25 Ocak 2016 Pazartesi

Incarceron | Kitap Yorumu

Herkese merhaba.:)
Hazır tatil gelmişken kendimi iyice kitaplara vurdum sanırım. Sınav stresi , proje koşuşturması falan derken epey boşlamıştım geçtiğimiz dönemde kitap okumayı. Böyle ara vermeden okumayı özlemişim epeyce. Incarceron'u yakın zamanda okumayı planlamıyordum aslında. En çok zorlandığım şeylerden biri de hangi kitabı okuyacağımı seçmektir zaten. Ama bu sıralar böyle dolu dolu fantastik olan , yaratıcı kurguda bir şeyler okumayı istiyordum. Kitabı bitirince anladım ki , Incarceron tam aradığım kitapmış.
Bir hapishane hayal edin ; öyle büyük ki içinde hücrelerle , koridorlar ; dağlar , denizler , ormanlar var. Kocaman bir hapishane düşünün , içinde koskocaman bir dünya var.

Şimdi de o hapishaneye hapsedildiğinizi hayal edin ve kitaba esir olmaya hazır olun. Ama şunu da itiraf etmek gerekirse , başlarda yazarın üslubuna alışamadım. Yani oluşturulan dünyaya tam olarak adapte olamadım sanırım. Ama bu sadece birkaç bölüm sürdü. Sonrasında adeta ben de kitaba hapsoldum. Finn yıllar önce Incarceron'a hapsedilmiş biri. Geçmişine dair hiçbir şey hatırlamasa da dışarıdan geldiğine emin. O ve arkadaşları hapishaneden kaçmaya çalışıyorlar. Tabi canlı ve zekaya sahip bir yerden çıkmak ne kadar mümkünse. Claudia'ysa zamanın yasaklandığı bir dünyada , 17. yüzyıla hapsedilmiş bir prenses. Biri içeri girmeyi , diğeri dışarı çıkmayı arzuluyor. Ancak bu hengamede geçmişe dair sırlar da açığa çıkıyor. Daha önce böyle bir kurguya sahip bir kitap okumamıştım. Yazarın hayal gücünü gerçekten takdir ettim ve hayran kaldım. Kitabın sonuysa ucu açık bir şekilde bitmesine rağmen şimdiden aklımda ikinci kitap için türlü teoriler oluşmaya başladı. Kesinlikle önerebileceğim çok farklı bir kitaptı. Serinin ikinci kitabını da yakın zamanda okumayı planlıyorum. Şimdilik hoşçakalın. Bol kitaplı günler.:)



(Puanım : 4.5 \ 5)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder