31 Temmuz 2017 Pazartesi

Bir Distopyanın İçinde Kendi Ütopyamı Düşlüyorum


Vaoov! Ne olduğunu anlayamadan yazdığım bir başlık ve ardından ne yazacağıma doğaçlama karar vereceğim bir yazıdan daha herkese merhaba ^^
Hani insan bazen dolar ya, sanırım ben şu an taşmış durumdayım. Kafamda küçük küçük, belki de incir çekirdeğini doldurmayacak bir dünya sıkıntı var ve bunlar birleştiğinde kocaman, kapkara, bir türlü yağmur tanelerini boşaltamayan sıkıntılı bir buluta dönüşüyor. 

Aslında kendi sıkıntılarımdan bahsetmek istemiyorum. Belki de benim yaşadığım sorunlara sıkıntı demek dünyanın genelinde yaşanan sorunlara baktığımızda bencillik bile sayılabilir. Ama öyle olduğunu düşünsek bile sorunlarımın beni daralttığı gerçeğini değiştiremeyiz. Ama dediğim gibi bu yazımda uzun uzun kendimden bahsetmek istemiyorum.

Fark ettiniz mi dünya giderek, okurken yaşamasını korkunç bulduğumuz distopik bir romana dönüşüyor. İşin ilginç tarafı bizler birer kitap karakteri değiliz ve doğaüstü güçlerimiz, yeteneklerimiz yok ama buna rağmen kendi çözümümüzü aramak yerine gerçekleri göz ardı ediyor, 'bana dokunmayan yılan bin yaşasın' modunda gezerek kulaklarımızı etrafımızda olup bitenlere tıkıyoruz. Bazı olaylara ses çıkarsak bile bunu devam ettirmiyor kendi köşemize çekilip her şeyi tozlu bir çekmeceye kilitleyip o çekmeceyi bir daha açmıyoruz. Zaten insan doğasını oldum olası anlayamamışımdır. Evet, dünyada hep kötülükler olmuyor, her yerde de hinlikler planlayan sadist insanlar yok ama doğamızdaki bencillik nedeniyle bugün bize küçük gibi gelen zararlar aslında başkalarının hayatında çok büyük bir etki bırakabiliyor. O etki de başka birinin hayatına sıçrıyor. Bu da böyle böyle giderek zincirleme bir paradoksa dönüşüyor. 



Bir de şu ön yargı meselesi var. Ön yargı, dogmatik yargı, düşünmeden varılan yargı, 'ben'cil yargı.. Ne derseniz deyin aynı kapıya ve etkiye yol açıyor. Yıkım.
Günümüzde dünyanın pek çok bölgesinde savaş var. Sadece silahlarla yapılan savaşı kast etmiyorum. Cahillikle, açlıkla, kıtlıkla, mutsuzlukla yapılan savaşlar... Savaş savaş savaş.. Bu kelimeden öyle çok sıkıldım ki. Dünya bir tarafı yere değmiş bir tarafı havada kalmış bir teraziye benziyor. Yakında kırılacak bir teraziye.

Ve ben gelecekten korkuyorum. Oh be söyledim. Bu kelimeyi içimden gelerek sıkça kullanmam ama evet, gelecekten gerçekten korkuyorum. Keşke herkes yaşadığı distopyanın içinde kendi ütopyasını düşleyebilse. Buna cesaret edebilse. Belki böylece gerçekten de hayaller, gerçekleri değiştirebilir.

Bu yazıyı neden yazdığımı bilmediğimi zaten söyledim. Ama bu sözü son dönemde birkaç kez kullandım. 'Distopyanın içinde kendi ütopyamı düşlüyorum.'
Burada bahsettiğim kendimizi hapsettiğimiz distopik dünyamızda, aslında ulaşabileceğimiz çözümler. Yani sıkıntılarımızla boğuşurken ütopik bulduğumuz çözüm yolu.

Siz kendinizi kötü hissettiğinizde neler yaparsınız? Buyurun yorumlara efendim :) Tüm karamsarlığımı size aşılamış gibi gözüksem de aslında amacım bu değildi. Tüm sorunlarımıza rağmen çözüm yolu yine kendimizde. En azından çoğu zaman. Sonuçta kendi hayatımızın kaptanı yine kendimiziz değil mi? 

Şimdilik hoşçakalın. Musmutlu, güzel günler :)





12 yorum:

  1. Derdimi paylasmadigim kisileri görmek bana yetiyor. Zorakide olsa gülmeye basliyorum ve zamanla nesem yerine geliyor 😀 tavsiye ederim canm.

    YanıtlaSil
  2. Hemen musluğu açar bütün içimdekileri anlatırım. Suyla birlikte dertler de akıp gider. Çeşmeyi kapadığımda kendimi rahatlamış bulurum.Bir de bol bol gülümserim.Gülümseyince sıkıntılı hava dağılıyor bir anda. Ya da bulunduğum pozisyonu değiştiririm.İlgilendiğim işi değiştirip rahatlarım.:) Bunlar ben de işe yarayanlar.:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sanırım suyu açarsam dalıp giderim ben. Ama işe yarayabilir. Ben de aynı yöntemi duş alacağım zaman yapıyorum çünkü. Tavsiye için çok teşekkürler :)

      Sil
  3. "Fark ettiniz mi dünya giderek, okurken yaşamasını korkunç bulduğumuz distopik bir romana dönüşüyor."

    Ben Black Mirror'ın distopik dünyasına dönüştüğünü hissediyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Diziyi biliyorum ama daha önce hiç izlemedim. Şimdi sen yazınca birkaç bölümünün konusuna baktım da kesinlikle haklısın :(

      Sil
  4. "Bir Distopyanın İçinde Kendi Ütopyamı Düşlüyorum" Ne güzel bir başlık ve ne güzel bir iç döküş olmuş bu... Yazdıklarında o kadar haklısın ki... Kalemine sağlık. :) Ve dediğin gibi çözümler aslında bizde saklı... O halde... Bol çözüm yoluna ulaştığımız günler diliyorum. Kendine ve ütopyana çok iyi bak! ^_^

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Öncelikle çok teşekkür ederim, yazımı beğenmiş olmana ayrıca sevindim :) Aslında düşünsel anlamda pek bir sıkıntım yok. Her şey iyi hoş ama iş uygulamaya gelince düşündüğüm ve beni rahatlatacak şeyleri uygulamaya sokamıyorum. Bu da geçer diyelim ^^

      Sil
  5. Ben bu ara çalışmaktan bunalmış durumdayım. Sıkıntıyı atmanın en pratik çaresi benim için yoğun günün akşamı arkadaşlarla dışarı çıkıp hoş bir mekanda şarap içmek oluyor :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sevilen kişilerle zaman geçirmek de etkili bir çözüm gibi. Teşekkürler :)

      Sil
  6. Ben genelde hayal dünyama kaçıyorum :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İşte beklediğim cevap :D Kimse hayallerden bahsetmemiş diyordum ben de. Sen de bendensin sevgili Kağıt Salıncak :)

      Sil