9 Ekim 2016 Pazar

Dorian Gray'in Portresi | Kitap Yorumu


Herkese merhaba. :)
Dorian Gray'in Portresi, gerçekten uzun zamandır okumayı çok istediğim kitaplardan biriydi. Ama her nedesense kitabı almak konusunda hep bir bahanem oluyordu da kavuşamıyordum bu güzel kitaba. En sonunda 'artık yeter' diyerek kitabı alışveriş sepetime eklemiştim ve sonunda almıştım kitabı. Kitaba başlarken kitap hakkında hiçbir beklentim yoktu aslında. Bunun nedeni kitabın kötü olduğunu düşünmem değil, bilakis çok başarılı olduğunu ve kitabı seveceğimi düşündüğüm içindi. Öyle de oldu zaten. Kitabı iki hafta gibi bir süre elimde süründürmeme karşın, adamakıllı okuduğum son iki günde elimden bırakamadan bitirdim. Kitapta daha çok karakterlerin psikolojik durumları üzerinde durulmuştu. Ama kitapla ilgili fikirlerimi söylemeden önce kısaca bir konusundan bahsedelim bakalım.





''Her birimiz Cennet'i de Cehennem'i de içimizde taşıyoruz.''


Kitabın başlarında Dorian Gray, çok yakışıklı ve masum bir genç. Ressam Basil Hallward, Dorian'ın güzelliğinden ilham alıp onun bir portresini yapıyor. Dorian, onun kariyerinin dönüm noktası oluyor aynı zamanda. Bir gün ressamın evinde, Lord Henry Wotton isimli varlıklı bir adamla Dorian tanışıyor. Henry, kelimelerle çok iyi oynayabilen, söylediği sözlerin insanda iz bıraktığı, etkileyici bir adam. Dorian'a ne kadar şanslı olduğunu ama bir gün bu güzelliğinin uçup gideceğini, o yüzden yaşadığı refahın değerini bilmesini söylüyor. Bu sözler Dorian'ın içine oturuyor ve çok tehlikeli bir dilekte bulunuyor. Kendisi yerine portresinin yaşlanıp çirkinleşmesini, kendisinin daima genç ve güzel kalmasını diliyor. Ve bu lanetli dileği gerçekleşiyor. Yıllar içinde pek çok durumla karşılaşıyor ve hem yaşadığı yıllar, hem de yaptığı davranışlar portresine yansıyor. Ruhu, portresinde hayat buluyor.




''Kendimizdeki kusurları başkalarında görmeye hiçbirimiz dayanamayız.''


Aynı zamanda Dorian Gray'in Portesi, Oscar Wilde'ın yayınlanmış tek romanı. Bu da onu daha bir ilgi çekici yapıyor aslında. Çocukken Oscar Wilde'ın yazdığı öyküleri okurdum ama bu roman, onun düşüncelerinin tam olarak aktarıldığı, tam bir bombardıman olmuş. Kitapta pek çok felsefi düşünce geçiyordu. Din, toplum, sanat, aşk, vicdan, benlik gibi konularda pek çok çarpıcı düşünce bir arada işlenmiş. İnsanı düşünmeye sevk eden, dolu dolu bir kitap Dorian Gray'in Portresi. İşte tam da bu yüzden, kitabı bir kez okumanın yeterli olacağını düşünmüyorum. İleriki dönemlerde tekrar ve sonrasında da tekrar tekrar okumak istediğim bir kitap.


''Bilmek her şeyin sonu olur. Çekici olan bilmemektir. Sis, her şeye harika bir güzellik katar.''


Yaptığı bütün kötülüklere, kibrine ve açgözlülüğüne rağmen, Dorian Gray'e karşı merhamet beslemekten kendimi alamıyorum. Başlarda o masum bir delikanlıydı. Belki Lord Henry'le hiç tanışmasaydı, hırs ve kibir onu asla bulmayacaktı. O yüzden ona kızmıyorum, kızamıyorum. Çünkü ruhu, güzelliğiyle zehirlenmiş, lanetlenmişti. Zaten cezasını da fazlasıyla çekti. Aslında dış görünüşün insanlar üzerinde bıraktığı çarpıcı etkiyi de kitap boyunca bariz bir şekilde görüyoruz. Dorian o kadar güzeldi ki, kötü biri olamazdı topluma göre. Çünkü kötü insanlar ancak 'çirkin' kimselerdir. Bu algı şu an bile topluma yerleşmiş vaziyette. İşte tam da bu yüzden kitap boyunca Dorian'ı değil de çevresindekileri suçladım. Ona cesaret verdikleri için. 

Ayrıca Oscar Wilde'ın şu sözü beni çok etkiledi: 

'' Basil Hallward ben olduğumu sandığım kişidir; Lord Henry dünyanın ben sandığı kişidir; Dorian ise benim olmak istediğim kişidir, belki başka bir çağda..''

Yazarımız hayatı boyunca tercihleri nedeniyle toplum tarafından baskı görmüş ve parasızlık çekmiştir ama buna rağmen daima neşesini, yaşam gayesini korumuş. Keşke yazarın başka romanları da olsaydı diyorum. (Çocuk kitapları ve öyküleri dışında tabi.) İç dünyasını daha iyi tanımak isteyeceğim bir kişilik çünkü. 

Demem o ki, Dorian Gray'in Portresi'ni herkesin okumasını üstüne basa basa öneriyorum. Okumak için içinizde küçücük bir istek bile varsa alın okuyun derim. Şimdilik hoşçakalın. Bol kitaplı, musmutlu günler. :)









6 yorum:

  1. Gerçekten Bombardıman olmuş Sonunu az çok tahmin edebiliyorum. Ruhundakilerin Portreye yansıması ayrı bir efsane zaten Okunacak öyle çok kitap var ki İlkay Bende şaştım kaldım Bunuda umuyorum okurum Anlatımın Harika OLmuş ...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İlgi uyandırabildiyse ne mutlu. Bazı kitapları herkesin okumasını istiyorum. En azından çevremdekiler okusun ki, o kitaplar hakkında birileriyle doya doya konuşabileyim :)

      Sil
  2. Filmini izleyerek büyük hata yapmıştım. Kötü bir uyarlama olduğundan değil, zaten kitabı henüz okumadığımdan iyi yansıtılmış olup olmadığını bilemem tabii ama kitabı önce okumak tercihimdir hep. Yine de yıllar oldu izleyeli, okuma zamanım geldi de geçiyor :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kitabını da mutlaka okumalısın. Filmini daha izlemedim ama kitabının yerini tutmasa gerek dediğin gibi. En kısa zamanda ben de filmini izlesem iyi olacak. Hazır kitap taze taze bitmiş, olaylar aklımdayken ^^

      Sil
  3. Dorian Gray'in Portresi benim en sevdiğim kitaplardan biridir. Kitabını okudum, çizgi-romanını okudum, filmini izledim. Neler sevdiğimi tahmin et :-) Blogumda da çizgi-romanının yorumunu yazmıştım.

    Bugün yazarın Mutlu Prens ve Önemsiz bir Kadın kitaplarını aldım ama roman sever bir insan olarak keşke daha çok romanı olsaydı diyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Mutlu Prens'i küçükken okumuştum ama çok sevdiğimi hatırlıyorum. Ben de tekrar mı okusam ki acaba? :) Çizgi romanı olduğunu bilmiyordum açıkçası. Yorumuna hemen göz atıyorum Şule abla. Bu haftasonu vakit bulursam filmini izlemeyi planlıyordum ben de ^^

      Sil