13 Ağustos 2016 Cumartesi

Cumartesi İlk Beş #5 | Kitaplardaki İç Bayıcı Klişeler

Herkese merhaba.:)
Bildiğiniz üzere çok çok çoook uzun zaman önce cumartesi günleri 'Cumartesi İlk Beş' adı altında bir etkinlik yapıyordum. Ama unutmuş olabilirsiniz. Üzerinden o kadar zaman geçti ki ben bile yeni etkinlik buldum sandım bir an. -,- Aman neyse işte o serinin devamını getirmeye karar verdim ve bunun için 3-4 fikir buldum bile. Bu haftanın konusuysa 'kitaplardaki iç bayıcı klişeler.' Bakalım bakalım hangi kitapları hangi klişelere uygun görmüşüm. Ancak şunu başta belirtmek istiyorum. Zira üzerime ateş saçan yorumlarda bulunmayınız lütfen.'Burada yazanlar sadece ama sadece benim düşünce ve yorumlarımdır.' Yani sizin sevdiğiniz benim sevmediğim veya tam tersi benim sevmiş olduğum ama sizin sevmediğiniz karakterler olabilir tabi ki. Sadece bunu göz önünde bulundurun ve lütfen siz de yorum bırakın bu konuyla ilgili. Sanırım hayatta bıkmadan yapabileceğim sayılı şeylerden biri de kitaplar hakkında konuşmak olabilir. Aman neyse başlayalım artık.



Madde 1: Aşk üçgeni.


Sanırım Mekanik Melek artık bu klişenin tescilli örneği haline geldi. Kitabı okumayanlar bile ordan burdan Tessa-Will-Jem muhteşem üçlüsünü duymuşlardır bence. Ama inanır mısınız her ne kadar bu üçgenlerden ilallah etsem de herkesin aksine ben Tessa'dan nefret etmiyorum. Hatta seviyorum bile. Cidden mizacıma ters köşe yaptıran bir durum ama bir tarafta Will, diğer tarafta Jem varken Tessa'yı karar veremiyor diye yargılamak da benim harcım değil şimdi. Ama öyle ya da böyle en büyük kitap klişelerinden birini taşıyor Mekanik Melek.






Bonusss. Bu maddeyi yazınca aklıma ilk Mekanik Melek gelmişti ama Gölge ve Kemik'i de eklemeseydim rahat edemezdim. Zira sanırsam ikinci kitapta falan aşk dörtgenleri, beşgenleri havalarda uçuşuyordu. Alina'dan nefret ettiğimi söylemiş miydim? -,-







Madde2: Kötü Çocuk



Bu madde için tabiki de tanıştığım ilk kötü çocuk olan Patch Cipriano'yu seçtim. O zamanlar Patch de Patch diye dolaşırdım etrafta. Ne utanç verici ama. Ah o çömezlik yıllarım. Neyse işte, kitaplardaki yani özellikle genç yetişkin veya yeni yetişkin kategorisindeki kitaplarda mutlaka böyle bir tip bulunuyor artık. Sanırsın kötü çocuk yazmayan yazarı dövüyorlar. Peh. Ama Patch hala başka benim için yani sanırım. Kitabı şimdi okusam büyük ihtimalle yavan gelir ama o zamanların süper gücü Hush Hush'tı.





Madde 3: Halka yapılan zulme baş kaldıran içimizdeki kahraman.



Açlık Oyunları bana göre kesinlikle bir klişe değil, ki zaten en azından benim ilk okuduğum distopyalardan biri. Hatta düşününce şimdi, ilk bile olabilir yani tam bilemedim. Neyse, yine de sembol olarak Açlık Oyunları'nı ele alalım dedim. Artık distopyalar da aynı tadı vermez oldu. Tamam türü dolayısıyla konu sınırlaması olabilir bunu anlıyorum ama artık hepsi kopyala yapıştır gibi geliyor bana. Arada özgün kurgulara rastlıyorum onlar için sözüm meclisten dışarı ama yeni çıkan kitapların çoğu birbirinin aynı gibi artık.



Madde 4: Özel güçlerinin farkına anca ergenlikte varan saf kız.



