6 Ekim 2016 Perşembe

İnsanlar, Takıntılar ve Önyargılar Üzerine..


Herkese merhaba. Bu sefer farklı içerikte bir yazıyla karşınızdayım. Aslında bu konuyu uzun zamandır birileriyle konuşmayı çok istiyordum ama bazen kendini konuşmak için hazır hissedemiyorsun işte. Ben de yazmak istedim. Sizlerle dertleşmek istedim. Aslında bahsedeceğim şeyler, dertten ziyade gerçekler. Youtube'a göz atarken bu konuyla alakalı birkaç videoya rastgeldim tesadüfen. Ve kendimi klavyenin karşısında buldum işte. Belki siz de şimdi sizinle paylaşacaklarımı düşünüyor, hissediyorsunuzdur. 

İnsan doğasını cidden anlayamıyorum. Bir günü diğer gününe uymuyor. O kadar değişken ki. O kadar ben merkezci ki. Şöyle düşünüyorum ki, her insanın içinde 'benlik' algısı vardır. Bu insanlığın doğasında var bir kere. Ve bu güzel bir şey. Kendine değer vermek, kendini düşünmek. Çünkü bazen seni senden başka kimse düşünmüyor. Ama asıl sorun bu değil. Asıl sorun, insanların doğal olan bu olguyu, kendi menfaatleri, kibirleri ve takıntılarıyla harmanlayıp karşısındakine püskürtmeleri. İşte buna da 'bencillik' deniyor zannımca.

Bazen çok iyi tanıdığınızı düşündüğünüz insanlar bile sizi şaşırtabiliyor. İnsanların kibri, kendini üstün gösterme çabası öyle bir boyuta ulaşmış ki, kendisi için karşısındakini hiç düşünmeden yıkıp geçiyor. Zaten bencillik ve kibir kardeş olgular bence. Biri diğerini meydana getiriyor zamanla. Bir de işin içine ön yargılar girince, Bermuda Şeytan Üçgeni'nin içinde kalmış gibi hissediyor insan kendini.

Önyargılar özellikle son dönemde etrafımızı kuşatmış durumda. Ben önyargısızım demiyorum. İlla ki farkında olmasam da bazen birine veya bir olaya temkinle yaklaşabiliyorum. Ama şimdi düşündüm de bence bu 'önyargı' değil. Sadece kendini koruma iç güdüsü. 

Neyse ne diyorduk? Ha önyargılar. Yaşım çok büyük değil. Yeni yeni bir birey gibi hissetmeye başladım. Yeni yeni hayatın içine atılıyorum. Ama şunu biliyorum ki, her zaman için yaşımdan olgundum. Yani hiçbir zaman için yaşıtlarımın gündemindeki konular beni çok da alakadar etmedi. Aslında bu durumun yaşla da bir alakası yok. Bu bireyle alakalı bir durum. Güzellik, çirkinlik, para, popülarite ve daha bunlar gibi insana insanlık anlamında herhangi bir değer katmayan özelliklere neden bu kadar takmış durumdayız? Neden insanları kendi arasında gruplandırıyoruz. Her insan birbirinden farklı değil mi? Peki neden birini tanımadan evvel ona notumuzu verip kesin hüküm bildiriyoruz? Neden kendi kafamızdan senaryolar üretip bunu kendimize ve çevremize inandırmaya çalışıyoruz? Neden, neden, neden? Böyle yazmaya devam edersem inanın sonu gelmez. Bazen herkes böyle düşünüyorsa acaba sorun bende mi diye düşünmeden edemiyorum. Ama kim bilir?

Aslında şu an ruh halim oldukça iyi. Ama geçtiğimiz günlerde, aslına bakarsınız hayatımın bazı dönemlerinde ara ara, umutsuzluğa kapılıyorum. Beni içine çekip hapsediyor sanki bu duygu. Ama sonra kendi kendimi teskin ederek bu halimden sıyrılıyorum. En azından bunu zamanla öğrendim. Kendinizi sevin. Kendinize değer verin. Her ne olursa olsun insanları da sevin. Ama sizi hak etmeyen insanlar için boşu boşuna kendinizi üzmeyin. Bunun için çok sevdiğim bir söz var mesela.


