9 Nisan 2017 Pazar

Before Sunrise & Sunset & Midnight Üçlemesi | Film Yorumu #33


Herkese merhaba. :) Hafta sonumu bu üç güzel film süsledi desem.. Yapılabilecek her şeyi yaptıktan sonra kalan boşlukta kafa dağıtmak adına film arayışı içine girmiştim. Şans eseri Before Sunrise'a denk geldim. Romantik komedi tarzındaki çoğu film artık birbirinin tekrarına düştüğü için filmden pek de bir beklentim yoktu açıkçası. Amacım sadece güzel vakit geçirmekti. Keza öyle de oldu. Ama bir de bunun üstüne beklediğimden çok daha güzel ve anlamlı bir filmle karşılaştım. Sonrasında filmin üçleme olduğunu öğrendim ve tüm film serisini izledim. Zaten standart film sürelerini hesaba kattığımızda çok da uzun filmler değillerdi. En uzunu bir buçuk saatti yanılmıyorsam. 



Celine ve Jesse isimli iki gencin bir tren yolculuğunda şans eseri karşılaşmalarıyla başlıyor bütün hikaye. Trendeki bir karı kocanın kavgası üzerine yerini değiştiren Celine, Jesse'nin çaprazındaki koltuğa oturuyor, sonrasında da konuşmaya başlıyorlar. Başlarda yüzeysel olan sohbetleri derinleşiyor ve Viyana'yı beraber gezmek için bir anlık bir karar üzerine trenden iniyorlar. 



Hani ruh ikizi tabiri vardır ya, hani bazı insanlar birbirlerini tamamlar ya; işte Celine ve Jesse de birbirlerini tamamlıyorlardı. Öyle güzellerdi ki, hayranlıkla izledim aralarındaki diyalogları. Seni gerçekten olduğun gibi görebilecek, anlayabilecek biriyle konuşma fikri bile o kadar harika ki..



Bu ikili trenden inmelerinden sonraki günün sabahına kadar adeta aynı rüyayı paylaşıyorlar ve sonunda birbirlerine aşık oluyorlar. Ayrılmadan önce son dakika, 6 ay sonra aynı yerde buluşma kararı alıyorlar ama bundan sonrasında şans onlardan yana olmuyor. 



Aradan 9 sene geçiyor. Yine yolları kesişiyor ikilinin. İşte ikinci filmimiz, Before Sunset de böyle başlıyor. Geçen onca yıldan sonra bir kitapçıda karşılaşıyorlar. Jesse bir yazar olmuş. Hayatının büyüsünü dökmüş sözcüklere. Ve sonra bir anda o büyüyü karşısında görüyor. Hem her şey çok farklı, hem de bir o kadar aynı bu ikili için.



Aradan yıllar geçmiş, ikisi de farklı taraflara savrulmuş ama hiç kopmamışlar aslında birbirlerinden. Hep zihinlerinin bir köşesinde kalmış yaşadıkları o gece. En çok hoşuma gidense, aradan onca yıl geçmesine rağmen sanki hiç ayrılmamışlar gibi kaldıkları yerden devam edebilmeleriydi konuşmalarına. Sanki her şey aynıymış gibi birbirlerini anlayabilmeleriydi.



Ve son film, Before Midnight. Son film hakkında uzun uzun söyleyebileceğim bir şey yok aslında. Daha doğrusu, bütün hikayenin finali olduğu için hakkında bir şeyler söylemeye çekiniyorum. Ama yine dolu dolu, bol duygulu bir filmdi Before Midnight da.



Her üç filmi de çok sevdiğimi anlamışsınızdır zaten. Romantik türdeki filmlerden hoşlanıyorsanız izlemenizi tavsiye ettiğim, anlamlı, bol duygulu ve gülümseten filmlerdi. 
Filmler diyaloglardan oluşuyor. Her üç film de Jesse ve Celine ikilisinin diyalogları üzerine kurulu. Ama bu konuşmalar hiç sıkmadı beni. Aksine çok sevdim konuşmalarını, aralarındaki ilişkiyi. Filmleri art arda izlediğim için geçen yılları çok daha net gözlemlemiş oldum.
Sevdiğim bir diğer şeyse oyunculuklardı. Sanki kamera önünde değilmişcesine, sanki ortada bir senaryo yokmuş gibi doğal bir şekilde oynuyordu Ethan Hawke (Jesse) ve Julie Delpy (Celine).
Hep uzun ve boşa geçen bir hayattansa, dolu dolu bir hayatı yeğlemişimdir. Kurgu da olsa, Jesse ve Celine bir geceye koca bir ömür sığdıracak kadar şanslıydılar. İşte en çok da bunu sevdim. En azından ilk filme dair. Zaten üçlemenin içinde en sevdiğim de ilk filmdi. 
Neyse, şimdilik hoşçakalın. Musmutlu, güzel günler. :)








