8 Mayıs 2016 Pazar

Amélie | Film Yorumu #12

Herkese merhaba.:)
Uzun zamandır izlemek istediğim ama bir türlü fırsat bulamadığım bir filmdi Amelie. Adından da anlaşılacağı üzere bir Fransız filminden bahsedeceğim bu yazımda. Zaten soundtrağını dinledikten sonra bile filmi çok seveceğimi anlamıştım ama nedense bu zamana kadar hep bir bahanem olmuştu da bu güzelim filmi izlemeyi hep erteleyip durmuştum. Amelie herkesin kendinden bir şeyler bulacağını düşündüğüm, insanın içini ısıtan ve belki de hayatımız hakkında radikal kararlar almamızı sağlayacak ve bir de bütün bunların yanında bittikten sonra bile yüzümüzde ufak bir tebessüm bırakacak bir filmdi benim için. Yazımın daha başında filmi bu kadar övdüğüme göre, tabiki de filmi izlemenizi öneriyorum ama bütün bunların yanında kısaca filmin konusundan da bahsetmek istiyorum.

Amelie Poulain, bir doktor olan babasının aylık muaneleri sonucunda kalp hastalığı olduğu gerekçesiyle diğer çocuklardan uzakta, evde yetiştirilir. Annesinin ölümünden sonraysa kendisi insanlarla haşır neşir olmak istemez. Taki büyüyüp hayata atılmak zorunda kalana kadar. 
Ancak her şeye rağmen Amelie'nin herkesten uzak, sade bir yaşantısı vardır. Ama bir gün tesadüf eseri banyosunun fayansının çıkması sonucu, yıllar önce yaşadığı evde büyümüş olan bir çocuğun anılarının gizlendiği bir kutu bulur. Artık Amelie'nin tek bir amacı vardır: kutunun sahibini bulmak. Kutunun sahibini bulursa insanlarla yakınlaşmak için çaba gösterecektir, ama yok bulamazsa yapacak bir şey yoktur ne yazık ki.. 



Amelie, cam hastalığı olan komşusu yaşlı beyefendinin de yardımıyla kutunun sahibine ulaşmaya çalışır ve bütün bu süreçte kendini başka insanlara küçük iyilikler yaparken bulur. Amelie herkesin hayatını düzene sokmaya çalışır ancak kendi hayatı karman çormandır ancak ona yardım edecek kimse yoktur. 

İşte bu süreçte çok güzel ve farklı bir aşk hikayesi de ekleniyor filmimize. Ama öyle vıcık vıcık bir aşk değil izlediğimiz. Amelie'nin kendisi gibi biraz delidolu, biraz gizemli ama kesinlikle çok farklı bir aşk hikayesi.. Son kısımda benim de gözlerim dolmadı değil şimdi. Ama size küçük bir tüyo verirsem, gözlerimin dolması üzüntüden değil mutluluktandı.




Ve ve vee son olarak oyuncular.. Hepsini ayrı ayrı çok sevdim. O kadar hayatın içinden, o kadar sempatik karakterler vardı ki.. Aslında filmin kendisi öyleydi. Hayatın hem acı hem tatlı yönleri yansıtılmıştı ve belki de benim filmi bu kadar sevme nedenim de tam olarak buydu. Ama söylemek istediğim küçücük başka bir şey daha var. Amelie rolünü canlandıran Audrey Tautou'nun oyunculuğunu çok başarılı buldum. Canlandığı karakter gibi çok tatlı ve sempatik birisi. Filmin müziklerine aşık olduğumu zaten yazımın başında belirtmiştim ama bir kez daha söylüyorum lütfen filmin soundtracklarına da bir göz gezdirip dinleyin. Bunun dışında son olarak replikleri de çok sevdim. Kısacası izlerken beni duygu karmaşası içine sokan ve kesinlikle favori filmlerimden bir haline gelen bir film oldu Amelie. Size de boş bir vaktinizde izlemenizi öneririm kesinlikle. Şimdilik hoşçakalın.:)



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder