8 Kasım 2015 Pazar

Kuyucaklı Yusuf | Kitap Yorumu

Herkese merhaba.:)
Bu aralar çok fazla kitap okuyasım var, ki geçtiğimiz ayda bitirdiğim kitap sayısının utancını hala  yaşıyorum,  ama sorun şu ki sınav haftasına giriyoruz ve benim ders çalışmam lazım. (Hüzünlü müzik -,-) Hayır yani, yapacak hiçbir işim olmadığında değil kitap gazete bile okumam şimdi bu yoğunlukta acayip bir okuma hevesi geldi. Gel de sinir olma şu işe. Aman canım okumaktan kimseye zarar gelmez. Neyse konuyu iyice saptırmadan sadede geleyim en iyisi. Kuyucaklı Yusuf'u gerçekten keyif alarak okudum. Üstelik çok kısa bir zamanda bitirdim. Sabahattin Ali'nin üslubunu gerçekten çok sevdim ve diğer eserlerini de okumak için sabırsızlanıyorum. Kitabımızın ana karakteri adından da anlaşılacağı üzere, Yusuf. Yusuf küçük bir çocukken yetim kalıyor ve kaymakam Selahattin Bey tarafından evlatlık olarak yetiştiriliyor. Asıl hikayede bundan sonra başlıyor zaten.




''İçindeki bütün yıkıntılara, bütün kederlere rağmen başını yere eğmek istemiyordu. Matemini ortaya vurmdan tek başına yüklenecek ve yeni bir hayata doğru yürüyecekti.''



Kitap boyunca Yusuf'un içinde yaşadığı çalkantılara tanık oluyoruz. Kendini içinde bulunduğu topluma ait hissetmemesi veya büyük aşkına beslediği yoğun ve temiz duygular beni gerçekten etkiledi. Taşra hayatına pek değinilmemişti, ki sanırım bu benim adıma iyi bir şeydi. Çünkü uzun uzun betimlemeler pek bana göre değil. En başta karakterleri çok gerçekçi buldum. Hayatın içindendi hepsi. Kitabı okurken sanki olaylar gerçekten oluyormuşta bende izliyormuşum gibi hissettim. 


''Hiç geçmeyen, hiç unutulmayan şeyler de var beyefendi!
Ölünceye kadar insanın sırtından atamayacağı şeyler de var..''


Yazarın dili olabildiğince sadeydi. Sadeliğinin yanında akıp gidiyordu da. Türk edebiyatına aşikarsanız zaten büyük ihtimalle okumuşsunuzdur Kuyucaklı Yusuf'u. Eğer Türk edebiyatından romanlar okumak istiyorsanız da kesinlikle önereceğim bir roman.
Şimdilik hoşçakalın. Bol kitaplı günler.:)







Hiç yorum yok:

Yorum Gönder