12 Mayıs 2017 Cuma

Bir Dinozorun Anıları | Kitap Yorumu


Bir Dinozorun Anıları'nı okumayı bir süredir istiyordum. Hazır fuardan da kitabı almışken bir hevesle başladım kitaba. Açıkçası kitaba başlarken neyle karşılaşacağım hakkında bir fikrim yoktu ama ne gariptir ki buna rağmen hatırı sayılır miktarda bir beklentim de vardı. Tabii bir anı kitabı okuyacağımı biliyordum doğal olarak ama böyle dolu dolu ve bir o kadar farklı bir anı kitabı okuyacağımdan bihaberdim.


''Ben tarafsız değilim. Açık seçik taraf tutuyorum. Yobazlığa karşıyım, ırkçılığa karşıyım, gericiliğe karşıyım. İnsanların sömürülmesine ve savaşa karşıyım. Sosyalizmden, sevgiden, kardeşlikten, aydınlıktan yanayım.''


Mina Urgan oldukça farklı bir insan. Toplumdaki belli kalıplara sokmuyor kendini. Aynı zamanda tuttuğunu koparan, cevval birisi. Bakmayın kitabın kapağındaki pamuk gibi hallerine. Çocukluk ve gençlik yılları, hatta ve hatta yaşlılık yılları da, oldukça hareketli ve daimi bir başkaldırışla geçmiş. Aslında bu tip karaktere sahip insanları seviyorum. Yani boyun eğmeyen, Her ne kadar yadırgansa da sürüden ayrılma cesaretini gösterebilen insanları. 

Mina Urgan oldukça kültürlü biri aynı zamanda. Zaten İngiliz Dili ve Edebiyatı alanında oldukça donanımlı bir profesörmüş. Dolayısıyla çok okuyan, yazan çizen ve keşfeden birisi.
85 yıllık uzun yaşamını öyle dolu dolu geçirmiş ki... Pek çok yer görmüş, pek çok insan tanımış. Aslında bir anlamda şans faktörü etkili Mina Urgan'ın bu yaşadıklarında. Mina Urgan'ın babası olan Tahsin Nahit de bir edebiyatçı. Ancak erken yaşta öldüğünden onu pek fazla hatırlamıyor Mina Urgan. Ona öz babasını aratmayan Falih Rıfkı Atay ise üvey babası. Dolayısıyla edebiyat camiasının içinde büyümüş birisi. Pek çok farklı insanı tanıyor. Şair, yazar, ressam, dil bilimci.. Ama en önemlisi de Mustafa Kemal Atatürk'le tanışmış birisi. Hatta çocukluğunda onunla vals bile yapmış. Kitabı okurken Mina Urgan'ın böyle bir ortamda, değerli insanlar arasında yetişmesine imrenmeden edemedim açıkçası. 




''Biliyorsundur ki, kendini öldüren her insan, bilinçli ya da bilinçsiz olarak, çevresini
suçlamaktadır. “Beni anlamadınız, bana yardım etmediniz; işte bu yüzden ölüyorum”
demektedir sanki. Onu sevenler de, kendilerini sorgulayıp suçlamaya başlarlar. “O gün şöyle demeyecektim; şu gün onu aramam gerekirdi; neden bunu yapmadım, neden şunu yapmadım” diye acı çekerler. İntihar edenler, yalnız kendilerini değil, onları sevenleri de öldürürler bir bakıma. Kaldı ki, kendini öldürmek kolaydır. Anlık bir cesaret meselesidir sadece. Asıl zor olan yaşamaktır. Bunca felâket arasında, fazla rezil olmadan yaşamak gücünü bulmaktır asıl zor olan.''


Başta da dediğim gibi, Mina Urgan donanımlı ve marjinal birisi. En azından fikir hayatını marjinallikle tanımlayabilirim sanırım. Pek çok düşüncesini ve aynı zamanda tüm bu düşüncelerini hiç duraksamadan, cesurca savunmasını sevdim. Hatta çok sevdim. Ancak her düşüncesine katıldığımı da söyleyemem. 

