30 Kasım 2016 Çarşamba

Favoriler | Kasım 2016


Herkese merhaba. Bir ay daha ne olduğunu anlamadan başladı ve bitti. Gerçekten de bu ay ne zaman başladı da bitti hiçbir şey anlayamadım. Benim için her anlamda sıkıntılı ve boğucu bir ay oldu. Umarım Aralık getirdiği soğukla beraber güzellikler de getirir. Sizin ayınızın daha güzel geçtiğini umuyorum. Neyse, artık favorilerimize geçelim.

29 Kasım 2016 Salı

Ne var, ne yok? #4


Herkese merhaba. Aslına bakarsanız son 'ne var, ne yok' yazımdan sonra pek de bir değişiklik olmadı hayatımda. Sadece sınavlarım 'şimdilik' bitti ve biraz soluklanma fırsatı yakaladım o kadar.
Aslında bu yazıyı yazma amacım da farklı. 'Anılar' temalı yeni bir yazı dizisine başlamak istiyordum ama sonra kendi kendime dedim ki 'kızım senin anılarından başkalarına ne?' Bence mantıklı bir düşünce. Saçmalığın neresinden dönersen kardır sonuçta -,-
İşte neyse, ben de içimde kalmasın diye yazmayı düşündüğüm yazının farklı bir versiyonunu yazmak için klavyenin başına geçtim işte.

27 Kasım 2016 Pazar

The Notebook | Film Yorumu #22


Herkese merhaba. Bitmek bilmeyen sınav döneminden sonra kendimi fazla boş hissettim bu haftasonu. Zaten haftasonu için film izlemek gibi bir planım vardı ama The Notebook'u tesadüf eseri izlemeye başladım. Aşk filmi olduğunu, dolayısıyla bir hayli duygusal olduğunu biliyordum. Zaten kendi türü içinde ön plana çıkan, kült bir aşk filmi The Notebook. Ben de bir hayli ilgiyle, severek izledim filmi. Ama böyle büyük bir aşkın gerçekliğine hala daha inanamıyorum. Filmi izlerken hep şunu düşündüm; acaba gerçekten de birbirine bu denli aşık iki insanı kader en sonunda bir araya getiriyor mu? Veya gerçekten bu denli büyük aşklar, bu denli ilginç tesadüfler var mı günümüzde? Ama sanırım bu soruları sormak için, benim için fazla erken. O yüzden bir an evvel filmimizi yorumlamaya geçelim artık.

26 Kasım 2016 Cumartesi

How to Get Away with Murder | Dizi Önerisi #6


Herkese merhaba. Bu güzel diziye tam da bugün başladım ve sanırım uzun zamandır aradığım o diziyi sonunda buldum. Diziyi arkadaşlarımdan sık sık duyuyordum, ki inanın spoiler yememek için çok uğraştım, ama artık sonunda benim de diziye başlamam gerektiğine karar verdim. İyiki de başlamışım. Dizinin öyle dolambaçlı, yılan hikayesi gibi bir konusu var ki, izlerken afallayıp kalıyorsunuz. Daha ne olduğunu ben bile çözemedim, şimdi dizinin konusunu anlatmaya nereden başlayacağımı da bilmiyorum.

Cumartesi İlk Beş #19 | Seyahat Etmek İstediğim Ülkeler


Herkese merhaba. Sınavlarla boğuştuğum bir haftayı daha geride bıraktığıma göre, bloğuma dönüp biraz rahatlayabilirim sanırım. Son zamanlarda neredeyse hiç kitap okuyamıyorum, ki zaten bu ayın sonunda bu konudaki içler acısı halimi okuduğum kitap sayısıyla beraber göreceksiniz.
Neyse, artık geçelim asıl konumuza. Bu haftanın 'Cumartesi İlk Beş' köşesini biraz daha özel bir konu hakkında yazmak istedim. Bu haftanın konusu 'gezip görmek istediğim ülkeler.' Tabiki de elimde olsa gelecekte tüm dünyayı gezmek istiyorum ama bu da pek mümkün görünmüyor. Hayatın acı gerçekleri işte.
Bu zamana kadar Bulgaristan ve Yunanistan'a gitme fırsatı bulabildim. Buna da şükür diyelim. Aslında iki ülkenin de kendine has güzellikleri vardı ama bir yerden sonra insan kendi ülkesini de özlüyor cidden. Bu konuda çok samimiyim. En azından İzmir için bunu hiç düşünmeden söyleyebilirim. İzmir'im gerçekten bir başka.
Neyse lafı fazla uzattık, hadi bakalım geçelim artık listemize.

Bir Kadının Yaşamından Yirmi Dört Saat | Kitap Yorumu

Herkese merhaba.:)
Bu ay gerçekten de doğru düzgün kitap okuyamadım. Ama uzun bir okuyamama döneminin, daha doğrusu okumaya fırsat bulamama döneminin ardında bugün, Bir Kadının Yaşamından Yirmi Dört Saat'e başladım ve kısa bir süre içinde de kitabı bitirdim. Zaten bloğumu takip ediyorsanız, Stefan Zweig kitaplarını ne kadar çok sevdiğimi biliyorsunuzdur. Bu yazarın kitaplarıyla henüz tanışmadıysanız çok şey kaçırıyorsunuz, benden söylemesi. 
Bu kitabı okurken hissettiğim duyguların benzerini Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu'nu okurken de yaşamıştım. O da çok güzel ve benim de çok sevdiğim bir kitaptır bu arada. ( Yorum için TIK TIK Stefan Zweig'ın bir erkek olarak kadınların iç dünyasını bu raddede özümsemesi beni ona hayran bırakıyor gerçekten de. Keşke her erkek bu şekilde empati kurabilse. Gerçi insanlar daha birbirleri arasında uyum sağlayamazken işi bir tık daha özelleştirmek de anlamsız gibi ama bu konuya değinmiyoruz. Çünkü şu an sadece bu güzel kitabın yorumuna odaklanmak istiyorum.

19 Kasım 2016 Cumartesi

Cumartesi İlk Beş #18 | En Çekici Kötü Karakterler


Kötü karakterlere karşı her zaman için farklı bir sempatim olmuştur. Her ne hikmetse genelde kötü karakterleri daha çok seviyorum. Kitap, dizi - film hiç fark etmez. Aslında onlar tam olarak kötü de gelmiyorlar bana. Sadece bazı şeyleri yapmaya, yaşamaya mecbur kalmış, hatta haklı taraf oluyorlar bana göre. Aman neyse, amacım savunma yapmak değil şimdi. Bir an evvel favori kötü karakterlerime geçelim artık.

18 Kasım 2016 Cuma

Ne var, ne yok ? #3


Herkese merhaba. Bu aralar en çok ihtiyaç duyduğum şey kahve sanırım. Yorgunum, uykusuzum, hastayım, üstüne bir de umutsuzum. Ama yine de karamsarlık bulutları beni terk etmeye başladı bile.

17 Kasım 2016 Perşembe

Yazarlar #11 | Aziz Nesin


Şüphesiz ki, Türkiye'nin gelmiş geçmiş en başarılı mizah yazarlarından biri Aziz Nesin. Zaten eserleri yabancı dile en çok çevrilen 4. yazar da kendisidir. Yazarın üslubunu, ufaktan dokundurarak yazdığı mizahi anlatımını çok seviyorum ve eserlerini de keyifle okuyorum. Asıl adı Mehmet Nusret olan yazarımız,  20 Aralık 1915 yılında Giresun'da doğmuştur. 1935'te Kuleli Askeri Lisesi'ni, 1937'de Ankara'da Harp Okulu'nu bitirip teğmen oldu. Sonrasında son olarak 1939'da Askeri Fen Okulu'nu bitirdi. 


''İnsanların ölmelerinde hiçbir olağanüstülük yoktur; çünkü her insan doğar, yaşar ve ölür. Ne var ki, kimileri yaşar, kimisi yaşadığını sanar, kimisi de yaşamadan ölür.''

12 Kasım 2016 Cumartesi

Mutluluk Veren Şeyler


Pek çok insan mutsuzluktan dem vuruyor. Aslına bakarsanız ben de ara sıra o kesimden oluyorum. Oysa mutluluk istediğimizde elde etmesi çok basit olan bir olgu aslında. İstediğimiz duyguyu hissetmek bizim elimizde.


''Her şeyde bir çatlak vardır. 
Işık içeri böyle girer.''
- Leonard Cohen, Anthem

Cumartesi İlk Beş #17 | Alıntılar


Herkese merhaba. Bir haftanın daha hemen hemen sonuna geldik ve yeni bir 'Cumartesi İlk Beş' yazısı yazma vakti geldi çattı. Umarım sizin için her şey yolundadır. Zira ben sınav ve sunumlarımdan başımı kaldıramıyorum bu aralar. Bu ayın sonunda okuduğum kitap sayısı pek de iç açıcı olmayacak gibi ya bakalım artık. Neyse iyisi mi asıl yazımıza, yani 'favori alıntılarımıza' geçmek.

