20 Ocak 2016 Çarşamba

Becoming Jane | Film Yorumu #5

Herkese merhaba.:)
Malumunuz bu aralar Jane Austen'le ilgili her şeye feci derecede takmış durumdayım. Becoming Jane ise Jane Austen'in hayatını , daha doğrusu yaşadığı büyük aşkı konu alıyor. İlk önce Aşk ve Gurur ; şimdi de Becoming Jane bana aşk filmlerini sevdiren filmler oldular. Becoming Jane son dönemde izlediğim en iyi filmlerden biri oldu diyebilirim sanırım. Zaten böyle biyografi tarzı filmleri izlemeyi de severim. Bu filmde hemen hemen biyografi tarzındaydı. Film , Aşk ve Gurur'da olduğu gibi yine günümüzden 150 - 200 yıl öncesinde geçiyor. Benim hayranı olduğum , kabarık eteklerle balo dansları dönemi olarak nitelendirdiğim zamanda geçiyor yani filmimiz. Hem film sayesinde sıkılmadan , bu efsane olmuş yazarın hayatı hakkında da bilgi edinmiş oluyoruz. Zaten bundan bir önceki yazımda da Jane Austen'in yaşamından bahsetmiştim. Okumak için TIK TIK 
Aslında en çok da gerçek bir hikayenin kurgulaştırılması ilgimi çekti.




Oyuncularıysa cidden çok sevdim. Jane Austen'i Anne Hathaway ; Jane'nin büyük aşkı olan Tom Lefroy'u ise James McAvoy canlandırıyordu. Zaten dönem filmleri deyince de benim aklıma Keira Knightly'den sonra direk Anne Hathaway geliyor ve bu rol için de kendisini çok yakıştırdım. Ah ah! Keşke bu kadar geç izlemeseydim bu filmi.



Filmde sevdiğim bir diğer şeyse,  filmde Jane Austen'in yazarlığa olan tutkusuna da yer verilmesi. Mesela filmde Aşk ve Gurur kitabından kesitler de bulunmaktaydı. Bu kısımları izlerken gülümsemeden edemedim. Çok hoş bir ayrıntı olmuş.

Filmde bazı kısımlarda gülümsedim , bazı kısımlardaysa gözyaşlarımın akmasına engel olamadım. Bu belki benim aşırı duygusallığımdan da kaynaklanıyor olabilir ama filmi izleyince daha iyi göreceksiniz ki , bazı kısımlarda ister istemez insanın gözleri doluyor. Yine duygulandım böyle söyleyince. Kesinlikle izlenmeye değer bir film olduğunu düşünüyorum. Şimdilik hoşçakalın.:)







2 yorum:

  1. Ben pek de duygusal olmayan biri olarak bu filmin sonunda ağlamıştım. Birbirlerini çok sevmelerine rağmen kavuşamamaları, adamın kızına Jane adını koyması çok etkilemişti beni. Hayat adil değil :-( bu yüzden yazar romanlarında aşıkları hep kavuşturuyor ve mutlu son yazıyormuş.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yazarın başından geçen bu aşk hikayesini öğrenmeseydim, yazarı bu kadar sevmezdim sanırım. Garip ama böyle hissediyorum. Çünkü yazılmak için yazılmış romanlar bırakmamış geriye yazar, yaşadıklarını daha doğrusu yaşayamadıklarını yazmış. Böylesi çok daha etkileyici bence ^-^

      Sil