21 Ağustos 2017 Pazartesi

Özgür müyüz?


Dershanede felsefe derslerinde müfredat konularının yanında, yeri geldikçe hayata dair konular üzerinde de tartışıyoruz. Son tartıştığımız konu da Hegel'in diyalektik materyalizmi üzerinden özgürlüktü. Bu konu gibi arada benim de daha öncesinden üzerinde düşündüğüm konular tartışılıyor. Konuyu kavrama anlamında bu tip konuşmaların etkili olduğunu düşünüyorum. Ama tabi ki yazım bununla alakalı değil. Üzerinde durmak istediğim konu özgürlük.

Aslında görünen köy kılavuz istemez. Günümüzde her ne kadar geçmişe oranla düşünce yapısının genişletildiği söylense de ben buna katılmıyorum. En azından kısmen. Geçmişe dair net bir fikir belirtemem. Çünkü yaşamadığım bir zaman dilimi hakkında tam olarak yorum yapamam. Ama şunu çok net söyleyebilirim ki, günümüzde hiçbirimiz özgür değiliz.

Bu konuyu istediğim yönden genişletebilirim aslında. Bunun zaman veya süreçle de ilgisi yok. Bu daha çok zihniyetle ilgili bana göre. Farklı bulunan her şey öyle ya da böyle dışlanıyor çoğunluk tarafından. Dış görünüşünden dini görüşüne, cinsiyetinden yaşam standartına kadar başkalarını eleştirmeye pek bir meraklıyız. Kadınlar için özel olarak 'pembe otobüs' uygulaması basbaya hayata geçiyormuş. Daha doğrusu böyle bir uygulama daha önceden de varmış da yaygınlaşma yolundaymış. 
Ayrımcılığı içeren her konuda gerçekten çok katıyım ve bu tip uygulamaları hiçbir şekilde doğru bulmuyorum. Doğru bulan vardır veya yoktur herkesin fikri kendine. Ama ben doğru bulmuyorum. Belli başlı farklılıkların altını çizerek, düşünceleri değiştirmez, aksine daha da kuvvetlendiririz. Dünyada savaşların, açlığın, kıtlığın ardı arkası kesilmezken uğraşılan konuların bu kadar basit olması gerçekten üzücü. Gerçi basit dediğime de bakmayın. Belli başlı dogmalar değişmezse zamanla tehlikeli bir hal alabilecek konular bunlar. 

Özgürlük elde etmek adına pek çok eylem yapılıyor, direniliyor. Hakların aranması, örgütlenmek güzel bir şey ancak burada yanlış bir nokta var bana göre. Bir fikri savunurken, daha doğrusu ayrımcılık içeren bir ifadeyi ortadan kaldırmaya çalışırken, belki de güzel amaçlarla yapılan bu hareketi özelleştirmek bana göre kalıcı bir çözüm yolu değil. Mesela kadın hakları için 'kadınlar' örgütlendi haberleri veriliyor zaman zaman. Neden kadınlar? Bunun gibi pek çok konuyu ileri sürebilirim aslında. Neden bir bütün olarak, belli bir kesim hedef alınmadan hareket edilemiyor. Neden bugün aktarılan bir farkındalık ertesi gün için de geçerliliğini koruyamıyor? Neden bir zaman döngüsündeymişçesine aynı hatalar sil baştan yapılıyor?  Bunun cevabını biliyor muyuz, biliyorsak neden çözüm bulmuyoruz? İşte orasını gerçekten anlayamıyorum.

Aslında üzerinde durmak istediğim başka bir konu daha var. Yine özgürlükle ilgili. Şimdi... 'Elalem ne der' düşüncesiyle özgürlüğümüzün çeşitli şekillerde kısıtlandığından yakındık. Peki özgürlüğümüzü asıl kısıtlayanın aslında bir bakıma kendimiz olduğunu düşünüyorum desem? Yine temelde elalemin düşüncelerini baz alarak pek çok insanın hayatını şekillendirmesi gibi korkunç bir başka mevzu var. Günümüzde sosyal medya hayatımızda o denli büyük bir yer kaplıyor ki. Bu gerçekten korkunç bir durum. İnsanlar ne yapıyorlarsa bir saniye beklemeden yazıyor, falanca bunu yapmış, şuraya gitmiş diye birbirlerini çekiştirip duruyorlar. Bunların yanında pek çok 'fenomen' de türedi. Önüne gelen sosyal medya üzerinden ün sahibi oluyor. Bunlara da bir lafım yok ancak bu tip 'ün sahibi' kişileri aşırı derecede yücelten, özellikle de küçük yaşta olan büyük bir kesim de var. Örnek alınabilecek o denli değerli yazarlar, bilim insanları, sporcular varken, hayatımıza hiçbir getirisi olmayan insanların bu denli yüceltilmesi üzücü. 

Bütün bunların yanında başkaları tarafından kabul görmek adına aslında inanmadığı düşünceleri savunan, inanmadığı inançlara tutunan bir dünya insan var. Buna bizzat şahit oluyorum. Bu da en beteri bence. İşte bahsettiğim şey de tam olarak bu. Bu şekilde kendimiz değil, başkalarının biz de görmek istediği kişi oluyor ve kendi kendimizi inanmadığımız fikirlere tutsak ediyoruz.

Sadece bunlar da değil? Sadece yarım saatliğine haber bültenlerini izlemek bile insana 'nereye sürükleniyoruz?' sorusu sormaya yetiyor. Konu nereden nereye geldi değil mi? Ama bütün bunların birbirleriyle bağlantılı olduğunu düşünüyorum. 

