9 Ekim 2016 Pazar

Memleket Hikayeleri | Kitap Yorumu

Herkese merhaba.:)
Aslına bakarsanız Memleket Hikayeleri okumak için öncelik listemde olan bir kitap değildi. Edebiyat ödevim için okumam gereken bir kitaptı. Böyle zorunluluktan dolayı bir şeyler okumaktan hiç haz etmiyorum. Elim gitmiyor bir türlü kitaba. Memleket Hikayeleri'ne de bu nedenle önyargılarla başladım. Ama kitap ilerledikçe, kitaba karşı ilgim arttı ve kitabı 'okumak istediğim için' okumaya başladım. Kitaba bu duygularla yaklaşınca okumak çok daha keyifli bir hal aldı benim için. Kitabımız bir öykü kitabı aslında. İçinde 18 adet hikaye var. Refik Halid Karay'ın sürgün dönemlerinde Anadolu'da gözlemledikleri ve toplum yapısı kurgusallaştırılarak kaleme alınmış. Kitabı okurken yer yer yazara sinir olmaktan kendimi alamadım. Bu tutumum çok yersizdi bunun farkındayım. Yazara sinirlendim çünkü yaşanan olaylar, yani insanların bazı olaylara karşı verdiği tepkiler, önyargılı ve bencilce tutumları beni çok sinirlendirdi. Ama dediğim gibi bu yazarla alakalı bir durum değil. Sonuçta yazar, gözlemlediklerini, belki de bilhassa yaşadığı olayları kurgusallaştırdı eserinde. O yüzden yazara yüklenmek bana doğru gelmiyor.


 ''Bütün ömürlerini netice vermeyen davalar arkasında büyük ümitlerle koşa didişe geçirip nihayet umduklarını bulamadan meyus yıkılıp ölen adamlar gibi buraya nihayet tırmananlar da hiç şüphesiz arayıp beklediklerini bulamamaktan ileri gelme bir kederle düşüp kalmışlardı.''


Kitabı baştan sona severek ve ilgiyle okudum. Zaten hikaye derlemelerinden oluşan kitapların bir artı yönü de ilgiyi her daim canlı tutabilmesi ve okuyucuyu sıkmaması oluyor. Kitap oldukça akıcıydı da aynı zamanda. Karakterlerin içsel çatışmalarını ilgiyle okudum. Verecekleri kararları son ana kadar merakla bekledim. Her hikayenin sonunda dönemin düşünce yapısını sorgularken buldum kendimi. İlgiyi canlı tutma anlamında da geçer not almış bir kitap benim için. 

Hem böyle gözlemlerini hayal gücüyle harmanlayıp kaleme alan yazarları daha başka bir ilgiyle okuyorum ben. Sonuçta eserlerinde gerçekliğe de büyük oranda yer vermiş oluyorlar. Bazı hikayeler gerçekten yürek burkuyordu. İnsanların menfaatleri uğruna yapabileceklerini ve işlerine gelen durumları sorgusuz sualsiz nasıl kabullenebildiklerini hayretle okudum. İnsanın iç yapısını gayet başarılı bir şekilde, akıcı bir dille tahlil etmiş bir eser Memleket Hikayeleri. 

Aynı zamanda Memleket Hikayeleri'nin devamı niteliğinde olan Gurbet Hikayeleri'ni de okumak istiyorum. Hikayelerde insanı çeken başka bir yan var. Türk edebiyatına ilgiliyseniz okumanızı tavsiye edebileceğim bir kitap. Özellikle ilk hikayelerde bilmediğiniz kelimeler size fazla gelebilir ama kitap ilerledikçe bu durum hafifliyor. 

Şimdilik hoşçakalın. Bol kitaplı, güzel günler. :)







6 yorum:

  1. Çok samimi bir yorum olmuş kalemine sağlık :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Beğenmene sevindim. Ayrıca çok teşekkür ederiimm :)

      Sil
  2. Ben de taa lisedeyken zorla okumuştum ama hiç hatırlamıyorum ya :/ Sanırım zorunda olduğum için pek hatırımda kalmamış.. Türk klasikleri kapsamında yeniden okumak istiyorum, yorumun da heveslendirdi aslında. Eline sağlıkk :')

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aslında daha önce okuduğum Kurtuluş Savaşı döneminde geçen hiçbir kitaba benzemiyordu. Hikayelerdeki karakterler beklenenin aksine 'kahraman, yiğit' olmalarından ziyade daha çok 'bencil, açgözlü ve kibirli' kimselerdi. Yani toplumun, bireyin başka yönleri ele alınmıştı. Bu farklılık benim hoşuma gitti şahsen. Ama herkeste aynı etkiyi bırakır mı, o konu hakkında bir şey söyleyemem. Bu arada güzel yorumun için çok teşekkür ederiimm :)

      Sil
  3. Karay'ın hikayelerini ben de okumak istiyorum. :D Edebiyat dersinde zorla okutulan kitaplar, genelde güzel çıkar, keşke yine lisedeki öğretmenimin dersine girebilsem... Özledim ://

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Güzel olmasına güzel oluyorlar. İnsanın ufkunu açıyorlar bu doğru. Çok şükür ki, benim derslerime giren öğretmenler hiç sıkıcı veya okumak istemeyeceğim bir kitabı okuma ödevi olarak vermediler. Ama buradaki anahtar kelime 'ödev' aslında. Ben kitap okumayı zorunluluk olarak görmek istemiyorum. Bu durum beni geriyor. Doğal olarak da okuma isteğim kaçıyor. Ama dediğim gibi, kitabın içine girip beğendikten sonra bu sorunu da unutuyorum. Yazardan okuduğum ilk kitaptı ama son olmayacak :)

      Sil