10 Ağustos 2016 Çarşamba

Shadowhunters | Dizi Önerisi #4

Herkese merhaba.:)
Ölümcül Oyuncaklar serisi oluşturulan dünya itibariyle çok sevdiğim serilerden birisi. Yeri geldiğinde seriyi yerden yere vurduğum da doğrudur, yalan yok. Ama bunun tek sorumlusu Clary ve onun ağlak tavırları. Bu yüzden tek bir karakter uğruna artık koca bir seriyi çöpe atmanın uygun olmayacağı kararına vararak en azından kitap serisini yerden yere vurmayı bıraktım. (Bu arada seriyi seviyorum yanlış olmasın.) Filmi çıktığında da aynı şeyi yaşamıştım. Küçük teferruatlar uğruna filmi yerden yere vurup, tabiri caizse 'pire için yorgan yakmıştım.' Ancak sonrasında filmi tekrar, tekrar, tekrar (artık kusma noktasına gelene kadar) ara  ara izledim ve sevdiğim filmlerden biri haline geldi. Hal böyle olunca dizisinin çekileceği haberini aldığımda havalara uçmuştum. Taki ilk bölümü izleyene kadar.

İlk bölüm ilk yayınlandığında büyük umutlarla izleyip 'bu efektler ne böyle ya' deyip kapattığımı hatırlıyorum. 'Ama sende her şeyde bir kusur arıyon İlkay' diyenler çok haklılar. Ama bu son seferde ben de haklıyım. İlk bölüm bana göre tam bir faciaydı. Oyuncular çok yapmacıktı. Sonra çok gereksiz sahneler vardı falan fişman. O yüzden de diziye aylarca devam etmedim. Ancak 'Geceyarısı Leydisi' elime geçince ben de bu gölge avcılarına yeniden merak saldım ve diziye devam ettim. Gerçekten de ilerleyen bölümlerde hem sahneler güçlenmişti, hem de oyuncular bi kendine gelmişlerdi. Hayatımda izlediğim en iyi dizilerden olmasa da gittikçe güzelleştiğini düşündüğüm bir dizi haline geldi diyebilirim. Hele ki kitap serisinin hayranı olanların bir şans vermesi gerektiğini düşünüyorum. Maksat eksik kalmasın. Hem belki de seversiniz belli mi olur.




Şimdi ne kitap serisi ne de dizi hakkında hiçbir fikri olmayanlara 'dizinin' konusunu kısa bir özet geçelim bakalım. Bakın 'dizinin konusu' diyorum. Çünkü her ne kadar bariz temalar üzerinde durulsa da ufak tefek farklılıklar da mevcuttu. Karakterlerin yaşları vs. gibi. Clary Fray'ın hayatı, 18. yaş gününde bir gölge avcısı olduğunu öğrenmesiyle yerle bir olur. Gölge avcıları, yarı insan yarı melek kanı taşıyan, özel güçlere sahip, iblis avlayan avcılardır. Clary'ninse gölgeler dünyasına katılması kaçınılmazdır. Zira varlığından bile habersiz olduğu babası Valentine, ölümlü kupanın peşindedir. Artık Clary'nin büyük sorumlulukları vardır. İşte genel olarak konumuz böyle diyebiliriz. Dizinin üstesinden öyle böyle gelmişler. Şimdi çok da yerden yere vurmak istemiyorum. Malum bu konuda geçmişim pek parlak değil. Sonra dizi favorilerimden olur falan, söylediklerimi yutmak da istemiyorum şimdi.



Dizinin instagram hesabından gördüğüm üzre oyuncular gerçek hayatlarında da oldukça sempatik ve eğlenceli insanlar. Dizide de her yeni bölümle beraber rolleri oturuyor gibi ama.. İşte gelelim işin ama kısmına. Böyle bir yapmacıklık var gibi ya bilemedim. Özellikle Jace ve Clary'e hiç ısınamadım. Tamam Clary ağzıyla kuş tutsa da o kızı sevmem ama Katherine McNamara gerçekten çok yapmacık duruyor dizide ya. Böyle kızı kahraman yapçaz diye ergen gibi bırakıyorlar ortada bir de tam sinirlik. Hele Jace'le Clary'nin arasındaki çekimden de gına geldi artık of yani. Zaten Jace de olmamış ki hıh. Bi dünya eksik, bi dünya eksik höh yani. -,-


İnanın şu sahnelerde artık çığlık atmak istedim. Savaşın ortasında dudak dudağa konuşmak nedir? Bi iblis şunları deşse de rahatlasak dedim yeminle.


Ah kıymetinizi bilemedim affedin. -,-


Hayır gerçek hayatta gayet sempatikler ona lafım yok ama dizi için olmamışlar be. Cidden son bölüme kadar 'ha gayret ha gayret' diye kendimi onları sevmeye zorladım ama ne mümkün. Bizimle değılsınız. -,-


Ay yeter sıkıldım Clary'le Jace'in öpüşme seremonisinden. Dizi sırf şu ikili için bile izlenir valla. Zaten kitaplarda Malec çifti favorimdi. Magnus Bane zaten üç gölge avcı jenerasyonunda da favori karakterim. Karakterlerin de hakkını vermişler. Helal olsun valla.


Ancak bir şey var ki yazmazsam içimde kalır valla. Matthew Daddario, tam bir potansiyel William Herondale. Will benim ilk kurgusal aşkımdı diyebilirim. Aklımda canlandırdığım kişi de kesinlikle Matthew'di. Ama olsundu. Alec için de olmuş şimdi. Ama onu görünce bi an 'aha işte Will' demeden de duramadım.Ve göz yaşları akar.:')



Dizide de bi gülüyor tam gülüyor. Aman maşallah maşallaaah. -,-


Sevdiğim diğer bi ikili de Isabelle ve Simon tabi ki. Şu an için pek bi ikililik hali olmasa da ikisinin sahnelerini dört gözle bekliyorum yeni sezonda. Bu arada özellikle son bölümlerde Isabelle'ın kendine bi çeki düzen vermesi ona benden bir puan kazandırdı. Zira önüne gelen herkesi baştan çıkarmasından da gına gelmeye başlamıştı. Böyle daha güzelsin Isabelle. Ve Simon, sanırım dizinin başından beri karaktere cuk oturttuğum yegane isim. Aferin Simon böyle devam. -,-


Ve işte tam bir Valentine Morgenstarn. Tam bir sosyopat, piskopat, her bir çetrefili planlayabilecek biri. Sanırım Simon gibi Valentine de rolüne cuk oturmuştu. Hatta dizideki en sağlam karakter o diyebilirim. Tam bir kötü karakter örneği. Filmde Jonathan Rhys Meyers'i de beğenmiştim ancak Valentine için fazla genç ve yakışıklıydı bana göre. Ancak Alan Van Sprang tam bir Valentine olmuş gibi duruyor. Ayrıca Valentine'nin gençliğinde Sebastian'ı gördüm resmen. Tamam saçlar sarı değil falan filan ama hadi ama bunlar ufak teferruatlar. (Kitap serisini okumayanlar demek istediğimi ilerleyen sezonlarda anlayacaklar.)


Bütün bu övgü ve yergilerimle harmanladığım uzun yazımdan sonra diziyi önerir miyim sorusuna gelelim bir de. Dizide eksik bulduğum pek çok nokta vardı var olmasına ama düşününce ne yaparlarsa yapsınlar gözümde mükkemmel olmayacağını fark ettim. Çünkü Ölümcül Oyuncaklar serisi benim ilklerimden biri ve onunla ilgili herhangi bir şeyi hemen beğenebileceğimi düşünmüyorum. Ancak sonradan beğenebilmişim de şimdi boşa caka satmanın da alemi yok. Bakınız filmine karşı süratle değişen tutumlarım. -,-  Neyse. Demem o ki, diziyi öneririm. Zaten önermesem bu kadar uzun bir yazı yazma zahmetine girmezdim. Umarım saçmalıklarla dolu bu saçma yazı hoşunuza gitmiştir zira çok saçmaladım ama neyse ne işte. Ayrıca 'dizi- film oyuncuları karşılaştırma' yazıma da göz atabilirsiniz. Okumak için TIK TIK  Ancak şunu baştan söyleyim o yazıyı yazarken kafam nerdeymiş hiç bilmiyorum. Oradaki görüşlerin bir çoğuna şu an katılmadığımı fark ettim. Maksat benim değişken ruh halimi gözlemlemek. -,- Neyse şimdilik hoşçakalın. Mutlu günler.:)








Hiç yorum yok:

Yorum Gönder