9 Nisan 2016 Cumartesi

Benim Uzak Yıldızım | Kitap Yorumu

Herkese merhaba.:)
Sınavların bitmesiyle okuma anlamında gerçekten çok iyi başladı bu ay. Aman maşallah diyelim de geçtiğimiz dönemdeki gibi (3-4 ay falan -,-) reading slump'a yakalanmayayım. Neyse bütün bunları boşverip direk kitabımızın yorumuna yoğunlaşmak istiyorum. Öncelikle şunu baştan söyleyeyim ki, kitabı sevdim sevmesine ama başka bir zaman okusaydım çok büyük ihtimalle kitabı bu kadar sevmezdim. Evet kitabımız oldukça akıcı bir kitaptı ve zaten kitabı yaklaşık bir günde bitirdim. Sınavlardan sonra akıcılığıyla kafamı dağıttığı için kitabı sevdim. 
Öncelikle kitabın konusuna değinmek istiyorum. Beklenmedik bir sarsıntı sonucu devasa uzay gemisi Ikarus, bilinmeyen bir gezegene düşer. Bu kazadan kurtulan sadece iki kişi vardır: Binbaşı Merendsen ve evrenin en zengin adamının kızı Lilac. Binbaşı, Lilac gibi zengin kızları tanıdığını sanıyordur ama yanılıyordur. Lilac'sa, Binbaşı'nın iyiliği için onu kendinden soğutmak zorundadır. Ancak duydukları gizemli fısıltılar da işin içine eklenince, ellerinden birlik olmaktan başka bir şey gelmeyecektir.

Şimdi olay örgüsü çok daha iyi bir şekilde okuyucuya aktarılabilirdi bence. Çünkü kurgu gerçekten sağlamdı ama nedense yazarlar bu sağlam kurguyu ellerinden geldiğince  yavan bırakmaktan çekinmemişler. Evet serinin ilk kitabıydı , olaylar yeni başlıyordu falan filan ama bir yere kadar yani. Okuyucunun eline de birkaç olay vermek gerek şimdi değil mi ama? Ama genel olarak kitapta sevmediğim üç temel nokta vardı. Bunlardan ilki, kurgunun sağlam temellere oturtulmamasıydı. Yani bu Ikarus denen uzay gemisi niçin var? Hangi gezegenin insanları niçin orada bulunuyorlar? Bence önce bunu açıklamalı sonrasında asıl olaya giriş yapmalıydılar. İkinci noktaysa, koca kitabın sadece iki karakter üzerinden yürütülmesi. Tamam bu beni çok da rahatsız etmedi kabul ediyorum ama bir yerden sonra da çeşitlilik olmayınca baydı yani. Üçüncü ve son temel noktaysa, kitapta geçen gizemli olaylar okuyucuya tam yansıtılamamıştı bence. Yani en azından bana yansımadı. Yani normalde bu tür olaylarda gerilmem gerekirdi doğal olarak ama bende hiçbir duygu belirtisi oluşturmadılar. O gizemli olayları söylemiyorum ki kitaba şans verirseniz kendiniz öğrenin. Bunların dışında kitabın baskısını çok sevdim. Zaten Go Kitap'ın mıknatıslı kapaklarını seviyorum bir de üstüne şu harika kapak eklenince çok çok çok beğendim kitabın edisyonunu. Dediğim gibi kitap görünüş ve akıcılığıyla tam, kurgusuyla yarım puan aldı benden. Kurgunun aktarımınıysa hiç hiç hiç sevemedim. Ama belki siz seversiniz bilemiyorum. Neyse şimdilik hoşçakalın. Bol kitaplı günler.:)


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder