2 Mayıs 2018 Çarşamba

Eksik Keşifler #6


Oradaki lekeler ne?

Hangi lekeler?

Hangisi olacak canım işte şuradaki.

Şuradaki mi?

Evet bak, şuradaki.

Ha, sen aydan bahsediyorsun. Aydınlıkta da gözlerin nasıl seçtiyse...

Hım, çok ilginç.

Neymiş ilginç olan?

Ay.

Ay mı? Aya binlerce kez seyahat ettiğini düşünüyordum oysa ben.

Doğru tahmin. Ettim.

...

Hem de birçok kez.

Ama hala adını bile bilmiyorsun. Lekeler nedir ya? Tuhafsın gerçekten.

Ne bileyim ben? Asıl tuhaf olan sizin dünyanız. 

Çamur atma.

Etrafta çamur bile yok Mina, kafamı karıştırma.

Yolcu!

...

...

Dünyanız uzaydan, hatta illa bir yeri örnek verecek olursam Ay'dan bile, o kadar küçük gözüküyor ki. Sanki, sanki nokta gibi.

...

Hani sen yıldızları birer nokta kadar küçük görüyorsun ya, işte aynen onun gibi. Ama bak, önceden dışarıdan seyrettiğim o küçük noktanın içinde ben küçücük bir noktayım şimdi. 

...

İşte ilginç olan bu.

İlginçmiş. Ama ya lekeler?

Lekeler işte.

...

Ay'ın yüzeyindeki kriterler yaşlılık lekelerine benziyor.

Belki de öyledir. Sonuçta Ay çok yaşlı değil mi?

Evet. Çok, çok yaşlı.

Peki ya sen?

Ben?

Sen de yaşlı mısın?

Bilmem, sence?

Bilmem. Sence?

Sanırım insanlar için biraz yaşlı sayılırım.

Ya, o zaman artık seninle atışmamalıyım.

Neden?

Çünkü benden yaşça büyükmüşsün baksana.

Mina! Abartma. Hepsi yüz otuz milyon iki yüz elli altı bin...

Tamam tamam sadede gelelim.

İşte o kadar ışık yılı uzaktan gelmemden kaynaklı. Orada zaman farklı işler.

Bunu bir yerde okumuştum.

Yani dünya yaşıyla senden çok da yaşlı sayılmam.

Tamam tamam, seni sinir etmeye devam edeceğim söz.

Sinir etmeni seviyorum aslında. Ama bak, bunu bir daha asla söylemem. Keyfini çıkar.

Teşekkürler Yolcu.

Rica ederim.

Yolcu!

Efendim.

Gittiğin en ilginç yer neresiydi?

Kesinlikle bir hayvanat bahçesi değildi. 

Ah o konu. Fena mı işte yeni deneyimler kazanıp yeni yerler görüyorsun. Hem küçük adam fillere bayılıyor.

Sanırım bir de şempanzelere. Bak!

Küçük adam da senin gibi. 

Ben şempanzelere dil çıkarmıyorum.

Evet çıkarmıyorsun.

O zaman?

Sen de dünyayla alay ediyorsun.

Ama dil çıkarmıyorum.

Evet çıkarmıyorsun.

Evet!

Evet.

Mina!

Efendim.

Gittiğim en ilginç yer olmasa da, en ilginç yerlerden biriydi diyebileceğim bir yer aklıma geldi.

Neresiymiş bakalım?

Aynı şuradaki hayvanlara benzeyen...

Zebralara mı?

Ha evet zebra. Zebraların renkli çizgili versiyonlarının yaşadığı bir cüce gezene seyahat etmiştim. 

Ne sevimli!

Ama onlar bu kadar uysal değildi bilmiş ol da.

Yaa. Buna inanması güç.

Sanırım onlar renkleri gibi fazla heyecanlıydı. Sanki renkleri solunca durulmuş gibiler.

...

Sanki boyun eğmiş gibi. Hüzünlü bakıyorlar.

Tutsak hissetmek acı verici olduğu içindir. Keşke özgür olabilselerdi. Ama..

Bazen amaların sonu gelmiyor değil mi?

Belki.

...

...

Bir de dinozorların varolduğu dönemde Dünya biraz daha ilginçti.

Sen dinozorları da mı gördün?

Çok değil. Belki birkaç kez.

Gerçekten yaşlısın desene.

Bilmem. Çok değil.

Tamam çok değil.

Mina!

Efendim.

Ama ne var biliyor musun?

Bilmiyorum.

En sevdiğim yer burası.

Hayvanat bahçesi mi?

Hayır, bir limanın yanı. Mina'nın yanı.

Teşekkür ederim.

Rica ederim.

Sanırım küçük adama baksak iyi olacak.

Neden? 

Aslanlar şempanzeler kadar anlayışlı olmayabilir de ondan.

Ah!



Resmin ait olduğu ınstagram hesabı için TIK TIK!



8 yorum:

  1. Sübliminal bir yazı galiba:).

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aslında öyle bir amacım yoktu ama fark etmeden öyle bir yazı yazdıysam da bilemem. Yolcu ve Mina karakterlerinin diyaloglarından ibaret bu yazı dizisi :) Umarım beğenmişsinizdir :)

      Sil
  2. Okumak çok keyifliydi! ^_^
    Ayın kraterlerini yaşlılık izlerine benzetmenden hoşlandım. :) Kalemine sağlık! ^_^

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim, beğenmene sevindim :)

      Sil
  3. ilginç bir yazı olmuş elinize sağlık, ilham verici bir tarz, sevgiler:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Beğenmenize sevindim, teşekkürler :)

      Sil