3 Temmuz 2017 Pazartesi

Benimle Asla Tanışamayacaksın | Kitap Yorumu


Herkese merhabalar efendim :) Benimle Asla Tanışamayacaksın da bir süredir kitaplığımda okunmayı bekleyen kitaplardan biriydi. Sanırım birazcık uzun bir süredir bekliyordu. Zaten bu aralar hep asırlar önce alıp kitaplığın gerilerinde unuttuğum kitapları okuyorum, hadi hayırlısı.


''Bazı insanlar bazı parçaları olmadan doğar.''


Kitabımız Ollie ve Moritz isimli iki gencin mektuplarından oluşuyor. Ollie'nin elektiriğe karşı alerjisi var. Moritz'in kalbiyse elektrikle çalışıyor. Bu yüzden ikili asla bir araya gelemez ama arkadaş olabilirler. İkisi de farklı ülkelerde farklı hayatlar yaşıyorlar ama hissettikleri duygular ortak. İkisi de farklı çocuklar, dışlanmış ve öfke dolu çocuklar. İstemedikleri halde kullanıldıkları deneylerin kurbanları olan çocuklar.
Ollie annesiyle beraber insanlardan ve dolayısıyla elektrikten uzakta 'münzevi' bir yaşam sürüyor. Moretz'le mektuplaşıncaya kadarki tek arkadaşıysa tamamen 'normal' bir kız olan Liz.
Moretz'inse gözleri yok. Gözlerinin bulunması gereken yer dümdüz bir deriyle kaplı. O kör değil ama kör gibi davranmak zorunda.
İşte birbiriyle yüz yüze görüşememiş, birbirleriyle hiç konuşamamış bu iki genç dertlerini sözcüklerle içlerinden atmaya çalışıyorlar.

Aslında kitabı genel olarak sevdim. En azından ilginç bir konusu vardı. Ama yazarın kitabı illa da bilimkurgu kategorisine sokmaya çalışmasını sevemedim. Keşke çocuklar sadece hastalığa sahip çocuklar olsalardı. Kitabı ilginçleştirmek için aşırı bir çaba göstermiş yazar bence.
Ayrıca kitabın ilk yarısında biraz sıkıldım ama sonraki yarısı daha akıcı ilerledi. Yine de kitabı okuduğum için pişman değilim. Ortalama düzeyde bulduğum bir kitap olsa da Ollie ve Moritz arasındaki arkadaşlığı çok sevdim.

Şimdilik hoşçakalın. Bol kitaplı, güzel günler. :)









Hiç yorum yok:

Yorum Gönder