25 Ağustos 2015 Salı

The DUFF | Film Yorumu #3

Herkese merhaba. :)
Bugün canım film gecesi yapmak istedi. (Sanki 7-24 film izleyen bir manyak değilmişim gibi. -,-) Neyse ben de kafamı dağıtmak için The Duff'ı izledim. Tipik bir gençlik filmiydi. Okuduğum yorumlardan 'boş' bir film olduğu duyumunu alsam da bence kesinlikle 'boş' bir film değildi. Tabi bu benim nacizane görüşüm. Filmden kendi adıma büyük dersler çıkardım. Aydınlanmamı sağlayan bir film oldu da diyebiliriz aslında. :D
Konusuna değinirsem ; filmimiz lisede geçiyor. Başta da 'tipik' dememin sebebi bu zaten. Neyse. Lise hiyerarşisinden bahsediyor. Yani hani dile gelmese de insanların kafasında oluşturduğu , o acımasız kast sistemi. Filmin ana konusu bu aslında. Bianca kendi halinde bir kız. Ama dış görünüşüne pek önem vermiyor. Dersleri falan da çok iyi. Yani okuldakinlerin tam 'inek' diyeceği türden bir kız. Ama bence doğal halleri gerçekten çok sevimliydi. Bianca fark edilmiyor bile. Tabi yakın
arkadaşları Casey ve Jess bir hayli alımlı kızlar. Bunlar hep üçü 

beraber takılıyorlar ve gelen geçen Jess ve Casey ikilisinden gözlerini alamıyor. Tabi Bianca'yı gören yok. Bianca'yı bu ikiliyle yakınlaşmak için kullanıyorlar. Ama Jess ve Casey gerçekten çok iyi arkadaştılar ve Bianca'nın gerçekten sadık dostlarıydılar. Neyse asıl konumuzu hala açıklayamadım. (Evet hala. -,-) Bir gün Bianca'nın yan komşusu ve çocukluk arkadaşı Wesley , Bianca'ya acı gerçeği tüm acımasızlığıyla söylüyor.

Tabi Bianca başta bu gerçeği yani DUFF (Belirlenmiş Çirkin Şişko Arkadaş) olduğunu kabullenemiyor ancak sonrasında değişmek ve okuldan aşık olduğu çocuğa (Toby) açılmak için Wesley'den yardım istiyor. Wesley'se okulun futbol takımının kaptanı , oldukça çekici ve popüler bir çocuk. Aynı zamanda yan tarafta gördüğünüz okulun popüler kızı Madison Morgan'ın bi dargın bi barışık sevgilisi. Madison'da tam havalı , burnu kaf dağında , boğulası bir karakterdi şimdi. Üstelik Bianca'ya da bir rahat vermedi. İzleyince ( ki izlerseniz -,-) dediğimi anlarsınız. 





Wesley , Bianca'nın arkadaşlığını her ne kadar sevse de onla beraber görülmekten utanıyordu. Ama sonraları bu kötü huyunu aşınca benden tam puan aldı doğrusu. Sanırım ben yine aşık oldum. -,-
Ama çok yakışmıyorlar mı ya. ( Yana bakınız. :D )





Filmin son kısmındaki  mesajsa çok hoşuma gitti. Aslında hepimiz DUFF'ız yani. Hep bizden daha iyi  olduğunu düşündüğümüz biri olacaktır. Kendimizi çirkin bulabiliriz. Veya yeterince zeki olmadığımızı düşünebiliriz. Veya akla gelebilecek türlü türlü bambaşka şeyler. Ama bunların hepsi zırvalık. Ben de önceden başkalarının fikirlerine , kendi değerlerimden çok daha fazla önem veren biriydim ama zamanla bunun ne kadar boş ve saçma olduğunu öğrendim. Bu film de benim için güzel bir hatırlatma oldu. Aslında asıl mesaj 'Kendimizi sevmek de gizli.' Evet İlkay'dan hayat dersleri bölümümüzün de sonuna geldik. :D 
Son olarak demem o ki ; filmi izlerken bol bol güldüm ve verdiği mesajı da kavradığımı düşünüyorum. İzleyip izlememek size kalmış tabi. Beğenip beğenmemekse zevk meselesi. Ancak bir şans vermenizi tavsiye ederim. Şimdilik hoşçakalın. :)











Hiç yorum yok:

Yorum Gönder