16 Eylül 2015 Çarşamba

Ruh Bağı | Kitap Yorumu

Herkese merhaba.:)
Geldik mi 5. kitaba? Seri bitiyor diye içim kan ağlıyor ama kitapları da elimden bir türlü bırakamıyorum. Bir çırpıda bitiveriyorlar. Kitabı okurken çeşitli duyguları bir arada yaşadım. Yeri geldiğinde gözlerim doldu, yeri geldiğinde kahkahalara boğuldum, bazen de (aslında çoğu zaman) ağzım beş karış açık kaldı. Şimdiyse boşluktayım. Ne hissedeceğimi , nasıl yorumlayacağımı bile bilmiyorum. Ama öncelikle yazarın hayal gücünü takdir etmekle başlayabilirim sanırım. Gerçekten sağ gösterip sol vuranlardan. Ne olacağını asla tahmin edemedim. Tabi bir olay hariç ama ona birazdan zaten değineceğim. Aslında çok da derin kurgusu olmayan sıradan , gençlere yönelik bir kitap olarak görebilirsiniz. Evet belki de öyle. Bununla ilgili polimiğe girmeyeceğim ama karakter oluşturmak gerçekten çok zor bir iş ve Richelle Mead'ın oluşturduğu karakterler gerçekten çok gerçek ve her birini çok seviyorum. Benim için kurgu ne kadar önemliyse , karakter oluşturmak da o kadar önemli , ki zaten yazarımız benim için önemli olan bu iki niceliği de başarıyla meydana getirmiş. 


DİKKAT DİKKAT! YAZININ BUNDAN SONRASINDA HAYATINIZIN SPOİLER'INI YİYEBİLİRSİNİZ!


Zaten bir önceki kitapta olanları biliyorsunuz ama ben yine de kısa bir özet geçeyim. Bildiğiniz üzere önceki kitapta Rose, Dimitri'yi strigoi olmaktan kurtaracak bir tedavi olduğunu öğrenmişti. Ancak onu bu tedaviye götürecek tek kişi , onun ve Lissa'nın baş düşmanı Victor'du. Ki yeri gelmişken söyleyeyim; ben Viktor'u gerçekten seviyorum. Tamam gerçekten ağzını burnunu kırmalık bir karakter ama adam insanı kendine çekiyor bir şekilde işte. Neyse. Rose, Lissa ve Eddie bir olup Victor'u hapisten kaçırıyorlar. O kısımlarda James Bond filmi izler gibi oldum. Daha sonra da tedavinin nasıl yapılacağını falan öğrenip Dimitri'yi kurtarıyorlar. Sonrasında olanlar da pek nahoş olaylar değildi açıkçası ama onlara değinmeyeceğim. Sadece şunu söylemeden geçemeyeceğim , Lissa'yı sonunda sevmeye başladım. Tamam kızdan hiçbir zaman nefret etmedim ama sevmiyordum da şimdi. Ama ağlayıp zırlamayı bir kenara bırakıp sonunda Rose'a onun yardım etmesi , gözüme girmesini sağladı.


Christian'ı da seviyordum ama bu kitapla beraber daha bi sevmeye başladım. Onun yaptığı da çok fedakarcaydı bence. Yani artık bi zahmet onlar bi fedakarlık yapsın değil mi ama? -,- 
Lissa'nın Avery yüzünden geçirdiği bunalımlı halden dolayı malumunuz Christian'la araları limoniydi. Ama ayrı olmalarını sevmiyorum. Ama barıştılar mı okuyup öğrenin bakalım.




Bir de Dimitri'yle Rose cephesi var değil mi? Dimitri olanlardan sonra kendini affedemiyor ki bence kesinlikle haklı ama Rose'a öyle davranması da sinirlerimi bozdu. Sonuçta kız onun için nelere katlanmıştı. Rose'a sinir olan kesimin nedenini anlıyorum ama ben kesinlikle onlardan biri değilim. Tamam Rose, duygularını çok yoğun yaşıyor ve çoğu zaman fevri davranıp yanlış kararlar veriyor ama düşünüyorum da onun yerinde ben olsaydım ben de aynısını yapardım. Bu yüzden Rose'u anlıyor ve destekliyorum. (Yok mu bi alkış -,-) Adrian'la aralarında bir şeyler olması fikri hoşuma gidiyor ama Adrian'ın incinmesini de istemiyorum. Tamam Adrian ve Rose gerçekten uyumlular ama birbirlerini tamamlamıyorlar. Yani Rose ve Dimitri gibi değiller. Bir şeyler eksik. Laf aramızda ben de Dimitri ve Adrian'ın karışımı olan birini bekler oldum bu kitaplarda sonra. Ah ah! Artık biriyle de yetinemiyorum desenize. -,-

SPOİLER BİTTİ !




Kraliçe de iyi mi , kötü mü anlayamadım valla. Başlarda kadına acayip gıcık olmuştum , aslında hala da gıcığım ama sonraları bir huyu suyu değişti, daha bir yumuşak başlı oldu. (ama kesinlikle hala sevilesi değil -,-)
Son kısımda olanlarıysa aklım almıyor valla. Ağzım açık kaldı. Ama iyi bir kız oluyor ve spoiler vermemek adına bu konuyu kapatıyorum.






Kaç kitaptır söyleyeceğim söyleyeceğim unutuyorum. Yeri gelmişken söyleyeyim bari. Bildiğiniz üzere Rose yarı Türk. Evet yanlış duymadınız  (ki bence zaten biliyorsunuz ama ben laf kalabalığı yapıyorum)  Rose'un babası Abe Mazur (yani bildiğiniz İbrahim) Türk ve favori karakterlerimden. (Zaten seri de favori karakterim olmayan yok gibi bir şey artık) Rose'un fevri davranışlarının kime çektiği de böylece açıklık kazanmış oldu. Gerçekten çok esprili , bir o kadar karanlık ve sevilesi bir karakter Abe. Ayrıca yazarın kitabında Türk bir karakter bulundurması benim çok hoşuma gitti. Seriyi hala okumadıysanız kesinlikle başlayın derim. Ama bir başladınız mı elinizden bırakamıyorsunuz benden söylemesi. Şimdilik hoşçakalın.  Bol kitaplı günler. :)




Hiç yorum yok:

Yorum Gönder