27 Kasım 2016 Pazar

The Notebook | Film Yorumu #22


Herkese merhaba. Bitmek bilmeyen sınav döneminden sonra kendimi fazla boş hissettim bu haftasonu. Zaten haftasonu için film izlemek gibi bir planım vardı ama The Notebook'u tesadüf eseri izlemeye başladım. Aşk filmi olduğunu, dolayısıyla bir hayli duygusal olduğunu biliyordum. Zaten kendi türü içinde ön plana çıkan, kült bir aşk filmi The Notebook. Ben de bir hayli ilgiyle, severek izledim filmi. Ama böyle büyük bir aşkın gerçekliğine hala daha inanamıyorum. Filmi izlerken hep şunu düşündüm; acaba gerçekten de birbirine bu denli aşık iki insanı kader en sonunda bir araya getiriyor mu? Veya gerçekten bu denli büyük aşklar, bu denli ilginç tesadüfler var mı günümüzde? Ama sanırım bu soruları sormak için, benim için fazla erken. O yüzden bir an evvel filmimizi yorumlamaya geçelim artık.


Film, huzurevinde yaşayan yaşlı ama dinamik bir adamın not defterinde yazan aşk hikayesini yine aynı huzurevinde kalan yaşlı bir hanıma okuması ile başlıyor. 
Bu hem çok güzel, hem de hüzün dolu bir aşk hikayesi. Hikaye 1940 yılında başlıyor. Ailesiyle beraber yaz tatili için Seabrook Adası'na gelen 17 yaşındaki Allie ve burada yaşayan Noah isimli gencin yollarının kesişmesiyle başlıyor her şey. Aralarındaki 'sınıf ' farkına rağmen birbirlerine delicesine aşık olan bu iki gencin zorluklara karşı verdiği mücadeleleri ve tesadüflerin onları her defasında bir araya getirmesini konu alıyor hikaye.

Aşk filmlerini, vıcık vıcık olmaması kaydıyla, genel anlamda seviyorum. The Notebook da oldukça anlamlı ve duygusal bir filmdi. Hatta filmin sonunda birazcık ağlamış bile olabilirim.
Allie ve Noah aşkına bayıldım. Birbirinden o kadar farklı karakterlere sahip iki insanın birbirlerini bu denli sevmesi.. Şimdi bir kez daha düşündüm de, film gerçekten çok ama çok güzeldi.
Sadece Allie'ye sinir olmaktan kendimi alamadım. Bazı kararlarıyla beni acayip sinir etti. Ama sonunda durumu toparladı da beni çok fazla söyletmedi şükür.


Eğer filmi izlemediyseniz ve aşk filmlerinden hoşlanıyorsanız The Notebook önerebileceğim bir film. Film hakkındaki kendi görüşlerinizi de yorum olarak bırakabilirsiniz. Üzerinde konuşmayı çok isterim. Şimdilik hoşçakalın. Musmutlu, güzel günler. :)










8 yorum:

  1. Böyle filmleri çok izlerdim önceden. The Notebook'da kesinlikle çok sevdiğim filmlerin başında gelir. Bir erkek arkadaşım bu film için 'erkekleri bile duygulandırır.' demişti. :) Hı bir de evet böyle aşklar imkansız gibi geliyor bana da ama şunu söyleyebilirim ki birbirini çok seven iki kişiyi (her zaman olmamak koşuluyla) kader bir araya getiriyor. Çok yakından tanıdığım biri çocukluk aşkına kavuşunca inandım ben de buna. :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ne kadar da şanslılarmış :) Benim de sevdiğim aşk filmlerinden biri bundan sonra ^^

      Sil
  2. Çok sevdiğim filmlerdendir. :)

    Bloglarıma da beklerim.

    http://berilcimcime.blogspot.com

    ve

    Bloglarıma da beklerim.

    http://makyajbox.blogspot.com

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Benim de sevdiğim aşk filmlerinden biri oldu bundan sonra :) Ayrıca bloglarınızı takipteyim :))

      Sil
  3. Ben her zaman bu filmin çok abartıldığını düşünmüşümdür, hatta senin yorumunu okumaya başlarken de büyük abartılar, büyük övgüler bekliyordum ama neyse ki yerinde eleştirmişsin İlkay :D Ben daha güzel aşk hikayeleri izledim, o yüzden çok aman aman gelmiyor bana Notebook. Yine de nefret filan etmiyorum, seveni çok :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Filmi aşırı abartan o kesime ben de rastladım ama ben ortalardayım sanırım. Evet filmi sevdim ama bayılmadım da. Ama üzerinden zaman geçince yine izler miyim? Evet izlerim ^^

      Sil
  4. Nicholas Sparks'ın kitabından uyarlama mıydı bu , Sparks'ın kitaplarını da duygusal takılmak istediğinde okuyabilirsin , hep bir aşk filmi havası içinde yazar :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kitap olduğunu bilmiyordum. Utanmalı mıyım? -,- Yazarın ismi aklımda bundan sonra, teşekkürler öneri için :)

      Sil