25 Haziran 2016 Cumartesi

Cress | Kitap Yorumu

Herkese merhaba.:)
Aslına bakarsanız kitabı aylar önce okuyup bitirmeme rağmen yorumunu bu zamana kadar yazmamışım. Bunu da daha demin Winter'ın yorumunu yazarken fark ettim. Aman canım, geç olsun da güç olmasın. Kitabı çok sevdiğimi, hatta ilk iki kitaba oranla çok daha fazla beğendiğimi hatırlıyorum. Tabi şimdi Winter'dan sonra ikinci plana düştü ama yine de en sevdiğim iki karakterin, bu kitapta baskın rol oynaması nedeniyle kitabın yeri bende apayrı. Tabiki de Kaptan Thorne ve Cress'ten bahsediyorum. Ama o konuya da birazdan uzun uzun değineceğim zaten. Kitabı o zamanlar sınav döneminde olmama rağmen çok kısa sürede bitirdiğimi hatırlıyorum bir de. Ama hadi bakalım yorumumuza geçelim artık.



Kitabın nasıl bittiğini bile anlamadan bir bakmışım ki son sayfaya gelmişim. Hatta son sayfayı okuyup bitirdiğimde bile böyle son olmaz diyerek kitabın devamını aramıştım. Kitabı daha yeni okumuş olanlar veya okuyacaklar şu an o kadar şanslılar ki. Winter elinizin altındayken durmayın kitaba başlayın derim. Yeri gelmişken diğer kitapların yorumlarını da buraya bırakayım.




Her kitapta seriye yeni karakterler ekleniyor malumunuz. Bu kitabımızdaysa üzerinde durduğumuz karakterlerimiz Levana'nın daha küçük bir çocukken uzayda bir uyduya hapsettiği Cress ve yakışıklı mahkumumuz Kaptan Carswell Thorne.


Yorumumun başında da belirttiğim gibi Kaptan Thorne ve Cress, benim seride en çok sevdiğim iki karakter. Ayrıca bunu Winter'daki karakterleri de dahil ederek söylüyorum. Cress, böyle mini minnacık, tatlı mı tatlı ama çok da zeki, sevimli bir kızımız. Ve Kaptan Carswell Thorne. Onu anlatmaya kelimeler mi dayanır şimdi? Zaten her defasında bunu altını çize çize söylüyorum; böyle dinamik, enerji dolu, alaycı, zeki ve yakışıklı ama bunun yanında bad boy gibi de takılmayan erkek karakterleri çok seviyorum. Aslına bakarsanız Kaptan Thorne tam anlamıyla Vampir Akademisi'ndeki Adrian Ivashkov'a benziyordu bana göre. İkisinin de böyle vurdumduymaz görünmesine karşın ne kadar da ilgili ve zorluklar yaşayan karakterler olduğunu okurken anlıyoruz. Neyse konuyu saptırmaya da gerek yok aslında. Adrian da nereden çıktı şimdi? -,- Neyse son olarak şunu söylemeliyim ki, genel anlamda benim çok beğendiğim bir seri Ay Günlükleri. İlk iki kitabı ortalama bulduysanız bile bu kitapta eminim vooovv diyeceksiniz. Tabi istisnalar kaideyi bozmaz orası ayrı. Şimdilik hoşçakalın. Bol kitaplı günler efendim.:)






Hiç yorum yok:

Yorum Gönder