam sanırım 10 yaşlarındayken oldu. Sınıf öğretmenimiz ''Dev Şeftali'den'' sınav yapacaktı. Zaten bana kitapları sevdiren kişilerden biri de ilk öğretmenim olmuştur. Şu işe bakın ki, yıllar sonra şimdi de kardeşim okuyor bu güzel kitapları. Tabi ben de onunla beraber eksik kalmış kitaplarını okumaya çalışıyorum yazarın. Şimdi bile bana aynı zevki veriyor bu kitaplar.


''İyimser biri asla çirkin olamaz. Kafanın içindeki güzel düşünceler güneş ışıkları gibi parlar ve hep güzel görünürsün.''

24 Eylül 2016 Cumartesi

Hayalet Kalp | Kitap Yorumu


Herkese merhaba. Son bir haftadır elim birçok kitaba gitti. Birkaç kitaba aynı anda başladım da ama nedense devamı gelmedi. Hayalet Kalp'i biraz yayarak da olsa toplamda iki oturuşta bitirdim diyebilirim. Kitap ilk çıktığında baskısına kelimenin tam anlamıyla vurulmuştum zaten. Geçtiğimiz günlerde de okuoku'nun 9.90 indirimi vesilesiyle bu tatlı mı tatlı kitaba kavuşmuş oldum. Mutluyum, huzurluyum.

20 Eylül 2016 Salı

Köken (Lux #4) | Kitap Yorumu


Herkese merhaba. Okullar açıldı. Erken kalkıyoruz. Reading slump'ın kıyısında dolanıyorum. Ve sürpriizz. Söyleyin bakalım kimin istediği hiçbir şey yolunda gitmiyor? Cevap çok zor olmasa gerek sanırım -,- Umarım siz güzel günler yaşıyorsunuzdur.  Aslında bu aralar pek fazla kitap okuyamıyorum. Zaten eve geldiğimde, artık bünyem alışkın olmadığından da olacak, kendimden geçiyorum. Canım hiçbir şey yapmak istemiyor. Hadi ders çalışayım desem, okul kitapları bile daha verilmedi. Anlayacağınız okulların açıldığının farkına daha tam olarak varamadığım saçma bir süreçteyim. Köken'e okullar açılmadan 2 gün önce falan başlamıştım. Zaten aksi takdirde kitabı mümkünatı yok bitiremezdim. Ama şunu söyleyebilirim ki, yine felaket akıcı bir kitaptı.

18 Eylül 2016 Pazar

Poldark | Dizi Önerisi #5



Bazı diziler o kadar güzel oluyor ki, sadece kendime saklamak, kimseyle paylaşmak istemiyorum. Poldark'ta bunlardan biri oldu. Ama işte yine dayanamayıp bu güzel diziyi sizlerden mahrum bırakmamak adına bu yazıyı yazıyorum. Kıymetimi bilin. Poldark aslında uzun soluklu bir kitap serisi. (13 kitap) Ama sanırım ülkemizde sadece ilk kitabı Martı Yayınları'ndan çıktı. (Kaç kitabının çevrildiğinden emin değilim, bilginiz varsa yorum olarak bırakabilirsiniz.) Aslında önce kitabını okuyup sonra ilk sezonunu izlemeyi planlamıştım. Kitabına başladım da zaten. Ama okulların açılmasının verdiği bunaltıcı havayı dağıtmak için canım bir şeyler izlemek istedi. Ben de Poldark'a rastgeldim ve ilk sezona başlamamla bitirmem bir oldu. Bu arada bölümleri 1 saat civarında ve ilk sezonu 8 bölüm. Yani demem o ki, sıkı durun, hayranlık dolu bir yazı geliyor.

16 Eylül 2016 Cuma

Sigmund Freud Hakkında


Psikolojiyle bu kadar ilgilenirken Freud hakkında bir yazı yazmasaydım olmazdı. Sigmund Freud bildiğiniz üzere bir psikolog olmakla beraber aynı zamanda nörolog, psikiyatr, psikanalizci, filozof ve yazardır. Kişiliğin 5 farklı dönemden geçerek geliştiğini 'Psikanalitik' kuramının kurucusudur.


''İnsanların çoğu özgürlüğü gerçekten istemezler; çünkü özgürlük sorumluluk gerektirir ve insanların çoğu da bundan korkar.'' 

Yazarlar #7 | William Shakespeare



''Olmak ya da olmamak. İşte bütün mesele bu.''


