13 Eylül 2016 Salı

Opal (Lux #3) | Kitap Yorumu


Bu seriye bayılmadığımı bir daha söylersem ağzıma kürekle vurun -,- Neyse herkese merhaba ve iyi bayramlar. Opal'e uzun zamandır (Ama ciddili uzun zamandır hani) başlayacaktım ama araya o, bu, şu girdi vesaire vesaire. Tamam okumadım, elim gitmedi. Ama bunu telafi ettim mi? Evet, ettim. Kitabın başından kalkmadan (daha doğrusu kalkamadan) çok kısa sürede bitirdim. Ben de bittim o sonla, orası ayrı tabi. Neyse şimdilik bu konuyu geçelim. Serinin genel olarak konusu öyle pek de ağım şahım, vay be tarzında değil. Orası doğruya doğru. En azından bana göre. Ama artık karakterlerin sempatisi mi, yazarın anlatımı desem bilemedim, kitabı elimden bırakamadım.


Aslında kitap genel olarak bol ekşınlı falan da değildi ama yine de insanı yerinden hoplatıcı olaylar da olmuyor değildi şimdi. Ama bütün bunların yanında kitaba dair en sevdiğim kısım, Katy'nin Daemon'a karşı olan hislerini artık tam anlamıyla kabullenmiş olması oldu. Derin bir nefes aldım valla. 


Daemon'un malum öküzlükleri hala devam ediyor, orası öyle olmasına öyle ancak aynı zamanda oldukça romantik ve düşünceli de. Bir de o korumacı tavrı yok mu.. Ah ah! Aman neyse. Ve Katy. Katy gerçekten var olsaydı, kesinlikle en yakın arkadaşım olurdu. Çok ciddiyim. Veya bu serideki olaylar gerçek hayatta yaşansaydı, ben Katy olurdum. Amaan neyse biraz saçma ve karışık oldu böyle söyleyince. Ama Katy'i kendime acayip derecede benzetiyorum. Her türlü şartta (onları öldürmek isteyenlerle dolu bir binaya girmek de dahil) kitap okuyup bloğa yorum yazabiliyor. Ve bir de üstüne zombi takıntılı. Böyle karaktere can kurban. Daemon'un da dediği gibi tam bir 'Kedicik.' Sevimli, hırçın, inatçı.. Lafı açılmışken, Daemon'un Katy'e 'Kedicik' demesine BAYILIYORUM! Her şeyin modası geçer de, bu sözün asla geçmez.


''Sakin ol kedicik, yoksa sana oynaman için bir yumak yün bulurum.''


Öncelikle şunu söylemeliyim. Kitabı sevdim. Hatta çok sevdim. Seriyi de genel olarak (şu an için ve muhtemelen sonrasında da) seveceğim. Ama bunun nedeni Daemon'un inanılmaz çekici, düşünceli, korumacı, komik, yakışıklı, yeşil gözlü falan olması değil. En azından tek neden bu değil. Kitap hakkında iç bayıcı ve yoğun hayranlık içeren bu yazıyı yazıyorum çünkü;

1. Şu an da acayip yorgun olmama rağmen kendimi tutamadığımdan klavyenin karşısındayım ve dolayısıyla düşüncelerime hakim olamıyorum.
2. Hadi ama kitap acayip akıcıydı!


İLK İKİ KİTABI OKUMADIYSANIZ AMAN DİKKAT!

Oniks'in sonunda Daemon'un ikiz kardeşi Dawson geliyordu bildiğiniz üzere. Ancak Dawson aynı Dawson değildi. Çünkü sevdiği kız (Beth) hala SD'nin elinde işkence görüyordu ve bu duruma son vermek için Dawson'un girmeyeceği tehlike yoktu. Adam'ın ölümünden sonra Dee ve Katy arasında dondurucu rüzgarlar esmeye başlamıştı. Bu kitapta da o rüzgarlar şiddetini yitirerek devam ediyordu. İşte bütün bu curcuranın ortasında kalan  Daemon ve Katy'e yardım eli en beklemedik kişiden geliyor. Bencil, kibirli pisliğin teki olan Black'ten tabi ki. O çocuğu zaten en başından gözüm tutmamıştı. O kadar mükkemmellik pek inandırıcı değildi açıkçası. Neyse anlayacağınız üzere Black geri dönüyor. Onun da tek derdi en yakın arkadaşı Chris'i kurtarmak. Ancak olanlardan sonra bizimkiler Black'e temkinli yaklaşıyor tabi ki. Ama elden ne gelir? Acaba Black gerçekten artık masum mu, yoksa aklında yine türlü hinlikler mi cirit atıyor işte hepsi bu kitapta.