İşte bu yüzden kimi zaman acaba başka bir zaman diliminde yaşasaydım daha mı iyi olurdu diye düşünüyorum. Acaba önceden de bu denli tutsak mıydık? Gerek kendi içimizde, gerek başkalarının düşüncelerinde. Veya gelecekte neler olacak? Pek umudum olmasa da gerçekten de düşünceler değişebilir mi? 

En son izlediğim filmi bloğumu takip ediyorsanız yorum yazımdan biliyorsunuzdur. The Imitation Game isimli filmde tam da bu konuya uygun çok güzel bir replik vardı.


''Bir şey yalnızca sizden farklı düşündüğü için bu düşünmediği anlamına mı gelir?''


Veya 'Birileri yalnızca sizin gibi düşünmediği için bu haksız olduğu anlamına mı gelir?' Bu repliği bu şekilde de uyarlayabiliriz. Tabii bu 'düşünceleri' insani değerler bazında ele alırsak.

Neyse, daha çok şey yazabilirim ama şimdilik bu kadar diyelim. Umarım sizi sıkmamışımdır. Karşılaştığınız olumsuzluklara rağmen musmutlu kalın :)




16 yorum:

  1. Gerçekten o kadar haklısın ki... Ötekileştirmek, ölümcül ve zihinsel korkunç bir silah ve insanlar bu silahı kendi zihinlerine dayamaktan hiç çekinmiyorlar. Sonuç? Beyin yerine hak yiyen zombiler... Kalemine sağlık. Çok bilinçlendirici bir yazı olmuş. ^_^ Ba-yıl-dım! :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Beyin yerine hak yiyen zombiler çok yerinde bir benzetme olmuş. Malesef ki etrafımızda bu tip insanların sayısı da gün geçtikçe artıyor gibi. Yorumun için çok teşekkürler :)

      Sil
  2. Nebkadar doğru ve açıklayıcı bir yazı olmuş.Kalemine sağlık canım.
    Sevgiler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Beğenmenize sevindim. Teşekkürler :)

      Sil
  3. Bu şekilde kendimiz değil, başkalarının biz de görmek istediği kişi oluyor ve .... çok güzel yazı olmuş yüreğine sağlık 👍

    YanıtlaSil
  4. Felsefe çalışmak beni de düşünmeye teşvik edip, sorgulatırdı ama felsefecimiz pek iyi değildi :D
    'Pembe otobüs'ün yanında, geçenlerde twitterda kadınlara özel üniversite istiyorlardı -.- Karma eğitimde rahat edemeyip, okulu bırakıyorlarmış. Haberleri okuyunca uzaya falan taşınma kararı alıyorum. :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Zaten bir yerden başlandığında bu ayrımcılığın büyüyeceğini düşünüyorum -,- Kaçalım gidelim valla :D

      Sil
  5. Uzun zamandır bloguna uğrayamıyordum ve ilk uğrayışımda bu yazı ile karşılaşmak çok güzel oldu İlkay'cım. :) Özgürlük benimde sık sık üstüne düşündüğüm bir konudur, açıkçası bir karar varabilmiş değilim ama başka bir çağda da yaşasak durum çok farklı olmayacaktı gibi geliyor bana.

    Aslında bu konuda önemli olan özgürlükten ne beklediğimiz bence. :)
    Yazın çok güzeldi, kalemine sağlık. Bu tarz yazıları yazmaya devam etmelisin bence. :))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben de pek bir fark olacağını düşünmüyorum aslında. Başka bir zaman dilimi, başka problemler.. Yani hiçbir şekilde kaçış yok. Ama keşke bu problemlerle daha iyi baş edilebilseydi. Ayrıca çok teşekkür ederim, beğenmene sevindim. Ben de yorumlarını görmeyi özlemişim ^-^

      Sil
  6. tarih tekerrürden ibaret İlkay , tarih okuduğumda bunu çok daha net görebiliyorum. Şu zamanlarda sürüklendiğimiz yeri de görüyorum ama bunu senin ya da benim görmem yetmiyor, hele de büyükbaşlar kafalarını kuma gömmüşken. her konuda özgür olabilmek hele de bizim gibi ülkelerde çok değil hiç mümkünatı olmayan şey. bunu yurt dışına çıkınca daha net görüyorum . insanların o rahat hallerine , kimsenin ne yaptığınla ilgilenmemesi durumuna gıpta etmemek mümkün değil .keşke başka bir zaman arzusu doğurtmasaydık sizlere :(

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu yorumun üstüne başka ne diyebilirim ki? Düşüncelerine A'dan Z'ye eksiksiz katılıyorum Kitap Eylemi.

      Sil
  7. İlkay yazdıklarına canı gönülden katılıyorum. Söylemek istediklerimi yazmışsın sanki. Bir filozof vardı, özgür değiliz sadece öyle olduğumuzu düşünüyoruz demişti. Gerçekten de öyle

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok anlamlı bir söz. Bu kadar anlamlı olması da üzücü.

      Sil
  8. Bu düşünce ağınızı sevdim. Oldukça bilgilendirici, düşündürücü bir yazıydı ve inanın bu tür yazılara ihtiyacımız var, ne sıkması! :)
    Özellikle elalem konusuna gelirsek o elalem bir yerde biz oluyoruz. Sanırım sıkıntı burada başlıyor, özgürlüğümüzü başkalarının özgürlüğünü kısıtlayarak kısıtlıyoruz. Bu yüzden birbirimizin tutsağıyız.
    Kaleminize sağlık, özgürlük benim de sıkça kafama taktığım bir kavram. :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Gerçekten de, özgürlüğümüzü başkalarının özgürlüğünü kısıtlayarak kısıtlıyoruz. Düşünce yapısı değişmedikçe bazı şeylerin değişmeyeceğini düşünüyorum. Ayrıca yorumunuz için çok teşekkürler :)

      Sil