Hazır okulların açılmasına da az kalmışken, 'Yazarlar' başlıklı yazı dizime yeni bir yazı daha eklemek istedim. Aslında artık yavaş yavaş tatilin gerçekten bittiğinin farkına vardığım için 'boşvermişlik sendromu' adını taktığım tuhaf bir ruh hali içerisindeyim. Tabi buna halk arasında 'üşengeçlik' de denebilir, orası ayrı konu. Neyse biz asıl konumuza, yani yazarımızın hayatına, tuhaf yönlerine değinmeye başlayalım artık. Yazarların tuhaf özellikleriyle ilgili bir yazı okurken, William Shakespeare hakkında bir yazı yazmak istedim. Okuduğum kadarıyla gerçekten renkli bir kişiliği var Shakespeare'in. Zaten İngilizce pek çok kelimeyi de türetmiş, çok yönlü bir insan. Tiyatro metinleri okumaya Shakespeare eserleri sayesinde başladım ben de. Oyunlarını çok severim.

13 Eylül 2016 Salı

Opal (Lux #3) | Kitap Yorumu


Bu seriye bayılmadığımı bir daha söylersem ağzıma kürekle vurun -,- Neyse herkese merhaba ve iyi bayramlar. Opal'e uzun zamandır (Ama ciddili uzun zamandır hani) başlayacaktım ama araya o, bu, şu girdi vesaire vesaire. Tamam okumadım, elim gitmedi. Ama bunu telafi ettim mi? Evet, ettim. Kitabın başından kalkmadan (daha doğrusu kalkamadan) çok kısa sürede bitirdim. Ben de bittim o sonla, orası ayrı tabi. Neyse şimdilik bu konuyu geçelim. Serinin genel olarak konusu öyle pek de ağım şahım, vay be tarzında değil. Orası doğruya doğru. En azından bana göre. Ama artık karakterlerin sempatisi mi, yazarın anlatımı desem bilemedim, kitabı elimden bırakamadım.

10 Eylül 2016 Cumartesi

Kitap Alışverişi #9 | 2016


Sonunda olaylı kargoma kavuşabildim. Okuoku indirimini görür görmez (geçtiğimiz pazar günü) okuoku'dan kitap siparişi vermiştim. Ancak kitaplar bir türlü temin edilmedi. En sonunda telefon açtım ben de. Bunun üzerine siparişim kargoya verildi. Ama gerçekten anlayışlı davrandılar şimdi, o konuda bir lafım yok. Zaten başka zaman olsa bu kadar laf etmezdim, beklerdim de. Ama siparişim bayramdan sonraya kalsaydı büyük sıkıntı olacaktı benim için. Neyse işte dün de UPS'yi aradım kargom ne alemde, bayramdan önce gelir mi diye. Bana 'böyle bir kargo yok' demesinler mi? Ben ufaktan sinirlendim ama 'aman be, ne yaparlarsa yapsınlar modundaydım' artık. Ama bugün en beklemediğim anda kargom geldi. Her şeyi unuttum sanki bir anda.

Yazarlar #6 | Gabriel Garcia Marquez


Bildiğiniz (veya bilmediğiniz) üzere, uzun zamandan beri devam etmeyi unutsam da ' yazarlar ' başlığı altında sevdiğim bazı yazarların hayatlarını, görüşlerini paylaşıyorum. Marquez, namını uzun zamandır bildiğim ve kitaplarını okumaya can attığım bir yazardı. Geçtiğimiz günlerde Kırmızı Pazartesi'yi okuyup bayılmıştım. ( Yorumu için TIK TIK ) Son siparişimde iki kitabını daha sipariş verdim haliyle. Ama bu hızla elime ne zaman geçer, orası muamma. Ama bu konuya hiç bulaşmayalım en iyisi -,-

8 Eylül 2016 Perşembe

Gece Yolu | Kitap Yorumu

Herkese merhaba. :)
Ah ah! Gece Yolu Kristin Hannah'tan okuduğum ikinci kitaptı. Yazarı gerçekten anlayamıyorum. Bu kadının okuyucularıyla sorunu ne? Hayır kitaba bayıldım. Yine yine ve yine HARİKAYDI! Bundan 2 yıl öncesinde falan yazarın Ateşböceği Yolu isimli kitabını kütüphaneden alıp okumuştum ve sonrasında neden kendi kütüphane eklemedim ki diye iki saat hayıflanmıştım. Gece Yolu'nun yazarın en beğenilen kitaplarından biri olduğunu kitaba başlarken de biliyordum aslında. Ancak kitabın konusu hakkında hiçbir bilgim yoktu. Kitaba karşı ne hissedeceğimi bilmeden başladım okumaya. Ve inanın ki, kitabı elimden bırakamadım. Kardeşlik, dostluk, annelik ve aşk üzerine dolu dolu, duygu yüklü, oldukça akıcı bir kitaptı. Ama size küçük bir uyarı, kitabı okurken gözlerinizin dolmaması mümkün değil. Bu karakterlerin başına gelen bahtsız bedevinin başına gelmez yeminle.