16 yorum:

  1. Merak ettim filmi doğrusu. Yazını da sıkılmadan okudum. :) Öneri için teşekkürler. İzleyeceklerim listesine ekliyorum! :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Romantik türdeki filmlerden hoşlanıyorsanız sevebileceğiniz bir film :)

      Sil
  2. İlk filmin büyüsü bozulmasın diye diğerlerini izlemedim. Kısa anlara ömürlük olay sığdırmaları en çok hoşuma giden :-)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hep savunduğum bir şeydir o durum. Sonuçta yaşadığımız an, sadece şu ana özgü. Bir daha zamanı geriye alıp yeniden yaşama imkanımız yok. Bu durum da aynı kapıya çıkıyor işte. Uzun ama boşa geçen bir ömürdense dolu dolu geçen bir ömür çok daha iyidir bence ^^

      Sil
  3. Bayıldığım bir üçlemedir. Arada yine açar izlerim, hep gülümsetir beni.
    Romantik filmlerin klasiklerinden. Özellikle bu tarzı sevenler mutlaka mutlaka izlemeli.

    YanıtlaSil
  4. ilk filmin yarısında uyuyunca 2 ve üçe cesareet edemedim :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Film diyaloglardan oluştuğu için sıkılanlar, dolayısıyla sevmeyenler de var. Ama ben sevdim ya, bilmiyorum :D Yine zevkler ve renkler mevzusu sanırım ^^

      Sil
  5. Filmi izlemedim. Tanıtımdaki cümlenize takılınca merak ettim doğrusu. "Aynı rüyayı görüyorlar" kısmı dikkatimi çekti. Söyleminiz, Kim-Ki-Duk'ın "Rüya" filmini çağrıştırdı. Öneri için teşekkürler...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aslında onu mecazen söylemiştim. Yani ortada paranormal bir durum yok. Sadece rüya gibi zamanlar geçiriyorlar beraber ^^

      Sil
  6. Aslında ben yol hikayelerini, yolda başlayan arkadaşlıkları, aşkı severim ama ilk filmde çok sıkılmıştım. Neredeyse sadece diyologlardan oluşuyor ya belki de bu neden beni sarmadı :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Zaten filmi sevmeyenlerin ortak sebebi şu diyalog mevzusu sanırım. Ama ben de o diyalogları sevdim ne hikmetse :D

      Sil
  7. Bir türlü izleyemediğim üçleme. Taa liseden beri herkes öneriyor, ben de çok istiyorum izleyeyim ama nedense hiç açıp izlemedim. Çok çelişkili bir durum aslında. Senin sayende bir kez daha hatırlamış oldum, hemen ajandama not ediyorum ve ilk fırsatta bunları izliyorum o halde 😃

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Son iki film hakkında bir şey söyleyemem ama ilk filmi seveceğini düşünüyorum :)

      Sil
  8. Bu seriyi çok severim ben. Hem oyunculuklar hem de hikaye çok hoşuma gidiyor. Özellikle son film diğerleri kadar romantik olmasa da diyaloglardaki gerçekçiliğe bayılmıştım. romantik film seven herkes izlemeli.

    Seriyi çok güzel anlatmışsın. Görsellere de bayıldım.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben de genel olarak üçlemeyi çok sevdim. Bir de art arda izlediğimden olacak ki, baya etkilendim ikilinin yaşadıklarından, geçen yıllardan. Ama içlerinde ilk filmin yeri ayrı kalacak ben de. Ayrıca çok teşekkür ederim bu güzel yorum için :)

      Sil