6 Haziran 2018 Çarşamba

Beş Sevim Apartmanı | Kitap Yorumu


Herkese merhaba :) Mine Söğüt, adını ve kitaplarına yönelik övgüleri sıkça duyduğum bir yazardı. Özellikle de son dönemde. Normalde popülerleşmiş, daha doğrusu herkesin sanki sözleşmiş gibi aynı zamanda okuduğu kitaplara karşı garip bir önyargım var. Yine vardı ama bu sefer bunu göz ardı ederek geçtiğimiz nisan ayında kitap fuarından yazarın bazı kitaplarını aldım. Bunlardan biri de Beş Sevim Apartmanı'ydı.


ARKA KAPAK YAZISI:

Pürtelaş Sokağı'nda kediler bir gün canhıraş feryatlarla ortalığı inlettiler. Pürtelaş Sokağı'ndaki Beş Sevim Apartmanı'nda tuhaf şeyler oluyordu. Beş pencereli, beş odalı, beş acayip insanın oturduğu Beş Sevim Apartmanı'nda perdelerin arkasında tuhaf şeyler olup bitiyordu. Cinler âleminden gelenler, periler aleminden gelenler, cinperi âleminden gelenler, orada beş garip hikâye yazdılar... yazdılar... yazdılar...
Pardon, altı hikâye yazdılar. Bir de Doktor Samimi ve onun günlüğü var.
Mine Söğüt ilk romanı Beş Sevim Apartmanı ile okuyanı cinperi âlemine götürüyor, uzun bir masal dinletir gibi, anlatır gibi, gösterir gibi.


Aslında kitabı okuma sürecimde üç dönemden geçtim diyebilirim. İlki, kitabın yaklaşık ilk 40 sayfasını kaplayan dönemdi. Yazarın dili gerçekten akıcı. Hatta çok akıcı. Kitap su gibi akıp gidiyor. Zamanınız varsa bir oturuşta bile sıkılmadan - tabi bir de korkmaz veya daralmazsanız - bitebilecek bir kitap. Ancak bu durum benim için yeterli değildi. Yeterli değildi çünkü yazara ve kitaplarına dair o denli güzel yorum okumuştum ki, ne beklediğimi tam olarak bilmesem bile beklentim had safhadaydı. Ve işin özü hayal kırıklığına uğradığımı düşünmüştüm. Evet, sadece ilk 40 sayfada.

Sonra ikinci aşamaya geçtim. İşin içine psikolojik hastalıklar girince kitaba ısınmaya başladım desem yalan olmaz. Olayların nereye bağlanacağını merak ederek bir bölüm bir bölüm daha derken bir baktım ki kitap bitti.

İşte tam da bu aşamada, yani kitabın tek sayfalık o son kısmında kitabı beğenenlerin ve övenlerin gerekçesini anladım. Ama bunu tabiki de anlatmayacağım. Zaten ben de kendimi kaptırıp resmen kitabı okuma serüvenimi uzun uzun anlattım baksanıza :)

Kitaba bayıldım mı derseniz, hayır derim. Yazarın dili akıcıydı bu doğru. Bir de üstüne ilginç bir kurgu ilginç bir olay örgüsüyle işlenmişti, bu da doğru. Zaten kitabı beğendim de. Ama ölçüsünde.

Bir de kitabı okumayanlar için küçük bir uyarı yapmak istiyorum.  Ben kitaba hakkında hiçbir bilgim olmadan başladım. Keza, yazarın üslubu hakkında da herhangi bir bilgim, fikrim yoktu. Zaten her şeyin sürpriz olmasını istiyordum, ki öyle de oldu. Kitaptaki olaylar cinler ve periler üzerinden işleniyordu. Ki ben bu tip konulardan korkan bir insanım. Ama olay dine bağlanmıyordu, yani belli bir düşünce okuyucuya dayatılmıyordu. İşin dini boyutundan ziyade olaylar masal tadında anlatılıyordu. Zaten bir yerden sonra kendimi o denli kaptırmışım ki gerilim filmi izliyor gibi hissettiğimden ben hiç korkmadım. Ama laf aramızda ana karakterimiz olan Doktor Samimi'nin günlüklerinin olduğu bölümlerin hepsini okumadım. Ya da sadece göz gezdirdim. Çünkü hem o kısımlar beni sıkıyordu, hem de okumak istemedim. 

