16 Ağustos 2016 Salı

Kırmızı Pazartesi | Kitap Yorumu

Herkese merhaba.:)
Sonunda Marquez okumanın haklı sevincini yaşıyorum. Adını, namını (haliyle) epeyce duyduğum ve uzun zamandır kitaplarını okumak istediğim bir yazardı Marquez. Hatta geçtiğimiz aylarda Yüzyıllık Yalnızlık'a başlamıştım bile. Ama malesef ki yanlış zamanda yanlış kitaba başlamışım, devamını getiremedim. Başka bahara diyerek kitaplığıma kaldırmıştım güzelim kitabı. Aslında Marquez okumaya daha ince bir kitabıyla başlamak istiyordum. Geçtiğimiz günlerde çok sevdiğim bir bloggerın (Okuyan Muggle) tavsiyesi ile Kırmızı Pazartesi'yi aldım. Yakın gelecekte okumak istediğim bir kitap olsa da hemen başlamayı düşündüğüm bir kitap değildi. Ancak kitabı incelerken, sadece ilk cümlesini okumamla, kitabı yaklaşık bir oturuşta bitirmem bir oldu. Gerçekten çok ama çok sevdim.
Kitabı kısa sürede okusam da, üzerimde uzun vadeli etkiler bıraktığı da doğrudur. Kitap, basit bir cinayet hikayesini konu almanın dışında çok çeşitli anlamlar da barındırıyordu. 

''Bana bir önyargı verin, dünyayı yerinden oynatayım.''

Kitabımızın konusunu anlatmaya nereden başlasam cidden bilemiyorum. O kadar çok karakterin hikayesi tek bir olay etrafında toplanmıştı ki, ne yazarsam yazayım açıklayabileceğimi sanmıyorum. Ayrıca kitabın büyüsünü de bozmak istemiyorum. Ama bence zaten, kitabın konusunu öğrenmek için ilk cümlesini okumak yeterli.

''Santiago Nasar, onu öldürecekleri gün, piskoposun geleceği gemiyi karşılamak için saat 
5:30'da kalkmıştı.''

Gördüğünüz üzere daha ilk cümleden olayların gidişatı belirlenmiş. Ancak bu durum, kitabın sürükleyiciliğini birazcık bile azaltmamıştı. Yazarın üslubunu çok sevdim. Kendimi kitaba o kadar kaptırmıştım ki, bir yerden sonra film izliyormuş gibi hissetmeye başlamıştım. 

''Kader bizleri görünmez kılar. Aslında Santiago Nasar, herkesin gözleri önünde ön kapıdan girmişti içeri, görünmemek için de hiçbir şey yapmamıştı.''

Aslında kitap boyunca cinayeti kimin işlediği veya makdülün kimliği önemli değildi. Önemli olan halkın olaylara karşı ilgisizliğiydi. Katiller basbaya cinayet işleyeceklerini yedi düvele duyurmalarına rağmen kimse olaylara müdahale etmiyor, önemsemiyordu bile. Üstüne üstlük Santiago Nasar'ın suçlu olup olmadığı bile belli değildi. Onun sadece bir günah keçisi seçildiği ve pisi pisine öldüğü kanaatindeyim. Santiago Nasar'ın katili aslında bütün mahalleydi bana göre. 
Dünya çapında ses getiren ünlü bir roman olmasına şaşmamak gerek Kırmızı Pazartesi'nin. Üstüne üstlük kitabın konusu yazarın çocukken bizzat yaşadığı gerçek bir olaydan alıntıymış. Bunu öğrenmek beni hem şaşırttı, hem biraz üzdü. Ancak günümüzde yaşanan olaylara baktığımızda da bunu pek fazla garipsememek gerekli belki de. Bu ilgisizliği, tepkisizliği. İşimize geleni istediğimiz biçimde görmeye yatkınlığımızı.
Yüzyıllık Yalnızlık'tan da okuduğum kadarıyla yazar okuyucusuna bilmediği olayları aktarmıyor, aksine olayları başka açılardan görmesi için okuyucusuna sunuyor. Farklı dönemlerde tekrar tekrar okunması gerektiğini düşündüğüm ve beni Marquez'in kalemine hayran bırakan bir kitaptı Kırmızı Pazartesi. Haliyle herkesin okumasını şiddetle tavsiye ediyorum. Şimdilik hoşçakalın. Bol kitaplı güzel günler.:)





6 yorum:

  1. Kitabı beğenmene çok sevindim canım, yazara başlangıç kitabı olarak en iyi seçenek bence Kırmızı Pazartesi :')

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bence de harika bir başlangıç oldu. Yazarın diğer kitaplarını okumak için sabırsızlanıyorum. Bloğundaki Marquez yorumlarına dadanıcam sanırım. :))

      Sil
  2. Kitabı bitirdiğim zamanı hatırlıyorum da, sarhoş gibiydim. Marquez sarhoşu :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ne güzel söyledin. Kitabı bitirdikten sonra ben de aynen öyle hissettim.:) Kötü yanı şimdi okuyacağım kitaba adapte olamayacağım,böyle bir boş gelecek. -,-

      Sil
  3. Yazara ben de Kolera Günlerinde Aşk'la başlamak istiyorum, çok merak ettiğim bir kitap :))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. O kitabı ben de çok merak ediyorum. Kesinlikle bir an evvel Marquez okumalısın :)

      Sil