24 Mart 2017 Cuma

Son Umut | Film Yorumu #30


Herkese merhaba. Uzun ve sınavlarla dolu yorucu bir haftanın ardından yine sizlerleyim çok şükür ki. Bu hafta ders çalışmak dışında zaman bulabildiğim hiçbir şey yoktu hemen hemen. Tabii, uyuyakalmalarımı saymazsak. Aman canım neyse, konumuz bu değil nasılsa.
Normalde film izlemek şöyle dursun, kitap okumaya bile zamanım olmadı hafta içinde ama geçtiğimiz günlerde öğleden sonraki derslerimiz boş olduğu için konferans salonunda birkaç sınıf film izledik. Zaten o da ayrı muammaydı da neyse. 

Filme dair en çok şaşırdığım şeylerden biri de, ki beni en çok şaşırtan bu oldu, başrolde Akıl Oyunları filminden de hatırlayacağınız Russell Crowe'un oynamasıydı. Filmin yönetmeni de Russell Crowe'muş zaten. Filmin kadrosu oldukça ilginçti. Russell Crowe'un yanında Yılmaz Erdoğan ve Cem Yılmaz da filmin oyuncu kadrosundaydı. Gerçekten ilginç bir bileşimdi bu bana göre.

Filmin konusunuysa tek bir cümleyle özetleyebiliriz. Çanakkale Savaşı'nda kaybolan oğullarını arayan Avustralyalı bir babanın Türkiye'ye gelişini ve yaşadıklarını konu ediniyor film.

Bazı sahneler gerçekten üstünkörü geçilmişti. Sanki bir an evvel sadede gelelim de olsun bitsin gibiydi. Efektleri de pek sevmesem de, onun dışında filmin konusunu gayet sevdim ben. Zaten film Türk, Avustralya ve ABD ortak yapımı bir filmmiş. Ne yalan söyleyeyim bunu da yeni öğrendim. Her ne kadar beni tatmin etmese de, o dönemde yaşanılan olayları farklı bir bakış açısından görme fikri benim hoşuma gitti. Hangi milletten olursa olsun savaş her zaman için acı getiriyor. Temelde bunu görüyoruz aslında.
Filmi izleyip izlememek size kalmış. Benim için ortalama bir filmdi Son Umut. 

Ayrıca geçtiğimiz günlerde (21 Mart) bloğum 2. yılını da doldurmuş oldu. Blog açmanın aldığım en doğru kararlardan biri olduğunu yeri geldiğinde her defasında söylüyorum zaten. Bloğumu açtığımda bu konuda hiçbir şey bilmiyordum desem yeridir. Ama sadece yazdım. Düşündüklerimi, hissettiklerimi, gördüğüm, duyduğum her şeyi. Düşüncelerini başkalarıyla da paylaşabilmenin yanında, başkalarının da düşüncelerini öğrenmek ve farklı bakış açıları kazanmak, birbirinden tatlı, iyi insanlarla tanışmak, o kadar farklı ve güzel bir duygu ki. Sizin de aramıza katılmak, blog sahibi olmak gibi bir isteğiniz varsa hiç düşünmeyin, bir an evvel bloğunuzu açıp yazmaya başlayın bence.
Şimdilik hoşçakalın. Musmutlu, güzel günler. :)







14 yorum:

  1. Bu filmi izlemiştim.Çok iyi yada çok kötü değildi bana göre.Senin de emeğine sağlık.Bloğunda ikinci yılını doldurmuşsun.Daha nice iki yılların olsun.:)

    YanıtlaSil
  2. Bu filmi bende izledim begendim de ya 😃 bu arada hayrli olsun nice yillara 😃

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben de beğendim beğenmesine ama çok değil :) Ayrıca çok teşekkür ederim ^-^

      Sil
  3. Ben de izleyip yorumlamıştım filmi. http://turgayaksoy.blogspot.com.tr/2015/01/son-umut-water-diviner-filmi.html

    YanıtlaSil
  4. Bu filmi vizyondayken izlerim falan demiştim ama unutmuşum, iyi bir hatırlatma oldu :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İzlersen yorumunu bekliyorum o zaman :)

      Sil
  5. ooo kutlarım , nice yaşlara . Filmi vizyondayken izlemiştim , etliye sütlüye dokunmadan , temiz bir film çekmeye çalışmışlar bence başarmışlar da .

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sanırım ben de tam olarak o yüzden ortalama bir film olarak buldum Son Umut'u. Hayır, güzel olmasına güzeldi ama bir waoov da değildi. Ayrıca teşekkür ederim, hep beraber inşallah :)

      Sil
  6. Blogunun doğum günü kutlu olsun o zaman. Daha uzun yıllar bizimle birlikte olursun umarım. Kalemine kuvvet :-)

    YanıtlaSil
  7. Bu filmi izlemedim ama en son İyi Adamlar filmini izleyip başarılı bulmamıştım Russell Crowe'nin düşüşe geçtiğini düşünüyorum.

    Hepii börttey tuu yuuu :D Nice bol yazılı yıllara ^^

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Akıl Oyunları'ndan sonra onun başrol olduğu bir filmi ilk izleyişim. Ama tabiki de Akıl Oyunları'ndaki performansı çok daha iyiydi. Ayrıca çooookk teşekkür ederim :))

      Sil