14 Ağustos 2016 Pazar

Kitap Alışverişi #17

Herkese merhaba.:)
D&R'nin 9.90 indirimini duyar duymaz soluğu tabiki de D&R'de aldım. Laf aramızda asırlar sonra dışarı adımımı attığımdan bir an kendimi bin yıllık uykusundan uyandırılmış Firavun Tutankamon sandım. Renkler fazla parlak, insanlar fazla hızlı geldi ama kitapların arasına girince özüme döndüm diyebilirim. Neyse konuyu daha fazla dağıtmayalım. İndirimde gerçekten güzel kitaplar vardı. Özellikle Ephesus'un ciltli kitaplarını bu indirimde görünce küçük çaplı bir şok yaşadım. Ne de olsa ciltli kitapları böyle bir indirimde görmek kırk yılda bir olur. (Pegasus'cuğum duy bunları lütfen. -,-) Ama gelin görün ki, şu dünyada indirim için kitapçıya gidip indirimden kitap almayan tek insan benimdir. Ama bu demek değil ki kitap almadım. Mağazayı gezdim, didik didik ettim, kitapları insanüstü bir güçle bağrıma bastım ve belki biraz da bazı kitapları kuytu köşelerde az biraz okumuş olabilirim. Ama bütün bunların sonunda çok güzel kitaplar keşfettim ve daha ne olduğunu anlayamadan bir baktım ki kasadayım. Şimdi bakalım bakalım neler almışım?





Okuyan Muggle'ın önerisiyle ( TIK TIK ) Kırmızı Pazartesi'yi görür görmez resmen kitaba yapıştım. Zaten Marquez, kitaplarını okumayı fazlasıyla istediğim bir yazar. Daha öncesinde Yüzyıllık Yalnızlık'a başladıysam da, yoğun bir dönemimde olmamdan da olacak ki, devamını getirememiştim. O nedenle yazarın üslubuyla başka kitaplarla tanışıp, Yüzyıllık Yalnızlık'la zirveye oturtmak istiyorum. Ama o değil de, şu kapağın güzelliğine bakar mısınız ya? Marguez'in kitaplarının kapaklarını görünce içim ısınıyor sebepsizce. :') Mürebbiye'yi, sadece Stefan Zweig kitabı olması dolayısıyla aldım. Stefan Zweig ne yazsa okurum diyebileceğim bir yazar konumuna geldi artık. Elimde de Korku'dan başka okunacak Zweig kitabı kalmadığından yazarın elime geçen ilk kitabını almış bulundum.


Bu iki kitap hakkında gerçekten hiçbir fikrim yok. Aslında D&R'yi gezerken şans eseri rastladım. Albüm Yaprağı'nı instagramda sık sık görsem de aklımda olan bir kitap değildi. Sadece arka kapağında Virginia Woolf'un ''Kıskandığım tek yazar'' yorumunu görünce kesinlikle almalıyım dedim. İnsanların Dünyası'nın da arka kapak yazısı çok hoşuma gitti. Özellikle son dönemde insan psikolojisiyle fazlasıyla ilgilenir oldum. Tamam kitap, psikolojik bir kitap değil belki ama (Gerçi hiçbir fikrim yok bu konuda ama bana o izlenimi vermedi.) arka kapağında yazan insanlığa ve doğasına ait yazı, gerçekten çok güzeldi. Sonradan yazarının aynı zamanda Küçük Prens'in yazarı olduğunu anladım ve artık kitabı almak bana farz olmuş oldu.


 Ve ve veee işte asırlardır almayı ertelediğim kitap. Aslına bakarsanız daha Düşmüş Melekler Şehri'ni okumadım bile. Bir de üstüne gaza gelip kitabın etiket fiyatını ödemek pahasına, az biraz kazıklanarak kitabı aldım. Yani beğensem iyi olur. Sanırım kitabı almamdaki temel etken, gölge avcıları takıntımı depreştiren namı diğer Alec Lightwood (Matthew Daddario) oldu. Keşke öyle gülmeseydi kahretsin. -,-


Bir de son anda gözüme bu tatlı mı tatlı defter çarptı.


Her sayfasında böyle kitaplardan alıntılar da var. Aslında beni biraz da bu cezbetti. Böylece yeni kitaplar da keşfederim belki.

Ve bir de toplu fotoğraf alalım bakalım.


İşte benim alışverişim bu kadardı. Bana kalsa bugün de laptopumu kucağıma alıp yatağımda pinekleyecektim ama işte hayhaaat! Neyse iyi de oldu aslında üç beş insan görüp medeniyete çıktım. Artık eski hayatıma dönebilirim. 
Ve son olarak aldığım kitaplar hakkında fikirlerinizi bekliyorum. İçlerinde sizin okuduklarınız veya okumak istedikleriniz varsa, yorum bırakırsanız çok çok çoook sevinirim. Şimdilik hoşçakalın. Bol kitaplı güzel günler.:)



4 yorum:

  1. Ben Kayıp Ruhlar Şehri'ne beş yıldız vermiştim :D Kitabın havası çok güzeldi bir kere, olaylar da çok manyaktı yaa :D Bence beğenirsin gibi. Kırmızı Pazartesi'yi aldığına çok sevindim, benim kadar beğenmen dileğimle, iyi okumalarr! :')

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bi delilik hali aldım işte ama severim gibi geliyor ya.:D Kırmızı Pazartesi'yi en kısa sürede okumaya çalışacağım. Bence artık Marquez okuma zamanım geldi. Yorumun için teşekkür ederiimm.:)

      Sil
  2. O defteri görünce çok kıskandım itiraf edeyim :D Ben de çook uzun zamandır almak istiyorum ama bir türlü rastlayamadım nedense. Kırmızı Pazartesi'yi iyiki almışsın ben çok beğenmiştim.Yüzyıllık Yanlızlığı en son okumaya karar verdim ben, önce Gabo'nun diline alışmak istedim.
    Neyse, hayırlı olsun cicilerin, güle güle oku/kullan hepsini :D Ben de İstanbula dönsem de bekleyen kargolarıma kavuşsam diye gün sayıyorum :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Öncelikle çok teşekkür ederim güzel yorumun için.Umarım sen de güzelliklerine bir an evvel kavuşursun.:) Marquez konusunda da sana katılıyorum. Öncelikle yazarın diline alışmam lazım. Kırmızı Pazartesi gözüme güzel bir başlangıç gibi göründü ya bakalım.:)

      Sil