''Dawson eğildi, başını avuçlarının arasına aldı. ' Sen çeneni hiç kapatmaz mısın?'
'Yalnızca uyurken' diye yanıt verdi Black. 
'Bir de ölünce' diye laf attı Daemon ona. 'Ölünce o çenen kapanacak'
Black dudaklarını birbirlerine bastırdı. 'Mesajı aldım.''


Daemon'un Black'e uyuz olmasına ayrı bir bayılıyorum. Çünkü çocuk cidden tam boğazlamalık. Özellikle de Daemon'un Black'e, 'Black' dışında her isimle seslenmesi çok hoşuma gidiyor. 


''Çok boktan bir durumdu. Korsan kitapçılardan, en sevdiğim serinin bir sonraki kitabı için bir yıl beklemekten, kitabın en olmadık yerde bitmesinden bile boktandı hem de.''


Kitaptaki bir olayın sonunu önceden tahmin etmiştim. Ama zaten onu önceden bilmek için müneccim olmaya da gerek yoktu bence. Ama en sondaki kısım.. Gerçekten ağzım beş karış açık kaldı. Aklıma her türlü senaryo gelmişti ama yazarın bu kadar sağ gösterip sol vuracağını kim bilebilirdi ki? Gerçekten ama Jennifer (sanırsın ilkokul arkadaşı) öyle kitap sonu mu olur ya? Allah'tan seriyi herkes okuduktan bir milyon yıl sonra falan okuyorum da serinin tüm kitapları çıktı ve kitaplığımda okunmayı bekliyor. Sen misin Opal'e burun kıvıran, şimdi kıvran dur işte İlkay! -,- Aman neyse en yakın zamanda muhtemelen kendimi tutamayıp Köken'e başlarım ama bilemiyorum da. Bugün Opal bittiğinde elimde başka kitap olmadığından Poldark'a başladım. İnşallah Köken de arada gümbürtüye gitmez. Neyse, şimdilik hoşçakalın. Bol kitaplı, musmutlu bayramlar. :)









6 yorum:

  1. Bu serinin olayı benim için şu; okurken büyük keyif aldım ve her seferinde "Vooooooo" triplerine girdim ama okuyup bitirdikten sonra, hatta bir süre geçtikten sonra "Ehhh" moduna geçtim. Şimdiyse önerecek kitap sorulduğunda aklımın ucuna bile gelmiyor. Sanırım okurken güzel ama insanda pek de iz bırakmayan bir seri oldu benim için. Umarım senin için de öyle olmaz ya, gerçi renkler ve zevkler devreye giriyor burada :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ne yalan söyleyim sanırım benim için de öyle. Kitabı okurken yerimde duramıyorum, adeta tam bir fanatik oluyorum ama kitaplar bitince ben de 'eh işte' moduna geçiyorum. Serinin ilk iki kitabına bayılmadığımı söylemiştim ama sonra onların yorumlarına baktım, kendime şaşırdım inan :D Şimdi de aynı şey oldu. Opal'i okurken dünyadan kendimi soyutladım adeta. Ama şu an seriye nötrüm yine. Değişik bir durum anlayacağın :D

      Sil
  2. Seriyi okumadım :O Kapakları itici geliyor ya, neden öyle hissediyorum bilmiyorum :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Emin ol yalnız değilsin. Serinin kapaklarını görünce adeta gözlerim kan ağlıyor -,- Opal yine idare eder. Ya Oniks'in kapağına ne demeli? Resmen kamyoncu atletiyle fotoğraf çekmişler adamı. Onu bunu geçtim, ben böyle karakterlerin baştan seçildiği kapakları sevmiyorum. Kapakları görmesem aklımda öyle bir Daemon canlanmazdı mesela ama artık bilinç altıma işledi. Elden ne gelir? Yine de çok da beklentiye kapılmadan bir şans vermelisin bence. Belli mi olur, belki çok seversin :)

      Sil
  3. Merhaba,

    Kitap yorumlarınız çok güzel, insanın okuyası geliyor :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ne mutlu o zaman. Güzel yorumunuz için çok teşekkür ederim :)

      Sil