5 Kasım 2017 Pazar

Son Kuşlar | Kitap Yorumu


Herkese merhaba :)  Kitaba bir hafta içinde kaç kere baştan başladım gerçekten bilmiyorum. Daha sessiz, daha sakin kafayla okumak gerekiyormuş belli ki. Son olarak kitaba bugün başladım ve yine bugün bitirdim. Zaten kısa öykülerden oluşan kısa bir kitaptı. Hiç okumasam da öykü denince aklıma gelen ilk isimlerden biri Sait Faik'ti. Aslında durum hikayelerinden ziyade olay hikayeleri bana hitap etse de onun hikayelerini okumak beni gerçekten memnun etti. Kitabı severek, bir çırpıda okudum ve bitirdim.


''Kuşları boğdular, çimenleri söktüler, yollar çamur içinde kaldı.
Dünya değişiyor dostlarım. Günün birinde gökyüzünde güz mevsiminde artık esmer lekeler göremeyeceksiniz. Günün birinde yol kenarlarında toprak anamızın koyu yeşil saçlarını da göremeyeceksiniz. Bizim için değil ama çocuklar, sizin için kötü olacak. Biz kuşları ve yeşillikleri çok gördük. Sizin için kötü olacak. Benden hikayesi.''


Kitaba ismini veren hikaye benim de en çok sevdiğim ve kitaptaki ilk hikaye olan Son Kuşlar'dı. Eser 19 kısa hikayeden oluşuyor. Hepsinde de mutlaka doğa teması bulunuyordu. Sanırım kitabı en çok da bu yüzden sevdim.  Sevdiğim, daha doğrusu farklı bulduğum için ilgimi çeken bir diğer öykü de Kırlangıç Yuvasındaki Kadın isimli öyküydü. Yazarın aklına gelen herhangi bir şeyi kaleme almasını çok sevdim. Hatta kendisi de şöyle yazmış:


'' İstersem kırlangıç yuvasına bir kadın oturtur, saçlarını taratırım. İstersem kırlangıç yuvasına ateşböceğinden bir avize takarım, istersem kırlangıçla yuvasındaki kadına, sanki günahmış gibi, günah işletirim bu ışığın altında. Derim ki, bir kırlangıç, bütün yaz ayı boyunca tam iki milyara yakın kumuç, tatarcık, sinek avlar. Ne dersem derim. Kimsecikler karışmaz. Birçokları sevinirler de, insanoğlunun insanoğluna yaptıklarını anlatmadığıma...''


Benim okuduğum basımı YKY'den çıkan bir basımdı. Sanırım kendi kitaplığıma eklemek için alsam İş Bankası'nın yeşil kapaklı basımını alırdım. Ama bu basımını da sevdim. Zaten Türk Edebiyatı konusunda aklıma gelen ilk yayınevlerinden biri de Yapı Kredi Yayınları.

Sait Faik öyküleriyle tanışmam da bu güzel derlemeyle oldu. Böyle dolu dolu bir şeyler okumayı gerçekten çok özlemişim. Bu şey gibi biraz da, hani dışarıdan neskafe adı altında kağıt bardaklarda bir şeyler alıp içeriz idare ederiz de sonra evde veya bir kafede gerçek bir kahve içince aslında o zaman kahve içmediğimizi anlarız ya. İşte tam olarak onun gibi. Sanırım biraz garip ve eleştirel bir benzetme oldu bu :)

Kütüphaneden aldığım bir başka Sait Faik kitabı da Havuz Başı'ydı. Onu da önümüzdeki hafta içinde okuyup bitirmeyi planlıyorum ya bakalım. Şunu baştan söyleyeyim, hikayelerde belli bir başlangıç veya son yok. Sadece yaşanan zaman ve o andaki durumlar var. Ama benim çok beğendiğim ve rahatlıkla önerebileceğim öyküler. O yüzden bir göz atmanızı öneririm. 

