2 Ağustos 2016 Salı

Tersyüz | Kitap Yorumu

Herkese merhaba.:)
Tersyüz, kitaplığımda uzun süredir okunmayı bekleyen kitaplardan biriydi. Öyle ki kitabı herkes okudu, yorumladı, çok sevdi. Hatta ben anca okuyuncaya kadar kitabın kapağı bile değişti. Aslında kitabı okumayı uzun zamandır da istiyordum hani ama yine okumayı sebepsizce ertelediğim ve sonunda okuyunca 'iyiki de okumuşum' dediğim kitaplardan biri oldu. Okurken bol bol gülümseten, yeri geldiğinde de gözlerimi yaşartan, hem en bilindik klişelerle, hem de hayatın içinden mucizelerle dolu bir kitaptı. Bu yılın favori kitapları arasına da girdi haliyle.


Ambrose Young. Okulun en çekici çocuğu olmasının yanında, kasabanın yıldız güreşçisi de aynı zamanda. Fern Taylor. İyilik dolu, kocaman bir kalbi olan, tatlı mı tatlı bir kız. Ama kocaman gözlükleri ve diş telleriyle çekici olmakla alakası yok. Fern Taylor bütün gerçekleri görmesine karşın, her şeye rağmen Ambrose Young'a tüm kalbiyle aşık. Ancak Fern bir gün Ambrose'u tanıma fırsatı yakalıyor. Güzel vücudu ve sarı saçlarıyla çekici arkadaşı Rita'ya yardım etmek için Rita'nın ağzından Ambrose'la mektuplaşıyor. Ve Ambrose Young, mektupları yazan kıza aşık oluyor. Ancak bir gün Ambrose ve 4 arkadaşı Irak'a savaşa gidiyorlar. İçlerinden yalnız biri, yüzünün yarısı yanmış olarak geri dönüyor. Bu yakışıklı güreşçimiz Ambrose'dan başkası değil tabi ki. İşte her şeyin tersyüz olmasıyla Fern ve Ambrose'un hikayesi en başından başlıyor.


Kitabı bu zamanlarda okumam benim için çok daha iyi oldu aslında. Geçenlerde bir video izledim. Çok güzel ama sivilce problemi yaşayan bir kadın vardı videoda. Herkes sivilceleri olduğu için ona hakaretler yazmıştı. Kadın makyaj yaparak tüm sivilcelerinden kurtuldu ve aldığı hakaret mesajları da hayranlığa dönüştü. Ama zamanla yine aynı 'bilir kişiler' kadının yaptığı makyaja karışmaya, yeni hakaretler yazmaya başladılar. Ama o zaten her haliyle çok güzeldi. Hem zaten güzellik nedir ki? Bir varlığı 'güzel' olarak sınıflandırmanın kıstasları nelerdir? Peki hayatın akışı durmadan değişirken 'güzel' olmak uğruna verilen bu olağanüstü çabanın gerekliliği nedir? 



Aslında bunun için çok güzel bir söz de var:  

''Güvenme güzelliğine bir sivilce yeter,
Güvenme zenginliğine bir kıvılcım yeter.''


Kitapta sevdiğim bir diğer noktaysa, Fern ve kuzeni Bailey arasındaki dostluktu. Bailey'e küçüklüğünde kas distrofisi teşhisi konmuş ve o zamandan beri hareketleri kısıtlanmış durumda. Ancak yaşadığı bütün zorluklara rağmen Bailey yaşamın değerini bilip kendine acımıyordu. Gerek alaycılığını, gerekse mücadeleci tavrını çok sevdim. 

''Bazen güzellik ya da onun eksikliği, birini gerçekten tanımanı engeller.''

Kitabın okuyucuya farklı bir bakış açısı katabileceğini düşünüyorum. Siz de ne başkalarını acımasızca eleştirin, ne de başkalarının düşünceleri uğruna kendinizden ödün verin. Konu hafiften başka konulara sapsa da demem o ki, Tersyüz'ü okuyun, okutturun. Şimdilik hoşçakalın. Bol kitaplı günler.:)












Hiç yorum yok:

Yorum Gönder