Bu kısmı kısa tutucam zira Anna gerçekten sinirlerime dokunuyor. Bu kız kadar saçma bir karakter gördüğümü hatırlamıyorum. O kadar sinir ve saçma sapan hareketleri vardı ki, bir yerden sonra kendimi yolmaya başlamıştım sinirden.(Bu konuda ciddiyim. -,-) Her ne kadar ikinci kitapta düzeldiğini söyleseler de Anna'nın hareketlerini bir kitap daha kaldırabileceğimden şüpheliyim. Bunun dışında seri güzel ama olmayınca da olmuyor işte ne yapacaksınız... Neyse işte bu 'saf' kızımız da ne olduğunu bilmeyen ama asıl 'kahraman' olan bir karakter. Ne saçmalık..





 Bonusss. Bu kitabı kütüphaneden alıp okuduğum için binlerce kez şükrediyorum. Sanırım hayatımda okuduğum en saçma kitap buydu. Aslında kitap hakkında pek de bir şey hatırlamıyorum şu an. Düşünün o kadar iz bırakmamış. Ama ana karakter kızımızın bir bitki olduğunu ve bunu ancak 15-16 yaşına gelince fark edecek kadar (iki saat doğru kelimeyi arayıp bulamadı) 'saçma' olduğunu hatırlıyorum. Düşünün hayatınız boyunca banyo yapma ihtiyacı hissetmiyorsunuz, sadece ot yiyebiliyorsunuz ve üstüne üstlük hiç banyo yapmadığınız halde kokuşmuyorsunuz ama bunu kazık kadar olana kadar fark etmiyorsunuz. PESS! Cidden pes. Of yeter daraldım.



Madde5: İlk görüşte oluşan çekim.



Aslına bakarsanız kitabı unuttum ama Jace ve Clary arasındaki 'karşı konulmaz çekimi' hatırlıyorum. Okuyanlar bilir o nasıl bir çekimse artık, malum olaylar bile onlara engel olamıyordu. -,- Hele dizisinde iyice sinir oldum. Allah'ım o nasıl bir vıcıklıktır. Valla midem bulandı. Keşke bi iblis Clary, Jace'e göz süzerken onları deşiverseydi. Ben de onlar da rahatlardı valla. Bu madde bana çok çok ve (bir kez daha) çoookk yapmacık geliyor.





Eveet. Benim aklıma gelen en bariz klişeler bunlardı. Sizin de aklınıza bu tür klişeler geliyorsa yazarsanız çok sevinirim. Şimdilik hoşçakalın. Bol kitaplı güzel günler.:)

7 yorum:

  1. Yeri geliyor böyle klişelerden çok sıkılıyor, devamlı göz deviriyorum ama genel olarak hoşuma da gidiyorlar ya :D Özellikle aşk üçgenlerinin yarattığı gerilim benim için okumayı daha keyifli hale getiriyor :D Cehennem Makinelerini henüz okumadım ama dediğin gibi okumadığım halde biliyorum orada da bir aşk üçgeni olduğunu. Bu durum daha da heyecanlandırmıyor değil aslında beni :D Benim en nefret ettiğim klişeyse, esas kızın çok masum, çok saf olması ve esas oğlanın devamlı bunu vurgulaması :/

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bende hissediyorum o aşk üçgeni gerilimini, kitaba heyecan katıyor biraz ama abartılmadığı sürece :D

      Sil
    2. Ben de aşk üçgenlerini sevmesine seviyorum hani. Genellikle de dışlanan tarafın yanında olurum ama bazen istisnalar yapabiliyorum işte. :D Neyse, benim asıl sevmediğim aşk üçgeninden ziyade asıl kızımızın bir türlü toparlanamayan kafası. Alacakaranlık misali. 'Jacob seni seviyorum ama aşık değilim' gibisinden. (Öyle miydi tam hatırlayamadım ama tam sinirlik bu haller bence. Bu arada Alacakaranlık ilk göz ağrımdır severim yani. :D)

      Sil
  2. Anna konusunda kesinslikle haklısın. Çok sinir oluyorum yaa o kıza. Ayrıca ikinci kitapta düzeldiği de doğru değil bence 😖

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ya aslına bakarsan seriye devam etmeye kalsam kitabı da unuttum ben. Ama çok net hatırladığım şey Anna'nın 'aşırı aşırı aşırı saflığı' karşısında içimdeki caninin ortaya çıktığı. -,- :D

      Sil
  3. madde 3 ve madde 4 tanımlarına bayıldım çok güldüm hele 4 hala gülüyorum:))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sorma ya, içimde nasıl biriktirdiysem artık ben de :D

      Sil