21 Nisan 2018 Cumartesi

İşte Van Gogh | Kitap Yorumu


Herkese merhaba :)  Hep Kitap'tan çıkan ressamların hayatlarıyla ilgili olan bu seriyi okumayı bayadır istiyordum. Seri dediğime bakmayın. Her kitapta başka bir ressamın hayatı anlatılıyor. Van Gogh ilginç bulduğum bir insan olmasının yanı sıra, resimlerini çok beğendiğim bir ressam. Dolayısıyla seriye onunla başlamak istedim. 
Aslında kitabı şu an için okumak aklımda değildi ancak kitap okumaya resmen açlık çekiyorum. Bayadır kitap okuyamıyorum. Kitap okuyamama nedenleri içinde sıralanan zamansızlık bahanesine önceden acayip sinir olan ben, şu an aynı sebeple kitap okuyamıyorum. Bu da biraz sinir bozucu doğrusu.



Kitapta başta da söylediğim gibi Van Gogh'un hayatı anlatılıyor ama bunun yanında onun çizdiği resimler ve Slawa Harasymowicz'ın illüstrasyonları yer alıyor. Gerek içerik gerekse görsel anlamda beğendiğim ve oldukça başarılı bulduğum bir kitap oldu. Bu da 'İşte Dali' isimli serinin bir başka kitabını almam için isteğimi arttırdı diyebilirim.

Van Gogh pek çok kişi tarafından öyle veya böyle tanınan bir ressam. Tabii, bazı kesimlerce 'deli' olarak da anımsanabilir ama ben öyle düşünmüyorum, düşünmüyordum da. Kitabı okuyunca bu düşüncelerimi bir anlamda tasdiklemiş oldum. Van Gogh gayet normal, hatta -göreceli olarak-  güzel bir çocukluk geçirmiş. Ancak ben Van Gogh'un içinde bulunduğu ruhsal çöküntünün, yaşadığı buhranların asıl nedeninin sevgisizlik olduğunu düşünüyorum. İntiharının da çeşitli nedenleri olabilir ancak temelde onu bunu yapmaya iten nedenin -en azından büyük oranda- bu yalnızlık hissi olduğu kanaatindeyim.



Her ne kadar çektiğim fotoğraf ışık patlamasına uğradığından dolayı birazcık belirsiz olsa da bu fotoğrafta yer alan resim Van Gogh'un 'Çuval Taşıyan Madenci Eşleri' veya diğer bir ismiyle 'Yük Taşıyıcılar' isimli tablosuna ait.

Van Gogh derin düşünceli bir insanmış. Yani pek çok kişinin aksine bir şeylerin nedenini, temelini sorgulayan birisi olmasını kast ediyorum. Ezberden ziyade yeniliği savunan biri. Mesela resim eğitimi alırken ona alçı heykellerini kopyalaması söylediğinde acayip sinirlenip orayı terk etmiş. Ama sonrasında çeşitli Japon ressamların resimlerini kendince yorumlamış. Kopya etmemiş, yorumlamıştır.

'Çuval Taşıyan Madenci Eşleri' isimli bu tablosu da daha öncesinde veya sonrasında halkı, emekçiyi yansıtan diğer başka resimleri gibi çeşitli anlamlar taşır. İçindeki sıkıntıyı bir şekilde başka insanların sıkıntılarıyla harmanlayıp dışa vurur. Tabi bu benim kendimce yorumum.



"Hayal gücü geliştirilmesi gereken bir yetenek, yalnızca (şimşek gibi hızlı geçen değişimi kavradığımız) kısa bir bakışla algıladığımız gerçeklikten çok daha yüce ve teselli bulduğumuz bir doğa yaratmamıza sadece hayal gücü izin verir. Mesela yıldızlı bir gökyüzü - bu resmetmek istediğim bir şey.''


'The Starry Night' isimli bu tablosu belki de en çok bilinen resmidir. Aslında Van Gogh bu resmi bir öğle vakti çizmiştir. Ama tabi bu resmi bir anda değil; daha öncesinde yaşadığı bir anla, zihninde kalan imgelerle oluşturmuştur.

