30 Haziran 2016 Perşembe

Favoriler | Haziran 2016


Herkese merhaba.:)
Bugün farklı bir yazıyla karşınızdayım. Genellikle her ayın sonunda o ay okuduğum kitapları toplu bir şekilde puanlama yapıyordum. Bunu neden favoriler yazısına çevirmeyeyim ki diye düşündüm. Sonuçta her yorumumun sonunda zaten puanlama yapıyorum. Ve işte sonuçta bu yazı ortaya çıktı. Çok uzatmadan bu ayın favorilerine geçmek istiyorum.




Aslında bu ay gerçekten birbirinden güzel kitaplar okudum. Laf aramızda bu ayın hasılatı 11 kitap olmuş. Uzun bir aradan sonra sonunda şeytanın bacağını kırdık diyelim. Neyse dediğim gibi bu ay gerçekten çok beğendiğim kitaplar oldu ama içlerinde en çok beğendiğim kesinlikle Elantris'ti. Adam sen ne yazıyorsun, ne yapıyorsun, o dünyayı nasıl kuruyorsun? Okumadıysanız kesinlikle okuyun, okutturun. 




       
               

Ve geçelim film köşesine. Valla bunun için gerçekten oturup düşündüm hangisi daha iyiydi diye ama karar veremedim. Hem benim ne haddime iki tane kült filmi karşılaştırmak. Sonuçta ikisi de kendi kulvarlarında harika filmlerdi. Mutlaka izleyin derim.

                                

Konu hazır filmlerden açılmışken sırada diziler olsun bakalım. Lucifer'a bu ayın başında başladım ve tamamen saçma nedenlerden dolayı daha 1 sezoncuk olan bu güzel diziyi bitiremedim. Yuh bana. Yeni dizi arayışındaysanız kesinlikle tavsiyemdir. Onun dışında bu ay malumunuz tatilin de etkisiyle yaşadığım boşlukta Türk dizilerine sardım birazcık. Ama bakın birazcık. Ben Türk dizilerini izlemeyi pek sevmiyorum. Yani entellikle bilmem neyle alakalı değil ama Türk dizileri gerek kurgu itibari, gerekse oyuncuların seçimiyle bana acayip saçma geliyor. Rastgele bir dizi açacak olsak mesela, yüzde doksan aynı konu işleniyordur: Arapsaçına dönmüş aşk ilişkileri. O yüzden sevmiyorum. Bir gün kardeşim benim tam aksime yine bu dizilerden izlerken, ben de bakayım biraz ne izliyormuş böyle dedim ve Seviyor Sevmiyor ilginç bir şekilde hoşuma gitti. Hem oyuncularının 'hepsinin' model olmamasını, hem de işlenen temayı sevdim. Siz de bir göz atabilirsiniz denk gelirse bence.


Ve ve veee en sevdiğim kısma geldik: MÜZİK. Alexander Rybak'a olan hayranlığım artık cümle alemin dilindedir bence. Herkesin en azından ilk ergenlik dönemlerinde delicesine (hatta bazen utanç verici bir şekilde) hayran olduğu biri vardır. Benim de Alex'ti diyeceğimi sanıyorsanız çok yanılıyorsunuz. Ben asla o kesimden olmadım. Ama Alexander Rybak'a yaklaşık 4 yıldır falan hayranım sanırım. Adamın bütün ruhuyla keman çalışını seviyorum en çok da. Zaten ben genel olarak keman çalan insanları seviyorum. Ama neyse bunu geçelim çünkü konumuzla uzaktan yakından alakası yok. Neyse işte yakın zamanda Alexander Rybak'ın, I Came To Love You isimli bir klibi yayınlandı. Klibi o kadar çok sevdim ki.. Şarkının sözleri de benim için gerçekten çok anlamlılar. Ama onu bunu geçsem bile şarkı insana böyle bir mutluluk hali veriyor. Klibi izlemek için TIK TIK  Aslında Alex'in tüm şarkıları beni mutlu ediyor ya neyse. Bu adamı dinleyin, dinlettirin. Tarzınız olmasa bile eminim sizin de yüzünüzde bir tebessüm bırakacaktır en azından son şarkısı.

Ve artık son kısımdayız: Bu ayın favori oyunu. Ben öyle bilgisayar oyunu falan pek bilmem arkadaş. Oh söyledim de kurtuldum. -,- Yani küçükken oynardım tabi ama artık pek ilgilenmiyorum, daha doğrusu ilgilenecek zaman bulamıyorum. Ama telefonuma böyle ara ara oyunlar indirdiğim oluyor. Aslında Fruit Ninja Free'yi uzun zamandır oynuyorum ama özellikle son dönemde epey sardım. Size de önerimdir.

Umarım bahsettiklerimi siz de, en az benim kadar seversiniz. Şimdilik hoşaçakalın.:)










Hiç yorum yok:

Yorum Gönder