11 Kasım 2016 Cuma

Kelebek Etkisi 1 | Film Yorumu #21

Herkese merhaba.:)
Geçmişe dönüp 'keşkelerimizi' değiştirebilseydik sizce nasıl olurdu? Peki böyle bir şansınız olsaydı siz ne yapardınız? Geleceğinizden, hatta şu anınızdan olacağınızı bile bile bu riski alır mıydınız? İşte Kelebek Etkisi, tüm bu soruları kendi içimizde sorgulatan bir film.
Şunu tartışmasız olarak söyleyebilirim ki, bu zamana kadar izlediğim en ilginç filmdi. Zaten konusu itibariyle en başta ilgimi kazandı. Büyük ihtimalle bir çoğunuz Kelebek Etkisi'ni izlemiştir. Zaten ben de bu zamana kadar izlemediğime yanıyorum. Beni gerçekten çok etkileyen bir film oldu.
Ama ilk önce filmimizin konusuna kısaca bir değinelim bakalım. Evan Treborn özel biri. Yani ona baba tarafından gelen genlerle aktarılan özel bir yeteneği var. Geçmişe dönüp geleceği değiştirebiliyor. Bu özel yeteneğini gün yüzüne çıkaran da, psikolojik travmalarla dolu çocukluğu. Tabi bu yeteneği sonucunda geleceği de değişmekte. Bir anlamda paralel evren teorisini de kapsıyor diyebiliriz filmimizin konusu için. Zaten filmi izlemeye karar vermemde etken olan belki de en etkili neden buydu.

10 Kasım 2016 Perşembe

İnsan Neyle Yaşar? | Kitap Yorumu

Herkese merhaba.:)
Aslına bakarsanız ''İnsan Neyle Yaşar?'' Kasım ayının ikinci kitabı oldu ama bundan önce okuduğum ''Gece Avcısı Serisi''nin ikinci kitabı olan ''Tek Ayağı Mezarda''yı yorumlar mıyım, yorumlamaz mıyım orasını şu an için bilemiyorum. Neyse lafı daha fazla dolandırmadan asıl konumuza, yani kitabımıza dönelim. İnsan Neyle Yaşar, içinde 6 öykü barındıran, oldukça akıcı bir kitaptı. Şu sıralar sınav döneminde olduğumdan öykü kitabı okumak benim için çok daha iyi oldu. 
Kitaptaki bütün öyküleri genel olarak sevdim ama sanırım favorilerim, kitapla aynı ismi taşıyan 'İnsan Neyle Yaşar' hikayesi ve son hikaye olan 'İlyas' oldu. Belki biraz garip gelecek ama 'İnsana Çok Toprak Gerekir Mi' isimli hikayede gerçekten hafiften ürperdim. Aslına bakarsanız bazı hikayelerin etkisinden hala daha kurtulamadım. 
Kitabımızın yazarı L.N.Tolstoy, bu kitabında da diğer eserlerinde olduğu gibi toplumsal sorunları ve insanın duygularıyla çatışmasını edebi ama oldukça da akıcı bir dille okuyucuya aktarmış. Kitap genel olarak ahlaki konuları ve insanın bu konular üzerindeki etki ve tepkisini irdeleyen nitelikte.

5 Kasım 2016 Cumartesi

Yazarlar #10 | Stefan Zweig


Herkese merhaba. 'Yazarlar' köşemizin bu seferki ismi Stefan Zweig. Zweig'in üslubunu çok seviyorum. Özellikle de  oluşturduğu karakterlere yaptığı psikolojik tahlilleri çok başarılı buluyorum. Zaten eserleri de kısa ama bir o kadar da etkileyici yapıtlar. İşte bu yazı dizisini yazma amacım da tam olarak bu. Yani sizleri aklınızda olan ama belki de kitaplarını okumak için tereddütte kaldığınız yazarlarla tanıştırmak. Tabi bir de sevdiğim kitapları herkese okutmak ve sonrasında dilediğimce gevezelik etmek de gizli amacım. Neyse iyisi mi yazımıza geçelim.

Cumartesi İlk Beş #16 | Favori Kadın Karakterlerim


Herkese merhaba. Bu haftanın konusu 'favori kadın karakterlerim.' Hadi lafı daha fazla uzatmadan bir an evvel listemize geçelim.