Kendi isteğiyle yattığı akıl hastanesinin penceresinde sabaha karşı gördüğü sabah yıldızı ona gereken ilhamı vermiştir. Yine içindeki sıkıntı, yalnızlık hissi, geçmişe özlem gibi çeşitli duygularla o sabaha karşı gördüğü sabah yıldızının verdiği ilhamı birleştirerek bu resmi meydana getirmiştir.



Belki de hayatı boyunca Van Gogh'u terk etmeyen tek kişi kardeşi Theo olmuştur. Zaten onunla da sık sık mektuplaşmıştır. Bu mektuplarda üzüntülerini, sevinçlerini, hayallerini, çizdiği resimlerin altında yatan anlamları  paylaşmıştır kardeşiyle. Ama günün birinde evlenip çocuk sahibi olan, kendi hayatını kuran Theo'nun önceliklerinin değişmesiyle Van Gogh kendini çok daha yalnız hissetmeye başlar ve intihar eder. Tam da hak ettiği üne kavuşmuşken ölür. 

Van Gogh'un kız kardeşi Willemien'e yazdığı bir mektupta, bir yüzyıl veya daha uzun bir süre boyunca bakmaya devam edilecek portreler yapmak istediğini belirtmiş. Ve kendi de farkında olmadan o portreleri yapmıştır. Günümüzde bile otoportreleri birçok insanın ilgisini çekmeyi başarır. 

Bir de onun kardeşine yazdığı mektuplardan kesitleri okurken şunu düşündüm: Acaba Van Gogh yazar olsaydı nasıl olurdu? Bence muhteşem olurdu. Ama bir ressam olarak da, tutkusunu dışa vurduğu birçok başarılı ve etkileyici eser meydana getirmiş zaten. İç dünyası çok geniş bir insan olduğu da su götürmez bir gerçek. Onunla tanışmayı gerçekten isterdim. Çünkü tutkularının ve hayallerinin peşinden giden insanlar her zaman için ilgimi çekmiştir.

Benim keyifle okuduğum ve bilgi edindiğim bir kitaptı. Tam olarak kitap demek doğru mu bilmiyorum. Resimler ve bilgiler iç içeydi. Bazı yerleri birkaç kez okudum ve ilerleyen zamanlarda da muhtemelen ara ara okuyacağım.

Şimdilik hoşçakalın. Musmutlu, güzel günler :)








8 yorum:

  1. Resimlerini beğendiğim birini yakından tanımak güzel olur diye düşünüyorum. Emeğine sağlık, teşekkürler:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Keşke sevdiğimiz yazarları, şairleri, ressamları veya oyuncuları hangi yüzyılda yaşamış olursa olsun, belki de bir zaman makinesinin yardımıyla, onlarla sohbet etme imkanını yakalayabilseydik. Tanışmak istediğim ama hayatta olmayan pek çok sanatçı veya bilim insanı var. Bu üzücü ama eserlerinin günümüze kalması çok güzel :)

      Sil
  2. Eserlerine ve düşsel gücüne hayran olduğum bir ressamın böyle anlatılması beni nasıl mutlu etti anlatamam. Yorumlarına vaktim oldukça geliyorum lakin Van Gogh ismini görür görmez koştum. Emeğine sağlık canım. Böyle güzel eserleri daha çok bekliyorum senden. :) Kucak dolusu sevgiler... :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Beğenmene çok sevindim. Sık sık beklerim bloğumda, kapım her zaman açık :)

      Sil
  3. Ressamın hayatı benim de ilgimi çekiyor. Loving Vincent filmini izlemek istiyorum. Sonrasında bu kitabı okuyabilirim. Yorum için teşekkürler :-)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. O filmi ben de merak ediyorum. Kitabı severek ve ilgiyle okumuştum. Güzel hazırlanmış :)

      Sil
  4. hımmm başka bi biyografisini okumuştum, theo ya mektuplar, çok iyi o da, bunu da okuyabilirim, biyografi ve van gogh, ikisi de önemlii, ay filmi de güzel bak, van gogh rolünde jacques dutronc diye biri oynuyoo :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Öneriler için teşekkürler, bir ara bakacağım :)

      Sil