Şimdilik hoşçakalın. Bol kitaplı, musmutlu günler :)



ALINTILAR


''Düşünmeye başlayalı beri bir gün sarhoş olmadan gülmedik ki.''


''Bir küçük devlet düşünün ki, kendini korumak için kurşundan değil sevgiden, toptan değil kardeşlikten, makinalıdan değil müsamahadan, V2'den değil dostluktan, hidrojenden değil mayıs akşamlarından, zırhlıdan, denizaltından değil kayıktan ve balıktan, harpten değil bayramdan silahlarla mücehhez olsun. Toplu tüfekli, denizaltılı, uçaklı başka bir devlete, "Buyur bakalım, sıkıysan saldır bana!" diyor. İşte ben de öyleyim diyeceğim ama, doğrusu benim bu kadar tesirsiz, tecrübe edilmemiş iyi silahlarım bile yok. Benzetiyorum. Teşbihte hata olmaz.''


''Ne zaman tahta bir masa üzerinde yaz akşamı oturup da şarap içseniz Alkibiyades'in kılıç şakırdatarak Sokrates'e, "Peki Sokrates öyle olsun, senin dediğin gibi olsun. Ama benim anlayamadığım işin şurası: Niçin insanoğlu bu kadar ölmeyecek gibi doğup büyüyor, senin gibi seksenini geçiyor da büsbütün akıl, mantık, fikir kesiliyor da, bütün sırları ayan edecekmiş hale geliyor da, tam mutlu zamanında göçüp gidiyor?" dediğini duyarsınız. 
Sokrates'in ne cevap vereceğini düşünecek bir kıratta değilseniz, susarsınız. Üzüm salkımları arasından yıldızlara, yıldızlardan şarap bardağına dönüverirsiniz.''









10 yorum:

  1. Güzel kitapmış hikayelere bayılırım :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Özellikle yoğun olduğumda veya okuyamama dönemlerimde öyküler kurtarıcım oluyor :)

      Sil
  2. Ben de şuan Sait Faikten Semaver'i okuyorum ama kendi isteğimle okumadığımdan mı yoksa bana hitap etmediğinden mi bilmem pek ilerleme kaydedemiyorum. Salıya da sınavım var oysa bir an önce bitse güzel olacak ama bitmiyor :D Senin eklediğin alıntılar çok hoşuma gitti ama. Belki de Son Kuşlar'ı okusam daha çok severdim :D Yorumun ben de kitaba devam etme isteği uyandırdı, teşekkürler :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ahaha, ne demek :D Aslında kitaba sayısız kere başladım ama her başlayışımda ya dışarıdaydım ya da kafam doluydu. Bugün de canım fena halde bir şeyler okumak istediğinden fırsat bu fırsat diyerek kitaba yine en baştan başladım. Tabi bir oturuşta bitmedi ama öykü olduğundan aralar vererek kısa zamanda bitirdim. Hikayelerde belli bir olay olmadığından akmıyor olabilir ama yoğunlaşınca oluyor gibi. İyi okumalar, sınavda başarılar :)

      Sil
  3. Sait Faik'i severim ben. Hikayeciliği oldukça güzel. Nice keyifli okumaların olsun.

    YanıtlaSil
  4. Ben Sait Faik kitaplarının YKY basımını daha çok beğeniyorum ama artık İş Bankası'na geçti ://

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Türk edebiyatına dair şeyler YKY'ye yakışıyor bence de. Ama bir dönem, İş Bankası'ndan çıkan yeşil kapaklı kitabın baskısını da çok beğeniyordum ^^

      Sil
  5. Son kuşlar hikayesini her hatırlayışımda içim şöyle bir burulur.Okuduğumda küçüktüm ama ben de oldukça yer etmiş bir hikaye.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Beni de etkileyen bir hikaye oldu. Yorumunuz için teşekkürler :)

      Sil