1 Eylül 2016 Perşembe

Akıl Oyunları | Film Yorumu #19

Herkese merhaba.:)
Sonbaharın ilk gününde harika bir filmin yorumuyla karşınızdayım. Akıl Oyunları, namını uzun zamandır duyduğum, herkesin beğenisini kazanmış ve benim de izlemeyi çok istediğim bir filmdi. Filmle ilgili tek bildiğim şizofreni teması üzerine kurulu olduğuydu. Böyle psikolojik hastalıklar her zaman ilgimi çekmiştir zaten. Ben de kalan son boş zamanlarımı değerlendirmek adına artık filmi izlemeye karar verdim. Ancak filmi izlemeye başlarken gerçek bir hayat hikayesinin sahneye aktarıldığından haberdar değildim. Sonrasında bu yaşananların gerçek hayattan alıntı olduğunu, filmin biyografi tarzında bir film olduğunu öğrenmemle, filmin üzerimde bıraktığı etki daha da arttı. Emin olabilirsiniz ki bu yüksek bir etki demek. Bir de üstüne Russel Crowe'un efsanevi oyunculuğu eklenince tadından yenmiyor filmimiz. 

31 Ağustos 2016 Çarşamba

Yaz Sonu Mimi!

Herkese merhaba.:)
Öncelikle beni Yaz Sonu Mimi'ne etiketlemiş olan Khaleesi'ye çok teşekkür ederim. Canımsııınn.:) Evet şimdi de gönül rahatlığıyla mimimize geçebiliriz. Valla yaz ne ara geldi de bitti hiç anlayamadım. Yazın getirdiği bunaltıcı sıcaklardan da hiç haz etmem, hatta yazı sevmem bile ama yaz kendiyle beraber tatili de götürünce içim cız ediyor işte. Güle güle doyumsuz uyku, sınırsız internet ve kitap kahve ikilisi. Hoşgeldin bir dünya kabus. Bunun dışında sonbaharın serinliğini de iple çekmiyor değilim hani. Anlayacağınız şu an kendimle çelişiyorum, boşverin. -,-

Favoriler | Ağustos 2016

Herkese merhaba.:)
Şu favoriler yazısını yazma zamanı ne kadar çabuk geliyor ya. Cidden sanki daha dün Temmuz favorilerini yazmıştım. Tatilin bu kadar hızla bitmesi cidden hayret verici. Elveda sabah uykuları. -,- Neyse konuyu dağıtmayıp asıl konumuz olan Ağustos favorilerine artık dönebiliriz sanırım. Ağustos ayı kitap okuma anlamında geçen aydan çok daha verimli geçti benim için. Tabi bu konuda Özlem'e teşekkür etmeliyim sanırım. Saolsun maraton fikrini ortaya atmasıyla bu ayı da garibanlıktan kurtarmış oldu. Bu ay gerçekten çok güzel kitaplar okuyup filmler izledim. Sadece dizi anlamında birazcık kuraklık çektim diyebilirim. Artık favoriler turumuza başlayalım bakalım.

29 Ağustos 2016 Pazartesi

Savaşçı Varis | Kitap Yorumu

Herkese merhaba.:)
Savaşçı Varis özellikle son dönemde pek çok blog yazısında karşıma çıkar olmuştu. Olumsuz yorumlarla da karşılaştığımı hatırlamıyorum. Bir de işin içine kitabın göz dolduran kapağı eklenince, kitabı okumak benim için şart oldu. Kitaba başlarken çok küçük detaylar dışında, kitap hakkında hemen hemen hiçbir bilgim yoktu. Aslında kitaplara başlarken her şeyden bihaber olmayı çok seviyorum. Kitaba ayrı bir gizem katıyor. Hal böyle olunca kitap benim için ayrıca bir akıcılığa sahip oldu. Kitabı okurken araya maraton kitapları girmesine rağmen, bir an bile kitaba olan ilgimi kaybetmedim.

28 Ağustos 2016 Pazar

Ölmek İçin On Üç Sebep | Kitap Yorumu

Herkese merhaba.:)
Ölmek İçin On Üç Sebep, okumayı uzun zamandır istediğim kitaplardan biriydi. Hatta geçen yaz 9.90 indiriminden alamadığım için, içimde bir yerlerde gizli saklı bir ukte de kalmış hani. Bunu sonunda kitaba kavuşunca fark ettim. Kitaba kavuşmam zaman aşımına uğradığından da olacak ki, kitabı her ne kadar merak etsem de içimde öyle çok büyük bir okuma isteği veya beklenti yoktu. Ancak geçtiğimiz günlerde katıldığım okuma maratonu etkinliği saolsun, kitabı bir günde bitirdim. Kitabı herkes okudu, sevdi, yorumladı falan filan ama buna rağmen ben kitap hakkında yine de en ufak bir bilgi kırıntısına bile sahip değildim. Bu durum da benim açımdan kitaba ayrı bir akıcılık kattı. Yani sonuçta iyi oldu, hoş oldu.