''Nefret ettiğinizde, tek acı çeken siz olursunuz çünkü nefret ettiklerinizin çoğu bunun farkında değildir, geri kalanının da umurunda olmaz'' 

- Medgar EVERS


Umutsuzluğa kapıldığınızda sizi mutlu eden şeylerle uğraşın. Kendi kendinizi teskin edin. Olumlu düşünün ve çevrenize pozitif yaklaşın. Şu an mutsuz hissediyorsanız bu yazdıklarım size saçma geliyor olabilir. Belki de 'söylemesi kolay' da diyebilirsiniz. Evet başkaları için sizin çektiğiniz zorluklara yorum yapmak gerçekten de kolaydır. O yüzden siz kendi kendinizi değerlendirmelisiniz zaten. 

Bu yazıyı kendimden yola çıkarak ve etrafımdan gözlemlediklerime dayanarak yazma kararı aldım. Ve inanır mısınız, şu an gerçekten hafifledim. Siz de içinizde tutmayın hiçbir şeyi. Çok sevin, çok gülün, çok yaşayın. Zaman her şeyin ilacıdır unutmayın.

Ayrıca çevrenizde derdinizi açacağınız kimseyi bulamıyorsanız, gelin bana yazın. Bazen hislerini bir yere aktarmak bile en etkili terapidir. Musmutlu günler geçirmeniz dileğiyle. :)




11 yorum:

  1. Süper bir yazı olmuş. Ara ara mutsuzluklar normaldir. Ancak bu sürekli hale geldi mi... İşte o kötü. Umut, insana cesaret verir. Umutlu günler dilerim :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Umut pek çok zehirli duygunun panzehri sanırım. Ayrıca asıl ben teşekkür ederim güzel yorumunuz ve dileğiniz için :)

      Sil
  2. Üşenmedim okudum. Çok güzel bir yazı olmuş 💎

    YanıtlaSil
  3. Vizelerimin bu ay ortasında başlayacağı haberini aldıktan sonra dünyaya pozitif bakamıyorum sanırım :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Oooo, ne desem bilemedim şimdi :D Başarılar diyelim o zaman :))

      Sil
  4. Hep böyle türler yaz bence. Kitap dizi ve film yorumlarından sıkıldım artık. En büyük ilgim olan kişilik ile ilgili yazılar benim için çok ama çok önemli. çünkü bu yazıları hem 7yazanın sırtındaki yükleri harflere bıraktırıyor hem de bunu okuyanlar yardım etmek adına yüklerden biraz alıyor. Yorumla fikir beyan edince de değmeyin keyfimize :)
    Yazıya önce karamsar girdim gayet musmutlu bitirdim. Teşekürler :D
    Gülücüklü Kal...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. bir de senin şu "Amelie Soundtrack - Yann Tiersen" parçasını dinlemediğim bir zaman yok desem yeridir bunun için de teşekkürlerrr :D artık aklıma geldikçe teşekkür ederim böyle :)

      Sil
    2. İçimi dökmek, yazmak beni gerçekten rahatlatıyor. Aslına bakarsan yazıyı yazmadan önce çok tereddüt etmiştim. Bloğum 'kitap bloğu' olarak görüldüğü için. Ama bloğumu açarken sadece blog açma ve hislerimi aktarma düşüncesi içindeydim. Sonradan kitap ve film yorumlarıyla doldu gitti işte. Neyse, geçtiğimiz günlerde aşırı duygu yüklüydüm. Böyle ruh halim epey değişkendi o dönemde. Şimdi iyiyim, aman dilimizi ısıralım :D Ayrıca ne demek, yararlı olursam ne mutlu bana. Ben de güzel yorumun için sana çok teşekkür ederim :))

      Sil
  5. Zamanla oyunu kurulanı göre oynayacaksın daha dur İş hayatı üniversite ohooooo Hepsinde gardını alıcaksın zaman öğretiyor İlkay :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yolun başındayken böyleyse ilerisi biraz korkutucu görünüyor açıkçası. Zaman her şeyi rayına oturtur sanırım :)

      Sil