Ayrıca kendi anılarını anlattığı bu kitapta, başka pek çok sanatçının da yaşamındaki gizleri, en azından benim bilmediğim şahsi yönlerini, hiç çekinmeden dobra dobra okuyucuya sunmuş. Ben Mina Urgan'ın yerinde olsaydım, bahsettiğim bu kısımları bu denli gözüpeklikle yazabilir miydim hiç bilmiyorum. Ama kitabın ve tabi ki yazarın, bu yönünü de sevdim.

Kitabı her yaş grubuna öneremem sanırım. Mesela kitabı şimdi değil de, geçen yıl okusaydım bu denli sever miydim bilmiyorum. Okumadan önce kitapta bahsi geçen kişilere az çok aşina olmanın okuyucu açısından daha keyif verici ve verimli olacağını düşünüyorum açıkçası. Bir de son kısımda yazarın hatıraları üzerinden siyasi olaylar anlatılıyordu. Siyasetle pek aram olmadığından bazı kısımları ilk kez öğrenmiş oldum. 

Uzun lafın kısası, okumak isteyen herkese gönül rahatlığıyla okumasını tavsiye ederim. Yazarın dili de oldukça akıcı, biraz nükteli ve ister istemez biraz da didaktik. 
Şimdilik hoşçakalın. Bol kitaplı, güzel günler. :)








12 yorum:

  1. Kitap hakkında bir bilgim yoktu şu anda oldu ama :) İlk ismi dikkatimi çekti.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yazarın muzipliği daha kitabın isminden belli oluyor ^^ Güzel bir kitaptı, okumanızı öneririm :)

      Sil
  2. Böyle güçlü ve farklı kişiliklere, zeki insanlara ayrı bir hayranım. Anı kitapları ile pek aram olmasa bile ilgimi çekti kitap. Valla okuyasım geldi. Aralara sıkıştırdığın alıntılar dq yazarla ilgili önemli ipuçları veriyor. Özlemişim kitap yorumlarını okuyup altına yorum yapmayı da. Ellerine sağlık :) :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Anı kitapları beni de kendine pek çekemiyor açıkçası. Ama bu kitapta yazar kendi anılarını dönemin olaylarıyla da kaynaştırdığından kitabı sevdim. Hem öyle olmasa bile Mina Urgan gerçekten ilgi çekici bir insan. Ayrıca çok teşekkür ederim :))

      Sil
  3. Güzel bir kitaptı bu öğrencilik yıllarında tanıştığım.Sen de güzel yorumlamışsın.Emeğine sağlık...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Gerçekten beğendiğim bir kitap oldu benim de. Teşekkür ederim :)

      Sil
  4. Ben de bu anıları olumayı çok sevdim. Hatta gezilerini de alıp okuyayım diyordum belki fuarda bir bakarım 😄

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben de Gezilerini merak ediyorum artık. Fırsatını bulur bulmaz alıp okuyacağım :)

      Sil
  5. Güzel bir kitap... Sanırım ben okuyalı bir 10 yıl geçti galiba Ama hak ettiği değeri Çok üst seviyelerde bulunduğunu düşünmüyorum. Çok popiler değil bizim memlekette ..... Güzel paylaşım olmuş teşekkürler ..... :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kitabın ismini okuyup 'gerçekten dinozorlarla mı ilgili' diye soru soranlarla karşılaştım ben. Hem de ciddilerdi.. Yorum için teşekkürler :)

      Sil
  6. Ben bu kitabı çok severek okudum. Yazarın imrenilecek bir hayatı olmuş. Ailesinin kimler olduğu ve ona verdikleri destek güzel bir hayatı olmasını sağlamış. Ben özellikle tanıdığı kişileri çok kıskanmıştım.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İçinde büyüdüğü ortam gerçekten imrenilesi, daha doğrusu tanıdığı insanlar. Mina Urgan'ın biraz çılgınca bir yanı da vardı sanırım. Sevdiğim bir diğer nokta da düşüncelerini açıklarken sözünü sakınmaması oldu.

      Sil