Ama bunların dışında olayların işlenişi oldukça özgündü ki bu, kitaba dair en çok sevdiğim özellik olabilir. Yazar hakkında favori yazarlarımdan demem için henüz erken ama zaten halihazırda elimde başka kitapları da bulunduğu için okumaya devam etmeyi planlıyorum.

Siz daha önce yazarın kitaplarından okumuş muydunuz? Okuduysanız favoriniz hangisiydi? Buyurun yorumlara :)

Şimdilik hoşçakalın. Bol kitaplı, musmutlu günler :)



ALINTILAR

“Belki mucizelere inanmak hasta ruhların en iyi ilacıdır; ama mucizelere kanmak kimi zaman ölümcül bir hastalıktır.”


''Şeytanın en büyük silahı neydi?
İnsanları olmadığına inandırmak.
İnsanların en güçlü kalkanı neydi?
Şeytanın olmadığına inanmak..''


''Bir varmış bir yokmuş. Zaman dik bir yokuş, hayat güçsüz bir yolcuymuş.''


''Artık yangınlar şehri yıkmıyor. Artık yangınlar insanları yutuyor...Tıpkı şehri yıkmayan, insanları yataklarında uyurken zehirleyip, kavurup öldüren o kalleş bombalar gibi...Yangın çıkınca artık bir mahalle yok olmuyor, binalar küle dönmüyor, sadece insanlar ölüyor...
İnsanlar ölüyor...
İnsanlar ölüyor...''









16 yorum:

  1. Yazarın hiç kitabını okumadım. Tanışayım bir ara.Emeğine sağlık:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kitaplarıyla tanışılması gereken yazarlardan. Sonrasında devam edip etmemek zevk meselesi tabi :) Teşekkür ederim, sevgiler :)

      Sil
  2. Kırmızı Zaman'ı okudum ve çok beğendim. Sevgiler:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yazara dair okuyacağım bir sonraki kitap o olacak. Sizin de beğenmiş olmanıza sevindim, sevgiler :)

      Sil
  3. Mine Söğüt ahh canım.. Bir kitabı hariç hepsini okudum.. Hayranıyım. Bende çok çok beğenmiştim.. Sonunda yediğim tokat beni sarsmıştı

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Son kısmı okuyunca ben de kalakaldım. Sanırım kitaba dair görüşlerimi büyük oranda etkiledi bu durum. Okumaya devam edeceğim inşallah bakalım :)

      Sil
  4. Okumadım ama okumayı düşünüyorum.

    YanıtlaSil
  5. Merhaba emeğinize sağlık güzel bir anlatım olmuş çok beğendim. Sizi takibe aldım. Sevgiler .:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Beğenmenize sevindim, teşekkür ederim. Bloğunuza uğruyorum :)

      Sil
  6. bu kitabını okuyup ilginç bulmuştum, başka kitabını okumadım ama okunur bir yazar olduğunu düşünüyom :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aynen, kitapları akıp gidiyor. Ben de kitaplarını okumaya devam edeceğim bakalım :)

      Sil
  7. Mine Söğüt'ün en sevdiğim kitabı budur. Ardınadan Deli Kadın Hikayeleri gelir.

    Mine Söğüt acıyı anlatmasını seviyorum ben, yaraya tuz basar cinsinden. Oldukça acıtıcı... Sevdiğim bir kitabın yorumunu farklı bir gözden okumak güzeldi. Yorumuna sağlık...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hayatı masal gibi anlatıyor aslında. Sanırım biraz da bu yüzden acıtıyor. Masalların çıplaklığıyla gerçekleri anlattığı için. Ayrıca yazımı beğenmenize sevindim. Ben de kitaplarını okumaya devam edeceğim :)

      Sil
  8. Bu kitap benimde okuma listemde ama henüz almadım. Kalemi akıcıysa alalım o zaman. Teşekkürler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ne demek umarım siz de beğenirsiniz. Sevgiler :)

      Sil