31 Temmuz 2016 Pazar

Çizgi Pijamalı Çocuk | Film Yorumu #16

Herkese merhaba.:)
Geçtiğimiz günlerde Çizgi Pijamalı Çocuk kitabını okuyup çok etkilenmiştim. Kitabın sonunu okumamla darmaduman olmuştum resmen. Tam daha da dağılmam mümkün değil derken, kitabımızın aynı isimle beyaz perdeye uyarlanan filmini izlememle iyice dağıldım. Kitapla filmi karşılaştırdığımda başarılı bir uyarlama olmuş diyebilirim. Onun dışında, film zaten tek başına insanı yıkıp geçecek nitelikte.

Kitabı yorumladığım yazımda (Okumak için TIK TIK ) konusundan zaten bahsetmiştim. Ama yine de kısaca bir değinmek istiyorum. Filmimiz Nazi Almanya'sında geçiyor ve bütün olaylar 8 yaşında (aslında kitabında 9'du ama neyse) bir çocuğun gözünden aktarılıyor. Ana karakterlerimizden biri Bruno. Bruno'nun babası özel bir görev için Polonya'ya gönderiliyor. Yeni taşındıkları evlerinde hiç arkadaşı olmayan Bruno etrafı keşfe çıkıyor ve evin yakınlarındaki toplama kampından Shmuel isimli bir çocukla arkadaş oluyor. Tabi bu olanlardan kimsenin haberi yok. İkisinin dostluğu ve gizli buluşmaları sadece Bruno ve arkadaşı Shmuel arasında bir sır.


İkili her öğleden sonra buluşup birbirlerinin hayatları hakkında konuşuyorlar. Shmuel olanlardan biraz haberdar haliyle yaşadıklarından sonra. Bruno'ysa her şeyden bihaber, arkadaşının da kendi gibi lüks içinde yaşadığını düşünüyor. Ama zamanla gerek öğretmeni, gerek ablası Gretel'in onu bilgilendirmesiyle (!) Yahudiler'in yıkıcı ve kötü bir ırk olduğunu düşünmeye başlıyor. Ancak Bruno'ya Yahudi arkadaşı Shmuel, hiç de yıkıcı ve kötü biri gibi görünmüyor. Aksine etrafındaki bütün bu çizgi pijamalı insanların yardıma ihtiyaç duyduklarını düşünüyor. 

Özellikle son kısım gerçekten çok vurucuydu. İnsana bir tokat gibi çarpıyor adeta. Uzun süre etkisinden çıkabileceğimi de sanmıyorum. Her insanın izlemesi gerektiğini, izledikten sonra da kendisini ve olanları sorgulaması gerektiğini düşündüğüm, hayatın içinden, buruk ama güzel bir filmdi. Filmi sadece Naziler ve Yahudiler arasında geçen bir olay gibi değerlendirmemek gerek bence. Aslında ana mesaj; savaşın ta kendisi. İnsanlık çağlar boyunca sırf kendi menfaatleri ve kibirleri için savaştı, savaştı ve savaştı. Ama sonuca bakın ki ellerinde yine hiçbir şey kalmadı. Arada sırada olanlardan kendimizi soyutlayıp yaşananlara, tarihe tarafsızca bir göz atmalıyız bence. Hem şu anımız, hem de geleceğimiz adına. Umarım ırk, din, dil, milliyet, cinsiyet gibi gözümüzde büyüttüğümüz ama aslında insana değer biçme anlamında hiçbir önemi olmayan olguları bir kenara bırakıp insana 'insan' gözüyle bakabileceğimiz, başkalarının ayağını kaydırmak yerine kendimizi yükseltmek adına çabalayacağımız ve en önemlisi yaptığımız hataları veya sorunları olduğu gibi kabullenmek yerine işe önce kendimizi değiştirmekten korkmadan başlayarak sorunları çözümleyebildiğimiz günler gelir. Etrafımızdaki tel örgüleri bir an evvel kaldırmamız dileğiyle. Şimdilik hoşçakalın. 





6 yorum:

  1. Bu kitabı ben de çok beğenmiştim, okumamın üzerinden bayağı zaman geçti ama hala unutamadım. Filmi de sevmiştim :)) Herkes okumalı bence. Geçen yıl arkadaşıma doğum gününde bu kitabı aldım hatta :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. En güzel doğum günü hediyesi valla :D Ben de hem kitabını, hem de filmini çok seviyorum ^-^

      Sil
  2. Nazi Almanya'sı ve Yahudiler arasındaki savaşı konu edinen birçok film var aslında. Örneğin, The Pianist. Tavsiye ederim bunu da. Bu tür filmlerle beraber, mağdur olan insanların gözünden savaşı ve yaşadıklarını görüyoruz. Sizi bu film üzmüş olabilir ama bir film için üzülmenin değmiyeceğini düşünüyorum. Tavsiye ve yorum için teşekkürler, bir ara izlerim bunu.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. The Pianist de izlemek istediğim filmler arasında. Zaman bulduğum en yakın süreçte izlemeye çalışacağım. Aslında film için üzülmekten ziyade, yaşananların gerçekliği beni sarstı. Evet sonuçta bu bir kurgu ama gerçekte yaşanan olaylar da bundan daha az yürek burkucu değildi. Olaylar yüzeysel olarak aktarılsa da insanın içine işleyen bir film. İzlemenizi kesinlikle tavsiye ederim.

      Sil
  3. Filmi de kitabı da önceden duymamıştım, kitabı şuan okumam mümkün değil ama filmini izlemeyi düşünüyorum. Konusu çok ilgi çekici ve bence çok iyi yerden yakalamışlar. Filmin ismi, afişi ve yazıdaki görseller bile çok vurucu, hüzünlendiriyor insanı. Tavsiye için teşekkürler. :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Gerçekten hüzün dolu bir filmdi. Ne demek :))

      Sil